Türk Dünyasının Ortak Değeri; CENGİZ AYTMATOV

Türk Dünyasının ortak değerleri denildiği zaman ilk olarak aklımıza dilimiz, dinimiz, tarihimiz, kültürümüz, örf, adet, gelenek, görenek, eğitimimiz ve folklorumuz gelmektedir. Türk Dünyasının ortak değerlerinin oluşması ve bizlere binlerce yıllık tarih süzgecinden süzüle süzüle gelmesi pek tabi ki çok büyük zorluk ve mücadelelerin neticesinde gerçekleşebilmiştir... Türk dünyasının ortak değerlerinin binlerce yıllık zorlu süreçler neticesinde korunarak günümüze kadar ulaşabilmesinde kuşkusuz en büyük görev şairlerimize, ozanlarımıza, fikir adamlarımıza, yazarlarımıza, tarihçilerimize ve kültür elçilerimize düşmüştür…   Bu anlamda ilk olarak akla gelen ortak değerlerimize bakacak olursak; Dede Korkut,  Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmud, Hoca Ahmet Yesevi, Ahmet Yükneki, Mevlana, Yunus Emre, Nasreddin Hoca, Genceli Nizamî, Hacı Bektaşi Veli, Ahi Evran, Ali Şir Nevai, Fuzulî,  Köroğlu, Karacaoğlan, Mirza Fethali Ahundzade, Abay Kunanbayulu, İsmail Gaspıralı, Elekber Sabir, Mehmet Âkif Ersoy, Ziya Gökalp, Mağcan Cumabayulu, Bahtiyar Vahapzade, Muhtar Avezov, Hüseyin Cavid, Ârif Nihat Asya ve Cengiz Aytmatov isimleri karşımıza çıkmaktadır…Türk Dünyasının ortak değerleri artık günümüzde TÜRKSOY başta olmak üzere, Türk Keneşi, Türkpa, Türk Kültür Miras Vakfı ve Türk Akademisi gibi uluslararası organizasyonlarımız tarafından korunarak gelecek kuşaklara aktırılması yönünde bu anlamda çok ciddi organizasyonlar yapmaktadırlar. TÜRKSOY, bu bağlamda doğumunun 90’ıncı yıldönümü olması münasebetiyle 2018 yılını ‘Cengiz Aytmatov'u anma yılı’ olarak ilan etmiştir.Türk Dünyasının ortak değerlerinden biri olan Cengiz Atmatov, sadece Kırgızistan’ın, Kazakistan’ın, Türkiye’nin, Türk Dünyasının değil aynı zamanda Dünya Edebiyatı’nın da gelmiş geçmiş en büyük yazarlarının başında gelmektedir. Aytmatov, Kırgız halkının dünyaya kazandırdığı en büyük armağanıdır. Aytmatov'un eserleri incelendiği zaman dar anlamda Kırgız ve Kazak insanına, geniş anlamda Türk Dünyasına ve evrensel anlamda ise tüm insanlığa hitap ettiği görülecektir. 12 Aralık 1928’de Kırgızistan'ın Talas bölgesinin Şeker köyünde dünyaya gelen Aytmatov’un hayatı meydana gelen dünya savaşları, ciddi değişim ve dönüşümlerin gölgesinde çok büyük zorluklar içerisinde geçmiştir. Babası Törökul Aytmatov, Sovyet Kırgızistan döneminde seçkin bir devlet adamıyken, 1937'de Türk birliğini desteklediği için tutuklanmasının ardından içlerinde dönemin Kırgızistan Başbakanı’nın da bulunduğu 137 kişiyle birlikte 1938 yılında infaz edilerek Çon Taş denilen yerde, eski bir tuğla fabrikasına gizlice gömülmüşlerdir. Kırgızistan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından aydınların katledildiği alan düzenlenerek Ata Beyt isimli anıt mezar haline getirilmiştir. Aytmatov 10 Haziran 2008 tarihinde yaşamını yitirdiğinde vasiyeti üzerine babası Törökul Aytmatov’un yanına Ata-Beyit mezarlığına defnedilmiştir. Cengiz Aytmatov, hayatı boyunca babası gibi Türklük şuurunu Sovyet sistemi içinde muhafaza etmeye çalışarak bu yönde eserler yazmıştır.  Aytmatov çocukluğunda babaannesi Alımkan’ın Kırgız gelenek, görenek, halk türküleri, ağıtlar ve masallarını dinleyerek büyümüş, bu durum eserlerine de yansımıştır.Aytmatov, Bişkek'te Veterinerlik Yüksek Okulu’ndan mezun olduktan sonra 1952'de ilk eserini yazar. Dağlar ve Steplerden Masallar adlı öykü kitabıyla büyük ün kazanan Aytmatov,1963'te Sovyetler Birliliği”nin en önemli edebiyat ödülü olan Lenin Edebiyat Ödülü”nü alan en genç kişi olur. “Cemile” adlı aşk romanının Fransız şair Louis Aragon tarafından Fransızcaya çevrilmesiyle ünü daha geniş kitlelere yayılır.   Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov'un Rusya’daki Sovyet Sosyalist rejim değişikliği sırasında geleneklerini korumaya çalışan insanların anılarının, kutsal saydığı her şeyin yok sayılması, aşkın sorgulanması, insanların mankurtlaşma veya geleneklerini koruma arasındaki  tercihler arasında kalmalarının ele aldığı en önemli eserlerinin başında gelmektedir.  Aytmatov’un Fransa’da V. Lackhine tarafından “yılın kitabı” olarak gösterilen “Gün Olur Asra Bedel” eserinde bahsedilen ”mankurtlaşma” süreci kişinin sosyal kimlik değiştirme ve öz kökenine yabancılaşma anlamını karşılayan bir terim olarak sosyal psikoloji literatüründeki yerini almıştır.Aytmatov yazarlığa başladığı dönemde en büyük desteği dünyaca ünlü Kazak yazar Muhtar Avezov’dan görmüştür. Aytmatov, bir yazısında, ‘’Bir zamanlar Rus kültürünün gelişimini Puşkin nasıl etkilediyse, Orta Asya ülkelerinde çağdaş yaratıcı düşünce ve manevi hayatın oluşumunda da Avezov’un aynı şekilde etkisi olduğunu düşünüyorum” diyerek Avezov’a duymuş olduğu saygıyı bu şekilde dile getirmiştir.Aytmatov, hayatı boyunca gelenek ve göreneklerine sadık kalmıştır. Eserlerinde mitolojik unsurları, folklorik malzemeyi ustaca kullanan çağdaş bir bilgedir. Onun eserlerinde Kırgız halk kültürünün yanı sıra eski Türk dinî inançları, halk hikâyeleri, efsaneler, masallar, destanlar, türküler gibi halk kültürünün bütün unsurları yazıya dökülerek ölümsüzleşmiştir.Aymatov’un eserlerindeki en önemli ilham kaynaklarının başında Manas Destanı gelir. Eserlerinde bu bağlamda ağızdan ağza geçen efsaneleri, destanları, masal ve hikâyeleri tüm yönleriyle ele almaya çalışmıştır. Aytmatov, Türk milletinin tarih içindeki sevinçlerini, tasalarını, kahramanlıklarını ve engin tecrübelerini yazıya dökerek Türk Dünyasında çok sevilip saygı duyulan bir yazar haline gelmiştir. Eserlerinde içinde yaşadığı toplumun sorunlarını ve çelişkilerini de anlatmıştır. Bu bağlamda sorunların üstünden gelmek için öncellikle geçmişe bağlı olmak gerektiğinin, kendinden ve milletinden haberdar olmanın önemine özellikle dikkat çekmeye çalışmıştır.Aytmatov, mücadelesini sanat yoluyla vermiş, dönem dönem uygulanan sansürü aşabilmek için eserlerinde çeşitli (mecaz-metafor)benzetmelerden yararlanmıştır. İleri görüşlü aydın bir kişiliğe sahipti. Günümüzden 50/60 yıl önce Sovyetler döneminde Türk Dünyasının ilerde muhakkak bir araya gelebilmesi gerektiği yönündeki görüşlerini sıklıkla eserlerinde dile getirmiştir. Türk kültürünün tanıtılmasına ve gelişmesine önemli hizmetlerde bulunan Aytmatov, Türk Dünyasını oluşturan ülke ve topluluklar arasında çok önemli manevi bir köprü görevi üstlenmiştir.Aytmatov’un eserlerinde kadının sosyal yaşamın içerisinde hem anne hem çalışan mücadeleci bir karakter hem de Türk toplumunda erkek kadar eşit bir kimliğe sahip olduğuna dikkat çekmeye çalışmıştır.Aytmatov, Kırgızistan’ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra Talas Bölgesi Milletvekilliği yapmasının yanı sıra diplomat kimliğiyle ülkesini Almanya ve Lüksemburg’da Büyükelçilik, Avrupa Birliği, NATO ve UNESCO’da ise temsilci olarak başarıyla temsil etmiştir. Aytmatov’un başlıca eserlerine bakacak olursak Gün Olur Asra Bedel, Cemile, Selvi Boylum Al Yazmalım, Cengiz Han’a Küsen Bulut, Çocukluğum, Gül Sarı, İlk Öğretmen, Beyaz Gemi ve Toprak Ana ilk olarak karşımıza çıkar.UNESCO’nun verilerine göre Aytmatov’un kitapları dünya okuyucularının ilgisini hem edebî hem felsefi derinliğiyle çekmiş. Eserleri 170’ten fazla dile çevrilmiş. Eserlerinin toplam baskı sayısının 60 milyonu geçtiği ifade edilmiştir.    Doğumunun 90’ıncı yıl dönümünde Cengiz Aytmatov’u büyük bir sevgi, saygı, özlem ve rahmetle anıyoruz. Türk Dünyası onun öngörüde bulunduğu şekilde gün geçtikçe bir araya gelerek güçlenmeye devam ediyor.  Ruhu şad olsun…  

Türk Dünyasının Ortak Değeri; CENGİZ AYTMATOV

Türk Dünyasının ortak değerleri denildiği zaman ilk olarak aklımıza dilimiz, dinimiz, tarihimiz, kültürümüz, örf, adet, gelenek, görenek, eğitimimiz ve folklorumuz gelmektedir. Türk Dünyasının ortak değerlerinin oluşması ve bizlere binlerce yıllık tarih süzgecinden süzüle süzüle gelmesi pek tabi ki çok büyük zorluk ve mücadelelerin neticesinde gerçekleşebilmiştir... Türk dünyasının ortak değerlerinin binlerce yıllık zorlu süreçler neticesinde korunarak günümüze kadar ulaşabilmesinde kuşkusuz en büyük görev şairlerimize, ozanlarımıza, fikir adamlarımıza, yazarlarımıza, tarihçilerimize ve kültür elçilerimize düşmüştür…   Bu anlamda ilk olarak akla gelen ortak değerlerimize bakacak olursak; Dede Korkut,  Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmud, Hoca Ahmet Yesevi, Ahmet Yükneki, Mevlana, Yunus Emre, Nasreddin Hoca, Genceli Nizamî, Hacı Bektaşi Veli, Ahi Evran, Ali Şir Nevai, Fuzulî,  Köroğlu, Karacaoğlan, Mirza Fethali Ahundzade, Abay Kunanbayulu, İsmail Gaspıralı, Elekber Sabir, Mehmet Âkif Ersoy, Ziya Gökalp, Mağcan Cumabayulu, Bahtiyar Vahapzade, Muhtar Avezov, Hüseyin Cavid, Ârif Nihat Asya ve Cengiz Aytmatov isimleri karşımıza çıkmaktadır…Türk Dünyasının ortak değerleri artık günümüzde TÜRKSOY başta olmak üzere, Türk Keneşi, Türkpa, Türk Kültür Miras Vakfı ve Türk Akademisi gibi uluslararası organizasyonlarımız tarafından korunarak gelecek kuşaklara aktırılması yönünde bu anlamda çok ciddi organizasyonlar yapmaktadırlar. TÜRKSOY, bu bağlamda doğumunun 90’ıncı yıldönümü olması münasebetiyle 2018 yılını ‘Cengiz Aytmatov'u anma yılı’ olarak ilan etmiştir.Türk Dünyasının ortak değerlerinden biri olan Cengiz Atmatov, sadece Kırgızistan’ın, Kazakistan’ın, Türkiye’nin, Türk Dünyasının değil aynı zamanda Dünya Edebiyatı’nın da gelmiş geçmiş en büyük yazarlarının başında gelmektedir. Aytmatov, Kırgız halkının dünyaya kazandırdığı en büyük armağanıdır. Aytmatov'un eserleri incelendiği zaman dar anlamda Kırgız ve Kazak insanına, geniş anlamda Türk Dünyasına ve evrensel anlamda ise tüm insanlığa hitap ettiği görülecektir. 12 Aralık 1928’de Kırgızistan'ın Talas bölgesinin Şeker köyünde dünyaya gelen Aytmatov’un hayatı meydana gelen dünya savaşları, ciddi değişim ve dönüşümlerin gölgesinde çok büyük zorluklar içerisinde geçmiştir. Babası Törökul Aytmatov, Sovyet Kırgızistan döneminde seçkin bir devlet adamıyken, 1937'de Türk birliğini desteklediği için tutuklanmasının ardından içlerinde dönemin Kırgızistan Başbakanı’nın da bulunduğu 137 kişiyle birlikte 1938 yılında infaz edilerek Çon Taş denilen yerde, eski bir tuğla fabrikasına gizlice gömülmüşlerdir. Kırgızistan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından aydınların katledildiği alan düzenlenerek Ata Beyt isimli anıt mezar haline getirilmiştir. Aytmatov 10 Haziran 2008 tarihinde yaşamını yitirdiğinde vasiyeti üzerine babası Törökul Aytmatov’un yanına Ata-Beyit mezarlığına defnedilmiştir. Cengiz Aytmatov, hayatı boyunca babası gibi Türklük şuurunu Sovyet sistemi içinde muhafaza etmeye çalışarak bu yönde eserler yazmıştır.  Aytmatov çocukluğunda babaannesi Alımkan’ın Kırgız gelenek, görenek, halk türküleri, ağıtlar ve masallarını dinleyerek büyümüş, bu durum eserlerine de yansımıştır.Aytmatov, Bişkek'te Veterinerlik Yüksek Okulu’ndan mezun olduktan sonra 1952'de ilk eserini yazar. Dağlar ve Steplerden Masallar adlı öykü kitabıyla büyük ün kazanan Aytmatov,1963'te Sovyetler Birliliği”nin en önemli edebiyat ödülü olan Lenin Edebiyat Ödülü”nü alan en genç kişi olur. “Cemile” adlı aşk romanının Fransız şair Louis Aragon tarafından Fransızcaya çevrilmesiyle ünü daha geniş kitlelere yayılır.   Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov'un Rusya’daki Sovyet Sosyalist rejim değişikliği sırasında geleneklerini korumaya çalışan insanların anılarının, kutsal saydığı her şeyin yok sayılması, aşkın sorgulanması, insanların mankurtlaşma veya geleneklerini koruma arasındaki  tercihler arasında kalmalarının ele aldığı en önemli eserlerinin başında gelmektedir.  Aytmatov’un Fransa’da V. Lackhine tarafından “yılın kitabı” olarak gösterilen “Gün Olur Asra Bedel” eserinde bahsedilen ”mankurtlaşma” süreci kişinin sosyal kimlik değiştirme ve öz kökenine yabancılaşma anlamını karşılayan bir terim olarak sosyal psikoloji literatüründeki yerini almıştır.Aytmatov yazarlığa başladığı dönemde en büyük desteği dünyaca ünlü Kazak yazar Muhtar Avezov’dan görmüştür. Aytmatov, bir yazısında, ‘’Bir zamanlar Rus kültürünün gelişimini Puşkin nasıl etkilediyse, Orta Asya ülkelerinde çağdaş yaratıcı düşünce ve manevi hayatın oluşumunda da Avezov’un aynı şekilde etkisi olduğunu düşünüyorum” diyerek Avezov’a duymuş olduğu saygıyı bu şekilde dile getirmiştir.Aytmatov, hayatı boyunca gelenek ve göreneklerine sadık kalmıştır. Eserlerinde mitolojik unsurları, folklorik malzemeyi ustaca kullanan çağdaş bir bilgedir. Onun eserlerinde Kırgız halk kültürünün yanı sıra eski Türk dinî inançları, halk hikâyeleri, efsaneler, masallar, destanlar, türküler gibi halk kültürünün bütün unsurları yazıya dökülerek ölümsüzleşmiştir.Aymatov’un eserlerindeki en önemli ilham kaynaklarının başında Manas Destanı gelir. Eserlerinde bu bağlamda ağızdan ağza geçen efsaneleri, destanları, masal ve hikâyeleri tüm yönleriyle ele almaya çalışmıştır. Aytmatov, Türk milletinin tarih içindeki sevinçlerini, tasalarını, kahramanlıklarını ve engin tecrübelerini yazıya dökerek Türk Dünyasında çok sevilip saygı duyulan bir yazar haline gelmiştir. Eserlerinde içinde yaşadığı toplumun sorunlarını ve çelişkilerini de anlatmıştır. Bu bağlamda sorunların üstünden gelmek için öncellikle geçmişe bağlı olmak gerektiğinin, kendinden ve milletinden haberdar olmanın önemine özellikle dikkat çekmeye çalışmıştır.Aytmatov, mücadelesini sanat yoluyla vermiş, dönem dönem uygulanan sansürü aşabilmek için eserlerinde çeşitli (mecaz-metafor)benzetmelerden yararlanmıştır. İleri görüşlü aydın bir kişiliğe sahipti. Günümüzden 50/60 yıl önce Sovyetler döneminde Türk Dünyasının ilerde muhakkak bir araya gelebilmesi gerektiği yönündeki görüşlerini sıklıkla eserlerinde dile getirmiştir. Türk kültürünün tanıtılmasına ve gelişmesine önemli hizmetlerde bulunan Aytmatov, Türk Dünyasını oluşturan ülke ve topluluklar arasında çok önemli manevi bir köprü görevi üstlenmiştir.Aytmatov’un eserlerinde kadının sosyal yaşamın içerisinde hem anne hem çalışan mücadeleci bir karakter hem de Türk toplumunda erkek kadar eşit bir kimliğe sahip olduğuna dikkat çekmeye çalışmıştır.Aytmatov, Kırgızistan’ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra Talas Bölgesi Milletvekilliği yapmasının yanı sıra diplomat kimliğiyle ülkesini Almanya ve Lüksemburg’da Büyükelçilik, Avrupa Birliği, NATO ve UNESCO’da ise temsilci olarak başarıyla temsil etmiştir. Aytmatov’un başlıca eserlerine bakacak olursak Gün Olur Asra Bedel, Cemile, Selvi Boylum Al Yazmalım, Cengiz Han’a Küsen Bulut, Çocukluğum, Gül Sarı, İlk Öğretmen, Beyaz Gemi ve Toprak Ana ilk olarak karşımıza çıkar.UNESCO’nun verilerine göre Aytmatov’un kitapları dünya okuyucularının ilgisini hem edebî hem felsefi derinliğiyle çekmiş. Eserleri 170’ten fazla dile çevrilmiş. Eserlerinin toplam baskı sayısının 60 milyonu geçtiği ifade edilmiştir.    Doğumunun 90’ıncı yıl dönümünde Cengiz Aytmatov’u büyük bir sevgi, saygı, özlem ve rahmetle anıyoruz. Türk Dünyası onun öngörüde bulunduğu şekilde gün geçtikçe bir araya gelerek güçlenmeye devam ediyor.  Ruhu şad olsun…  

Azerbaycan'da bir kütüphaneye Nuri Paşa'nın ismi verildi

Gence Devlet Üniversitesi'nde oluşturulan kütüphaneye Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa'nın ismi verildi.Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) katkılarıyla Azerbaycan'ın Gence Devlet Üniversitesinde oluşturulan kütüphaneye, Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa'nın ismi verildi.Anadolu Ajansı'nın haberine göre Azerbaycan'ın ikinci büyük kenti olan Gence'deki kütüphanenin açılışına, Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral, Gence Valisi Niyazi Bayramov, Türkiye'nin Gence Başkonsolosu Zeki Öztürk, TİKA Bakü Program Koordinatörü Teoman Tiryaki, Gence Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusif Yusifov, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.100. YILINDA KAFKAS İSLAM ORDUSUTİKA'nın 1993'ten beri Azerbaycan'da faaliyet yürüttüğünü ve Türkiye'nin, kalkınmasına destek verdiği ülkeler sıralamasında Azerbaycan'ın en başta yer aldığını vurgulayan Özoral, şunları kaydetti:"Bu tesadüfi değildir. Bu, bizim sevincimizi de kederimizi de paylaşma arzumuzdan kaynaklanıyor. 2018, Kafkas İslam Ordusunun Azerbaycan'a gelmesinin 100. yıldönümü. O dönemde, Osmanlı Devleti bir ölüm kalım mücadelesine düşmüştü. Bütün cephelerde yenilgilerle yüz yüze kaldığı bir dönemde en iyi askerlerini Azerbaycan'a gönderdi. Bu ordunun sayesinde Azerbaycan bağımsızlığını tam olarak kazandı. 15 Eylül 1918'de Bakü kurtuldu.Bugün bizlere düşen atalarımızın 100 sene önce bıraktığı emanete sahip çıkmaktır. Bu kütüphane de bir yandan Kafkas İslam Ordusu ve Nuri Paşa'nın hatırasını yaşatırken bir yandan da Gence Devlet Üniversitesinde okuyan talebelere bilgiye ulaşma imkanı sağlayacaktır."Gence Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusifov, katkılarından dolayı Türkiye devletine teşekkür ederek, "Kütüphanemize, Bakü'yü Ermeni ve Bolşevik çetelerden temizleyen Nuri Paşa'nın adının verilmesinden büyük gurur yaşıyoruz." dedi.TİKA Bakü Program Koordinatörü Tiryaki, Azerbaycan'da 25 yıldır geniş bir yelpazede projeler gerçekleştirdiklerini, eğitim, sağlık ve ekonomiye katkı sağlayan projelere öncelik verdiklerini kaydetti. Tiryaki, yeni projelerle Azerbaycan'daki destek faaliyetlerini daha güçlü şekilde devam ettireceklerini vurguladı.Konuşmaların ardından Büyükelçi Özoral ve Vali Bayramov, konuklarla birlikte kütüphaneyi gezerek yetkililerden bilgi aldı. Yaklaşık 6 bin öğrencinin eğitim aldığı Gence Devlet Üniversitesinin içinde kurulan kütüphanede 20 bin kitap bulunuyor. Kütüphane ve okuma salonunun tüm tefrişatı TİKA tarafından gerçekleştirildi. TİKA ayrıca, kütüphane yaklaşık bin adet Türkçe kitap hediye etti.NURİ PAŞA VE KAFKAS İSLAM ORDUSUKafkas İslam Ordusu, Osmanlı Devleti'nin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın talimatıyla kuruldu ve Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkasya Cephesi'nde savaştı. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ve Dağıstan'ın Osmanlı'dan yardım talep etmesi üzerine Nuri Paşa (Killigil) komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan'a doğru sefere çıktı.Gence'ye 25 Mayıs 1918'de ulaşan Kafkas İslam Ordusu'ndaki asker sayısı, Azerbaycan kolordusundan yapılan bin kişilik takviyeyle 12 bine çıktı. Güzergahındaki Göyçay, Salyan, Ağsu ve Kürdemir'i de Bolşevik birlikleri ve Ermeni çetelerinden temizleyen Kafkas İslam Ordusu, 15 Eylül 1918'de Bakü'yü kurtardı. Kafkas İslam Ordusu, Bakü'nün kurtuluşu için bin 130 şehit verdi.Azerbaycan'ın Bakü, Şeki, Şamahı, Göyçay, Kürdemir, Neftçala ve Guba gibi birçok bölgesinde Kafkas İslam Ordusu şehitlerinin anıt mezarları bulunuyor.QHA

Kazakistan'da Türkoloji Okuma Salonu Açıldı

Kazakistan'ın başkenti Astana'daki Milli Kütüphane'de, Türkoloji okuma salonu açıldı.Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in önerdiği "Türk medeniyeti: Geçmişten Bugüne" projesi çerçevesinde açılan salonun açılış törenine, Kazakistan Kültür ve Spor Bakanı Arıstanbek Muhamediulı ve Türkiye'nin Astana Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Abdülmuttalib Çetin'in yanı sıra çok sayıda Türkolog ve davetliler katıldı.Bakan Muhamediulı, burada yaptığı konuşmada, "Donatılan okuma salonunun halka hizmet etmesinin temel amacı, uzun zamandır bir arada yaşayan Türk halklarının ortak ruhani mirasını korumak, onu geniş bir yelpazede tanıtmak ve daha da geliştirmektir." dedi.Törende Kazakça, Rusça ve İngilizce yayımlanan ve 3 bölümden oluşan "Türkoloji. Dünya Türkoloji Tarihi" kitabı tanıtıldı, "Kazakistan'da modern Türkoloji'yi Geliştirme" temalı konferans düzenlendi. Kaynak: AA

Meşədə yanğın (hekayə)

                       MEŞƏDƏ   YANĞIN . Meşə tam sükut  içərisində idi. Sükut  burada bitən hər şeyin ən sabit qanunudur. Nadir  hallarda lap uzaqlardan hürküdülmüş bir heyvanın  səsi  eşidilir, quş qanadının  pırıltısı  qulağa yetir.Meşə aləminin səsi ancaq bunlardan ibarətdir.Bu aləmdə  bütün yer üzünün musiqisi səslənir. Burada ağaclar  bir-birinə heç bənzəmir. Hər birinin yarpağının, qol-budağının özünəməxsus  görünüşü  var. Elə bil  bir-birinə bağlanmış  bu  budaqların  arasından gün  işığı  güclə  süzülüb keçir. Budaqlar  da  cürbəcür -  yumru, hamar, əyri-üyrü, nizə  kimi  düzdür. Hərəsinin öz üslubu  var, sanki  gözəgörünməz  bir  qayçı  durmadan  əl  gəzdirir onlara... Budur , bax, çürümüş kötük: əsl xəzinədir!.. Qara, göy  göbələklər onun qulaqlarına çevrilib, qıpqırmızı  parazit  bitkilər  onu  yaquta  qərq edib, sarmaşıqlar  ona  saqqal  olub... Lakin  bu  gözəllikdən   həzz almağa  gələn  bir qrup  insan  meşənin  sakitliyini  pozdu. Onlar  bir-biri  ilə  zarafatlaşır, deyib-gülürdülər. İçdikləri  su  şüşəsini  torpağın  bağrında  sındırıb  gün  işığına tutur, yoldaşlarının  gözünə  salırdılar. Sonra  şüşə  qırığını  meşəyə  tullayıb əyləncələrinə  davam  etmək  üçün  ocaq  qaladılar. Siqaret  çəkə-çəkə  xeyli  söhbət etdikdən sonra meşəni tərk etdilər. Bir azdan yenə sakitlik çökdü. Təkcə söndürülməmiş  ocağın  çartıltısı  eşidilirdi. Birdən  astadan  ufultu  gəldi, sükutu bircə  anlıq  pozdu. Bu, bir az  bundan  əvvəl  budaqlarına  balta  çalınmış  ağac idi. Hələ ağrılarını  indi  hiss edirdi. Onun bu  halına  acıyan  qonşu  ağac  dözmədi:-      -   Bu  insanlar  çox  qəddardırlar. Onlar  bizi  amansızcasına  məhv  edirlər.Digər  ağac  əlavə  etdi:-        - Onlar  bizdən  öz  məqsədləri  üçün  istifadə  edirlər, bizə  zərərdən  başqa  heç nə  vermirlər.         Birdən  baş verən  yanğın  ağacların  söhbətinə  son  qoydu. Yanğın  getdikcə şiddətlənir, alov  yavaş – yavaş  ətrafı  bürüyürdü. Ağacların  şaqqıltısından  qulaq tutulurdu. Elə bil  meşə  qəzəbə  tuş  gəlmişdi. Ağaclar  qışqırır, haray  çəkirdilər. Lakin  onların  səsini  eşidəcək  bir  kimsə  yox  idi. Artıq  meşənin böyük  bir  hissəsi qaralı- qırmızılı alova bürünmüşdü. Qapqara  tüstü  göyə  nalə  çəkirdi... Budur  bir neçə  yanğınsöndürən  texnika,  üç  vertolyot  yanan  meşənin  harayına gəldi. Vertolyotdan  qamçı  kimi  yerə  enən  su  alova  qarışır   və  ona  qalib gəlirdi. Fövqəladə  Hallar  Nazirliyinin  Yanğından  Mühafizə  Hissəsindən  hadisə  yerinə göndərilənlərin  səyi  ilə  yanğının  genişlənməsinin  qarşısı  alınırdı... Nəhayət,  meşə xilas edilir. Lakin  yerində  qapqara  külə  dönmüş  ağaclar ,  kösövlər  qalır. Yanan sahədən  bir  az  kənarda  yenicə  boy  atmış,  körpəcə   yaşıl  yarpaqlarını  günə çıxarmış  çox  kiçik  ağac  var  idi. O, kədərli-kədərli  yanmış  sahəyə baxırdı. Fikirləşirdi: “  Bayaq  insanların  qəddarlığından  danışan, indi  yanıb  külə  dönmüş bu  ağacları  elə  insanlar  xilas etdilər “. O düşünür...düşünürdü.     Sıxılırdı  elə  bil. Birdən  torpaq  dilə  gəlib soruşdu:-        -  Qorxursan?Körpə  ağac  yarpaqlarını  yellətdi. Bu  “ hə ” demək idi. Torpaq  yenə  soruşdu:-       -   Niyə?-       -   Axı  tək  qaldım.-        -  Sən  dikələrsən, böyüyərsən, artarsan. Meşəmiz   əvvəlki   kimi  canlanar.  Bir də  bax  onlar  var.  Başını   yuxarı  qaldır.Körpə  ağac  başını qaldırdı. Xilasedicilərdən  biri  elə bil  ağacı  indi  gördü,  sevincindən  gözləri  parıldadı. Kiçik  budağı  torpaqdan qaldırdı, yarpaqlarını   toz-torpaqdan  təmizlədi.  Körpə  ağacın  gözlərində  ümid  işığı parıldadı.                                           

Aytmatov’un 90. yıldönümüne adanan diplomatik resepsiyon Ankara’da verildi

Türkiye’nin başkenti Ankara’da Kırgızistan Cumhuriyeti’nin 27. yıldönümüne ve dünyaca ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un doğumunun 90.yılına ithaf edilen diplomatik resepsiyoon verildi.Kırgızistan Dışişleri Bakanlığı basın hizmetinden yapılan yazılı açıklamaya göre, 30 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da verilen Kırgızistan Cumhuriyeti’nin 27. yıldönümüne ve dünyaca ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un doğumunun 90. yılına adanan resepsiyona Türkiye Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Kırgızistan Sanayi ve Enerji Devlet Komitesi Başkan Yardımcısı Kadırbayev, Büyükelçiler, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan Kırgızların diasporasının temsilcileri, Ankara'da akredite edilmiş uluslararası kuruluşlar, kamu kurumları, aydınlar, iş yapıları ve diaspora temsilcileri katıldı.Etkinlikte konuşma yapan Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçisi İbragim Cunusov, ikili işbirliğin dinamiklerine işaret ederek, mevcut ikili ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.Kırgızistan’ın dış politikası hakkında bilgi veren Büyükelçi Cunusov, her düzeyde ikili ilişkilerin yoğunlaşmasına katkıda bulunan Kırgızistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 9-11 Nisan 2018 resmi ziyaretinde kişisel ilişkilerin kurulduğunu kaydetti.Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov sayesinde dünyanın Kırgızistan’ı tanıdığını belirten Cunusov, yazarın özel katkısına vurgu yaptı.

"Dede Korkut" UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Listesinde

Türk Dünyasının ortak değeri "Dede Korkut", UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi'ne oy birliğiyle kabul edildi. Türkiye, UNESCO listesinde en çok yer alan 5 ülkeden biri konumunda.Türk Dünyasının ortak değeri "Dede Korkut", UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi'ne oy birliğiyle kabul edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ,"Dede Korkut: Destan, Masal ve Müzik" dosyasının, Kazakistan'ın moderatörlüğünde, Azerbaycan ve Türkiye'nin katılımıyla çok uluslu olarak hazırlandığı belirtildi.Açıklamada, Türk dünyasının yüzlerce yıllık kültürel kimliğinin taşıyıcısı ve ortak mirası olan "Dede Korkut" etrafında şekillenen destan, masal ve müzik geleneğinin, başta kuzeydoğu olmak üzere Türkiye genelinde yaşatıldığı anımsatıldı. Türkiye, bu kararla temsili listeye en çok unsur kaydettiren ilk 5 ülke arasındaki yerini de korurken Bakan Mehmet Akif Ersoy da twitter hesabından, "Türk destanı 'Dede Korkut' Morityus Cumhuriyeti'nde gerçekleştirilen UNESCO toplantısında 'Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi'ne oy birliği ile kabul edildi ve listedeki 17. unsurumuz oldu. Hayırlı olsun." ifadelerini kullandı.QHA

Türk Dünyasının Genç Şairleri Semerkant'ta Buluştu

Özbekistan'ın Semerkant kentinde Türk dili konuşan ülkelerden genç şairlerin katılımı ile 'Semerkant Şiir Akşamları' programı başladı.Türk dili konuşan ülkelerden genç şairler, 14-16 Kasım tarihleri arasında Özbekistan'ın Semerkant kentinde düzenlenen "Semerkant Şiir Akşamları" programında buluştu. Programa Özbekistan,Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Türkmenistan'dan şairler katıldı. Türkiye adına ise etkinliğe Avrasya Yazarlar Birliği üyesi Ali Oktay Özbayrak katıldı.Program, Türk halkları arasındaki edebi ilişkileri güçlendirmeyi hedefliyor. Üç günlük program çerçevesinde şiir dinletisi, yuvarlak masa toplantıları, ünlü şairlerle görüşmeler yapılacak. Etkinlik Özbekistan Gençler Birliği ve Özbekistan Yazarlar Birliği'nin destekleriyle düzenleniyorKabar.kg 

Dursun Kuveloğlunun “Şahsənəm” romanı Azərbaycanda nəşr olunub

Türkiyəli tanınmış yazıçı Dursun Kuveloğlunun “Şahsənəm” romanı Atatürk Mərkəzi tərəfindən nəşr olunub. Əsər Osmanlı dövlətinin son dönəmlərindən başlayaraq (1990-1970-ci illərdə) erməni disporunun yaranması, ermənilərin türklərə qarşı törətdikləri saysız-hesabsız vəhşiliklərdən bəhs edir. Romanda 1915-ci il hadisələrində ailəsini itirən, yurdsuz-yuvasız qalan Şahsənəm adlı günahsız, qızcığazın uşaq yaşlarından qocalanadək sürdüyü ömür yolu təsvir olunub.Kitabın , ön sözün müəllifi Azərbaycanda ATATÜRK Mərkəzinin direktoru,  professor, akademik, Əməkdar elm xadimi, Milli Məclisin üzvü Nizami Cəfərov, redaktoru Azərbaycanda Atatürk Mərkəzinin Baş redaktoru, şair-publisist, jurnalist Dəyanət Osmanlı, məsləhətçisi Azərbaycan Yazıçılar Birliyinin gənclər üzrə katibi, “525-ci qəzet”in Baş redaktoru Rəşad Məcid, Türkiyə türkcəsindən çevirənlər isə Elmin Nuri və Cavid Qədirdir.http://ataturk.az/2018/11/06/613/

100. Yılında Sovyet İhtilali ve Türk Dünyası kitabı yayımlanmıştır.

Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından 100. Yılında Sovyet İhtilali ve Türk Dünyası kitabı yayımlanmıştır. Kitap için lütfen tıklayınız.

"Türk Dünyasının Bilge Yazarı Cengiz Aytmatov"

Türk dünyasının usta kalemlerinden Kırgız edebiyatçı Cengiz Aytmatov, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı ve TÜRKSOY (Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı) işbirliğiyle düzenlenen özel programda anıldı."Türk Dünyasının Bilge Yazarı Cengiz Aytmatov 90 Yaşında" ismiyle Türk Edebiyatı Vakfı'nda gerçekleştirilen program, Aytmatov'un hayatına odaklanan belgesel gösterimiyle başladı.TÜRKSOY Başkanı Düsen Kaseinov, TÜRKSOY'un 2018 yılını Türk dünyasında "Cengiz Aytmatov Anma Yılı" olarak ilan ettiğini hatırlatarak, bu durumun Aytmatov ve eserlerinin tanıtılması çabalarına önemli bir katkı sunacağını söyledi.Aytmatov'u şahsen tanıma, onunla sohbet etme ve birlikte çalışma imkanına sahip olduğunu aktaran Kaseinov, "Onun fikirlerinin yerli olduğu kadar evrensel, güncel olduğu kadar geleceğe dönük, insan ve toplumsal fayda odaklı olduğunu sadece yazdıklarından okumadım bizzat müşahade ettim. Merhum Aytmatov, 'Biz fikir kervanına yük yükleyenleriz.' derdi. O sadece fikir üreten bir düşünür olmakla kalmadı, aynı zamanda fikir aşamasındaki pek çok önemli projeyi de hayata geçirdi." diye konuştu."Kırgız edebiyatının dünyaya büyük bir armağanı"Kaseinov, bugün Aytmatov gibi güçlü ve etkili aydınların çok az olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:"Günümüzde dünya önemli bir dönüşüm geçirmektedir ve yön arayışındadır. İnsanlık pek çok toplumsal soruna çare arıyor, adalet ve özgürlük için yeni bir soluğa ihtiyaç duyuyor, problemlerini barış içerisinde konuşarak ve uzlaşarak çözmek için fırsat kolluyor. Bu açıdan Aytmatov'u ve onun fikirlerini anlamak ve anlatmak sadece Türk dünyası için değil tüm insanlık için gereklidir. Aslında Aytmatov'u onun kardeşlerine, onun sevenlerine ve okuyucularına anlatmanın hiç bir kıymeti yoktur. Şu gerçektir ki bir 'Aytmatov dünyası' vardır. Onun herhangi bir eserini okuyan bu dünyanın bir parçası haline gelir. Aytmatov dünyasında paylaşma, özgürlük, sevgi, emek, kardeşlik, vatanseverlik, çevrecilik, barış, huzur ve mutluluk vardır."İnsanlığın, yaralarına derman bulmak istiyorsa Aytmatov'un öğütlerine kulak vermesi gerektiğine işaret eden Kaseinov, Cengiz Aytmatov'un her yönüyle örnek bir yaşam sürdüğünü sözlerine ekledi.Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Serhat Kabaklı da Cengiz Aytmatov'un Kırgız edebiyatının dünyaya büyük bir armağanı olduğunu dile getirdi.Türk dünyası için çalışmalara devam edeceklerine dikkati çeken Kabaklı, Aytmatov'un, gönüllerin Nobel kahramanı olduğunu ifade etti."Eserlerinin baskı sayısı bakımından dünyada 3. sırada"Eğitimci yazar İmdat Avşar ise Cengiz Aytmatov'un daha geniş katılımlı toplantılarla, Türk dünyasının her bir noktasında anılması gerektiğini belirtti.Aytmatov'u anlamak için onun hayatından bazı kesitleri bilmek gerektiğinin altını çizen Avşar, "Cengiz Aytmatov, dünya edebiyatında büyük bir yazar. Eserleriyle Türk milli kültürünün 180'den fazla dilde ifade edilmesini sağlamıştır." dedi.Avşar, Aytmatov'un yoksulluk içinde bir çocukluk geçirdiğine değinerek, "Cengiz Aytmatov, mücadelesini sanat yoluyla vermiştir. Bu mücadeleyi verirken de sansürü aşabilmek ve topluma mesaj verebilmek için metaforik bir dil kullanmıştır. Hem mitolojiden faydalanıyor hem milli kültür öğelerini dönüştürerek eserlerine yansıtıyor. Cengiz Aytmatov'un temel misyonu Türk ruhunu ve şuurunu Sovyet sistemi içinde muhafaza etmek. Eserlerinde aşk ve savaş olmak üzere iki evrensel konu üzerinde durmuştur. Gerçekçi bir yazar olan Aytmatov'un eserlerinin hemen hemen hepsinde bu ikisini görmek mümkündür." değerlendirmesini yaptı.Kırgızistan halk şairi Kocageldi Kuliyev de Aytomatov'un hemen hemen her eserinde semboller kullandığını aktardı.Cengiz Aytmatov'un eserlerinin baskı sayısı bakımından dünyada 3. sırada yer aldığına işaret eden Kuliyev, şunları kaydetti:"Bilindiği gibi, 8 sayısının yatay şekli sonsuzluk, ebediyet işaretini anımsatır. İlginç olan da, Aytmatov'un hayatına bakılınıca, '8' sayısına çok rastlanır olmasıdır. Örneğin, doğum yılı 1928, vefat yılı 2008'dir. 80 yaşında vefat etmiştir. Babasından ayrıldığı yıl 1938'dir. Bu ayrılık onu hayatı boyunca çok etkilemiştir. Babasının infaz edilerek gömüldüğü yer, 1980'de açığa çıkarak naaşına ulaşılmıştır. Onu Dünya'ya tanıtan eseri ‘Cemile’nin yayımlandığı yıl ise 1958'dir. Benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür. Sanki, bu '8'ler, Cengiz Aytmatov'un daha doğumundan itibaren dünyaca ünlü, adı sonsuza dek yaşayacak düşünür bir yazar olacağından haber verir gibidir."TÜRKSOY ve Türk Edebiyatı Vakfı arasında işbirliği protokolü imzalandıKuliyev, Cengiz Aytmatov'un adı dünyaya nam salana dek Kırgızlar'ın Cengiz Han'dan dolayı çocuklarına bu ismi koymak istemediklerini belirterek, "Bunun sebebi, onun, tarihte istilacı, alan talan eden bir yağmacı olarak tanınmasıdır ama ne hikmetse, Aytmatov'a bu isim konulmuş. Bugünlerde ise Kırgızların arasında Cengiz ismine, Aytmatov'un kitapları gibi, her bir yanda rastlamak mümkündür. Yeri gelmişken, bugünlerde çokça söylenen 'Dünyayı Cengiz Han kılıcı ile fethettiyse, Cengiz Aytmatov da kalemi ile fethetti.' cümlesinin, Kazakların büyük şairi Muhtar Şahanov'a ait olduğunu söylemek isterim." ifadelerini kullandı.Konuşmaların ardından, TÜRKSOY ve Türk Edebiyatı Vakfı arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında, TÜRKSOY'un İstanbul'daki programlarının ev sahipliğini üstlenen Türk Edebiyatı Vakfı, aynı zamanda Türk dünyasında TÜRKSOY ile ortak faaliyetler düzenleyecek.İmzaların atılmasından sonra Serhat Kabaklı tarafından TÜRKSOY Başkanı Düsen Kaseinov'a Türk Edebiyatı Vakfı Şeref Üyeliği Beratı ve Cengiz Aytmatov portresi takdim edildi.

Aytmatov ve Cumabay Gostivar'da Anıldı

Türk Dünyası edebiyat hazinesine bir birinden değerli eserler bırakmış şahsiyetlerden Kırgız yazar Cengiz Aytmatov ve Kazak şair yazar Mağcan Cumabay, TÜRKSOY tarafından  Gostivar'da düzenlenen bir etkinlikle anıldı.Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY’un Anma Yılı etkinlikleri kapsamında ilan edilen 2018 yılı, doğumunun 90.yılında Kırgız yazar Cengiz Aytmatov ve doğumunun 125. yılında  Kazak şair Mağcan Cumabay’ı Anma Yılı etkinlikleri kapsamında 26 Ekim 2018 tarihinde Uluslararası Vizyon Üniversitesi'nde anma toplantısı düzenlendi.Anma toplantısında katılımcıları selamlayan Uluslararası Vizyon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadıl Hoca, TÜRKSOY ile işbirliği çerçevesinde Türk Dünyası aydın ve mütefekkirlerinin tanıtılmasını amaçladıklarını vurgulayarak, Aziz Kiril Metodi Üniversitesi Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü ve Uluslararası Vizyon Üniversitesi’yle birlikte düzenlenen etkinliklerin ilerideki dönemde de devam ettirileceğini bildirdi.Prof. Dr. Fırat Purtaş yaptığı konuşmada, Vizyon Üniversitesi ile TÜRKSOY arasında imzalanan işbirliğinin sadece kağıt üzerinde kalmadığını bu tür etkinliklerle güçlenerek devam ettiğini ifade etti.Konuşmalarının ardından Cengiz Aytmatov ve Mağcan Cumabay’ın hayatı ile edebi eserlerinin konu alındığı panel düzenlendi.Eserleri yaklaşık 170 dile çevrilen ve UNESCO kayıtlarına göre dünyada üçüncü en çok okunan yazar olarak bilinen ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bildiri sunan Prof. Dr. Gülzura Cumakunova, 2018 yılının TÜRKSOY tarafından Cengiz Aytmatov yılı ilan edilmesi nedeniyle bir Kırgız olarak gurur duyduğunu söyledi. Aytmatov’un Kırgızistan’a ikinci bir kimlik kazandırdığını belirten Cumakunova, Aytmatov’u Türkiye’de geniş kitlelerin “Cemile” ve “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmleri ile tanıdığını vurguladı.Kazakistan El Farabi Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oraz Sapashev, Kazak şair-yazar Mağcan Cumabayev’in hayatı ve sanatı hakkında detaylı bir bildiri sundu.Oraz Sapashev, “Mağcan Cumabay’ın şiirlerindeki insani ve aşk teması” konulu sunumuna, Mağcan’la ilgili Muhtar Auezov’un ”Mağcan - dünya medeniyetlerinin büyük bir şairi. Onun şiirsel bireyliği o kadar büyük ve benzersizdir ki, kendi zamanının kapsamı ona dar geliyordu.” görüşünü paylaşarak başladı.Cumabay’ın doğu ve batı edebiyatı sentezinin öncüsü olduğunu söyleyen Sapashev, Kazakistan edebiyatına romantizm ve lirizm akımlarını getirdiğini vurguladı. Büyük Türkistan ilkesi ile Cumabay’ı Ziya Gökalp ile kıyaslayan Sapashev, Cumabay’ın Türkçülük mücadelesinden genişçe bilgi verdi.Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın, Buhara’da doğan Türk medeniyetinin Bursa’da şekillenen bu medeniyetin Balkanlara taşındığını belirtti. Bu kaynaklardan beslenerek geleceğe emin adımlarla yürümenin önemine işaret eden Aydın, Aytmatov ve Cumabay’ın da bu yönde mücadele ettiğini belirtti.Panelin ardından, Uluslararası Vizyon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadıl Hoca'ya, Türk Dünyası kültür, sanat ve bilim alanında yapmış olduğu katkıları ve TÜRKSOY’un çalışmalarına vermiş oldukları destek nedeniyle TÜRKSOY 25. Yıl Madalyası takdim edildi.TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Fırat Purtaş'ın, madalya takdimi sırasında yaptığı konuşmada, "Uluslararası Vizyon Üniversitesi’nin Makedonya'da yapılan işbirliği ve etkinliklerde TÜRKSOY’un en yakın destekçilerinden biri olduğunu ve Prof. Dr. Fadıl Hoca'nın TÜRKSOY’u ziyaret eden ilk Makedonyalı rektör olduğunu ifade ederek, çalışmalarında başarılar diledi. TÜRKSOY üye ülkeleri Kültür Bakanları ve alanında önemli çalışmalar yapan kültür, sanat ve bilim adamlarına takdim ettiklerini belirten Genel Sekreter Yardımcısı Purtaş, "25. yıl madalyasının manevi değerinin çok büyük olduğunu, Türk dünyasının birlikteliği için gayret eden, Türk dilinin, kültürünün ve sanatının yüceltilmesi için çaba gösteren, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş Prof. Dr. Fadıl Hoca'nın bu madalyayı fazlasıyla hak ettiğini dile getirdi.Madalyasını Uluslararası Vizyon Üniversitesi ve öğrencileri adına aldığını ifade eden Hoca, üniversite yönetimi, öğretim üyeleri ve öğrencileri ile TÜRKSOY’un yanında olduklarını vurguladı. Türk Dünyası’nın büyük mütefekkiri Yusuf Has Hacip anma etkinliği, Nevruz kutlamaları gibi ortak faaliyetlerden memnuniyet duyduklarını bildiren Hoca, önümüzdeki dönemde üniversitede, TÜRKSOY ile ortaklaşa bilimsel ve kültürel etkinliklerin daha sık yapılmasını arzu ettiklerini dile getirdi.