Aytmatov’un 90. yıldönümüne adanan diplomatik resepsiyon Ankara’da verildi

Türkiye’nin başkenti Ankara’da Kırgızistan Cumhuriyeti’nin 27. yıldönümüne ve dünyaca ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un doğumunun 90.yılına ithaf edilen diplomatik resepsiyoon verildi.Kırgızistan Dışişleri Bakanlığı basın hizmetinden yapılan yazılı açıklamaya göre, 30 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da verilen Kırgızistan Cumhuriyeti’nin 27. yıldönümüne ve dünyaca ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un doğumunun 90. yılına adanan resepsiyona Türkiye Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Kırgızistan Sanayi ve Enerji Devlet Komitesi Başkan Yardımcısı Kadırbayev, Büyükelçiler, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan Kırgızların diasporasının temsilcileri, Ankara'da akredite edilmiş uluslararası kuruluşlar, kamu kurumları, aydınlar, iş yapıları ve diaspora temsilcileri katıldı.Etkinlikte konuşma yapan Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçisi İbragim Cunusov, ikili işbirliğin dinamiklerine işaret ederek, mevcut ikili ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.Kırgızistan’ın dış politikası hakkında bilgi veren Büyükelçi Cunusov, her düzeyde ikili ilişkilerin yoğunlaşmasına katkıda bulunan Kırgızistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 9-11 Nisan 2018 resmi ziyaretinde kişisel ilişkilerin kurulduğunu kaydetti.Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov sayesinde dünyanın Kırgızistan’ı tanıdığını belirten Cunusov, yazarın özel katkısına vurgu yaptı.

"Dede Korkut" UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Listesinde

Türk Dünyasının ortak değeri "Dede Korkut", UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi'ne oy birliğiyle kabul edildi. Türkiye, UNESCO listesinde en çok yer alan 5 ülkeden biri konumunda.Türk Dünyasının ortak değeri "Dede Korkut", UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi'ne oy birliğiyle kabul edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ,"Dede Korkut: Destan, Masal ve Müzik" dosyasının, Kazakistan'ın moderatörlüğünde, Azerbaycan ve Türkiye'nin katılımıyla çok uluslu olarak hazırlandığı belirtildi.Açıklamada, Türk dünyasının yüzlerce yıllık kültürel kimliğinin taşıyıcısı ve ortak mirası olan "Dede Korkut" etrafında şekillenen destan, masal ve müzik geleneğinin, başta kuzeydoğu olmak üzere Türkiye genelinde yaşatıldığı anımsatıldı. Türkiye, bu kararla temsili listeye en çok unsur kaydettiren ilk 5 ülke arasındaki yerini de korurken Bakan Mehmet Akif Ersoy da twitter hesabından, "Türk destanı 'Dede Korkut' Morityus Cumhuriyeti'nde gerçekleştirilen UNESCO toplantısında 'Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi'ne oy birliği ile kabul edildi ve listedeki 17. unsurumuz oldu. Hayırlı olsun." ifadelerini kullandı.QHA

Türk Dünyasının Genç Şairleri Semerkant'ta Buluştu

Özbekistan'ın Semerkant kentinde Türk dili konuşan ülkelerden genç şairlerin katılımı ile 'Semerkant Şiir Akşamları' programı başladı.Türk dili konuşan ülkelerden genç şairler, 14-16 Kasım tarihleri arasında Özbekistan'ın Semerkant kentinde düzenlenen "Semerkant Şiir Akşamları" programında buluştu. Programa Özbekistan,Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Türkmenistan'dan şairler katıldı. Türkiye adına ise etkinliğe Avrasya Yazarlar Birliği üyesi Ali Oktay Özbayrak katıldı.Program, Türk halkları arasındaki edebi ilişkileri güçlendirmeyi hedefliyor. Üç günlük program çerçevesinde şiir dinletisi, yuvarlak masa toplantıları, ünlü şairlerle görüşmeler yapılacak. Etkinlik Özbekistan Gençler Birliği ve Özbekistan Yazarlar Birliği'nin destekleriyle düzenleniyorKabar.kg 

Dursun Kuveloğlunun “Şahsənəm” romanı Azərbaycanda nəşr olunub

Türkiyəli tanınmış yazıçı Dursun Kuveloğlunun “Şahsənəm” romanı Atatürk Mərkəzi tərəfindən nəşr olunub. Əsər Osmanlı dövlətinin son dönəmlərindən başlayaraq (1990-1970-ci illərdə) erməni disporunun yaranması, ermənilərin türklərə qarşı törətdikləri saysız-hesabsız vəhşiliklərdən bəhs edir. Romanda 1915-ci il hadisələrində ailəsini itirən, yurdsuz-yuvasız qalan Şahsənəm adlı günahsız, qızcığazın uşaq yaşlarından qocalanadək sürdüyü ömür yolu təsvir olunub.Kitabın , ön sözün müəllifi Azərbaycanda ATATÜRK Mərkəzinin direktoru,  professor, akademik, Əməkdar elm xadimi, Milli Məclisin üzvü Nizami Cəfərov, redaktoru Azərbaycanda Atatürk Mərkəzinin Baş redaktoru, şair-publisist, jurnalist Dəyanət Osmanlı, məsləhətçisi Azərbaycan Yazıçılar Birliyinin gənclər üzrə katibi, “525-ci qəzet”in Baş redaktoru Rəşad Məcid, Türkiyə türkcəsindən çevirənlər isə Elmin Nuri və Cavid Qədirdir.http://ataturk.az/2018/11/06/613/

100. Yılında Sovyet İhtilali ve Türk Dünyası kitabı yayımlanmıştır.

Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından 100. Yılında Sovyet İhtilali ve Türk Dünyası kitabı yayımlanmıştır. Kitap için lütfen tıklayınız.

"Türk Dünyasının Bilge Yazarı Cengiz Aytmatov"

Türk dünyasının usta kalemlerinden Kırgız edebiyatçı Cengiz Aytmatov, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı ve TÜRKSOY (Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı) işbirliğiyle düzenlenen özel programda anıldı."Türk Dünyasının Bilge Yazarı Cengiz Aytmatov 90 Yaşında" ismiyle Türk Edebiyatı Vakfı'nda gerçekleştirilen program, Aytmatov'un hayatına odaklanan belgesel gösterimiyle başladı.TÜRKSOY Başkanı Düsen Kaseinov, TÜRKSOY'un 2018 yılını Türk dünyasında "Cengiz Aytmatov Anma Yılı" olarak ilan ettiğini hatırlatarak, bu durumun Aytmatov ve eserlerinin tanıtılması çabalarına önemli bir katkı sunacağını söyledi.Aytmatov'u şahsen tanıma, onunla sohbet etme ve birlikte çalışma imkanına sahip olduğunu aktaran Kaseinov, "Onun fikirlerinin yerli olduğu kadar evrensel, güncel olduğu kadar geleceğe dönük, insan ve toplumsal fayda odaklı olduğunu sadece yazdıklarından okumadım bizzat müşahade ettim. Merhum Aytmatov, 'Biz fikir kervanına yük yükleyenleriz.' derdi. O sadece fikir üreten bir düşünür olmakla kalmadı, aynı zamanda fikir aşamasındaki pek çok önemli projeyi de hayata geçirdi." diye konuştu."Kırgız edebiyatının dünyaya büyük bir armağanı"Kaseinov, bugün Aytmatov gibi güçlü ve etkili aydınların çok az olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:"Günümüzde dünya önemli bir dönüşüm geçirmektedir ve yön arayışındadır. İnsanlık pek çok toplumsal soruna çare arıyor, adalet ve özgürlük için yeni bir soluğa ihtiyaç duyuyor, problemlerini barış içerisinde konuşarak ve uzlaşarak çözmek için fırsat kolluyor. Bu açıdan Aytmatov'u ve onun fikirlerini anlamak ve anlatmak sadece Türk dünyası için değil tüm insanlık için gereklidir. Aslında Aytmatov'u onun kardeşlerine, onun sevenlerine ve okuyucularına anlatmanın hiç bir kıymeti yoktur. Şu gerçektir ki bir 'Aytmatov dünyası' vardır. Onun herhangi bir eserini okuyan bu dünyanın bir parçası haline gelir. Aytmatov dünyasında paylaşma, özgürlük, sevgi, emek, kardeşlik, vatanseverlik, çevrecilik, barış, huzur ve mutluluk vardır."İnsanlığın, yaralarına derman bulmak istiyorsa Aytmatov'un öğütlerine kulak vermesi gerektiğine işaret eden Kaseinov, Cengiz Aytmatov'un her yönüyle örnek bir yaşam sürdüğünü sözlerine ekledi.Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Serhat Kabaklı da Cengiz Aytmatov'un Kırgız edebiyatının dünyaya büyük bir armağanı olduğunu dile getirdi.Türk dünyası için çalışmalara devam edeceklerine dikkati çeken Kabaklı, Aytmatov'un, gönüllerin Nobel kahramanı olduğunu ifade etti."Eserlerinin baskı sayısı bakımından dünyada 3. sırada"Eğitimci yazar İmdat Avşar ise Cengiz Aytmatov'un daha geniş katılımlı toplantılarla, Türk dünyasının her bir noktasında anılması gerektiğini belirtti.Aytmatov'u anlamak için onun hayatından bazı kesitleri bilmek gerektiğinin altını çizen Avşar, "Cengiz Aytmatov, dünya edebiyatında büyük bir yazar. Eserleriyle Türk milli kültürünün 180'den fazla dilde ifade edilmesini sağlamıştır." dedi.Avşar, Aytmatov'un yoksulluk içinde bir çocukluk geçirdiğine değinerek, "Cengiz Aytmatov, mücadelesini sanat yoluyla vermiştir. Bu mücadeleyi verirken de sansürü aşabilmek ve topluma mesaj verebilmek için metaforik bir dil kullanmıştır. Hem mitolojiden faydalanıyor hem milli kültür öğelerini dönüştürerek eserlerine yansıtıyor. Cengiz Aytmatov'un temel misyonu Türk ruhunu ve şuurunu Sovyet sistemi içinde muhafaza etmek. Eserlerinde aşk ve savaş olmak üzere iki evrensel konu üzerinde durmuştur. Gerçekçi bir yazar olan Aytmatov'un eserlerinin hemen hemen hepsinde bu ikisini görmek mümkündür." değerlendirmesini yaptı.Kırgızistan halk şairi Kocageldi Kuliyev de Aytomatov'un hemen hemen her eserinde semboller kullandığını aktardı.Cengiz Aytmatov'un eserlerinin baskı sayısı bakımından dünyada 3. sırada yer aldığına işaret eden Kuliyev, şunları kaydetti:"Bilindiği gibi, 8 sayısının yatay şekli sonsuzluk, ebediyet işaretini anımsatır. İlginç olan da, Aytmatov'un hayatına bakılınıca, '8' sayısına çok rastlanır olmasıdır. Örneğin, doğum yılı 1928, vefat yılı 2008'dir. 80 yaşında vefat etmiştir. Babasından ayrıldığı yıl 1938'dir. Bu ayrılık onu hayatı boyunca çok etkilemiştir. Babasının infaz edilerek gömüldüğü yer, 1980'de açığa çıkarak naaşına ulaşılmıştır. Onu Dünya'ya tanıtan eseri ‘Cemile’nin yayımlandığı yıl ise 1958'dir. Benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür. Sanki, bu '8'ler, Cengiz Aytmatov'un daha doğumundan itibaren dünyaca ünlü, adı sonsuza dek yaşayacak düşünür bir yazar olacağından haber verir gibidir."TÜRKSOY ve Türk Edebiyatı Vakfı arasında işbirliği protokolü imzalandıKuliyev, Cengiz Aytmatov'un adı dünyaya nam salana dek Kırgızlar'ın Cengiz Han'dan dolayı çocuklarına bu ismi koymak istemediklerini belirterek, "Bunun sebebi, onun, tarihte istilacı, alan talan eden bir yağmacı olarak tanınmasıdır ama ne hikmetse, Aytmatov'a bu isim konulmuş. Bugünlerde ise Kırgızların arasında Cengiz ismine, Aytmatov'un kitapları gibi, her bir yanda rastlamak mümkündür. Yeri gelmişken, bugünlerde çokça söylenen 'Dünyayı Cengiz Han kılıcı ile fethettiyse, Cengiz Aytmatov da kalemi ile fethetti.' cümlesinin, Kazakların büyük şairi Muhtar Şahanov'a ait olduğunu söylemek isterim." ifadelerini kullandı.Konuşmaların ardından, TÜRKSOY ve Türk Edebiyatı Vakfı arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında, TÜRKSOY'un İstanbul'daki programlarının ev sahipliğini üstlenen Türk Edebiyatı Vakfı, aynı zamanda Türk dünyasında TÜRKSOY ile ortak faaliyetler düzenleyecek.İmzaların atılmasından sonra Serhat Kabaklı tarafından TÜRKSOY Başkanı Düsen Kaseinov'a Türk Edebiyatı Vakfı Şeref Üyeliği Beratı ve Cengiz Aytmatov portresi takdim edildi.

Aytmatov ve Cumabay Gostivar'da Anıldı

Türk Dünyası edebiyat hazinesine bir birinden değerli eserler bırakmış şahsiyetlerden Kırgız yazar Cengiz Aytmatov ve Kazak şair yazar Mağcan Cumabay, TÜRKSOY tarafından  Gostivar'da düzenlenen bir etkinlikle anıldı.Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY’un Anma Yılı etkinlikleri kapsamında ilan edilen 2018 yılı, doğumunun 90.yılında Kırgız yazar Cengiz Aytmatov ve doğumunun 125. yılında  Kazak şair Mağcan Cumabay’ı Anma Yılı etkinlikleri kapsamında 26 Ekim 2018 tarihinde Uluslararası Vizyon Üniversitesi'nde anma toplantısı düzenlendi.Anma toplantısında katılımcıları selamlayan Uluslararası Vizyon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadıl Hoca, TÜRKSOY ile işbirliği çerçevesinde Türk Dünyası aydın ve mütefekkirlerinin tanıtılmasını amaçladıklarını vurgulayarak, Aziz Kiril Metodi Üniversitesi Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü ve Uluslararası Vizyon Üniversitesi’yle birlikte düzenlenen etkinliklerin ilerideki dönemde de devam ettirileceğini bildirdi.Prof. Dr. Fırat Purtaş yaptığı konuşmada, Vizyon Üniversitesi ile TÜRKSOY arasında imzalanan işbirliğinin sadece kağıt üzerinde kalmadığını bu tür etkinliklerle güçlenerek devam ettiğini ifade etti.Konuşmalarının ardından Cengiz Aytmatov ve Mağcan Cumabay’ın hayatı ile edebi eserlerinin konu alındığı panel düzenlendi.Eserleri yaklaşık 170 dile çevrilen ve UNESCO kayıtlarına göre dünyada üçüncü en çok okunan yazar olarak bilinen ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bildiri sunan Prof. Dr. Gülzura Cumakunova, 2018 yılının TÜRKSOY tarafından Cengiz Aytmatov yılı ilan edilmesi nedeniyle bir Kırgız olarak gurur duyduğunu söyledi. Aytmatov’un Kırgızistan’a ikinci bir kimlik kazandırdığını belirten Cumakunova, Aytmatov’u Türkiye’de geniş kitlelerin “Cemile” ve “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmleri ile tanıdığını vurguladı.Kazakistan El Farabi Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oraz Sapashev, Kazak şair-yazar Mağcan Cumabayev’in hayatı ve sanatı hakkında detaylı bir bildiri sundu.Oraz Sapashev, “Mağcan Cumabay’ın şiirlerindeki insani ve aşk teması” konulu sunumuna, Mağcan’la ilgili Muhtar Auezov’un ”Mağcan - dünya medeniyetlerinin büyük bir şairi. Onun şiirsel bireyliği o kadar büyük ve benzersizdir ki, kendi zamanının kapsamı ona dar geliyordu.” görüşünü paylaşarak başladı.Cumabay’ın doğu ve batı edebiyatı sentezinin öncüsü olduğunu söyleyen Sapashev, Kazakistan edebiyatına romantizm ve lirizm akımlarını getirdiğini vurguladı. Büyük Türkistan ilkesi ile Cumabay’ı Ziya Gökalp ile kıyaslayan Sapashev, Cumabay’ın Türkçülük mücadelesinden genişçe bilgi verdi.Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın, Buhara’da doğan Türk medeniyetinin Bursa’da şekillenen bu medeniyetin Balkanlara taşındığını belirtti. Bu kaynaklardan beslenerek geleceğe emin adımlarla yürümenin önemine işaret eden Aydın, Aytmatov ve Cumabay’ın da bu yönde mücadele ettiğini belirtti.Panelin ardından, Uluslararası Vizyon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadıl Hoca'ya, Türk Dünyası kültür, sanat ve bilim alanında yapmış olduğu katkıları ve TÜRKSOY’un çalışmalarına vermiş oldukları destek nedeniyle TÜRKSOY 25. Yıl Madalyası takdim edildi.TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Fırat Purtaş'ın, madalya takdimi sırasında yaptığı konuşmada, "Uluslararası Vizyon Üniversitesi’nin Makedonya'da yapılan işbirliği ve etkinliklerde TÜRKSOY’un en yakın destekçilerinden biri olduğunu ve Prof. Dr. Fadıl Hoca'nın TÜRKSOY’u ziyaret eden ilk Makedonyalı rektör olduğunu ifade ederek, çalışmalarında başarılar diledi. TÜRKSOY üye ülkeleri Kültür Bakanları ve alanında önemli çalışmalar yapan kültür, sanat ve bilim adamlarına takdim ettiklerini belirten Genel Sekreter Yardımcısı Purtaş, "25. yıl madalyasının manevi değerinin çok büyük olduğunu, Türk dünyasının birlikteliği için gayret eden, Türk dilinin, kültürünün ve sanatının yüceltilmesi için çaba gösteren, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş Prof. Dr. Fadıl Hoca'nın bu madalyayı fazlasıyla hak ettiğini dile getirdi.Madalyasını Uluslararası Vizyon Üniversitesi ve öğrencileri adına aldığını ifade eden Hoca, üniversite yönetimi, öğretim üyeleri ve öğrencileri ile TÜRKSOY’un yanında olduklarını vurguladı. Türk Dünyası’nın büyük mütefekkiri Yusuf Has Hacip anma etkinliği, Nevruz kutlamaları gibi ortak faaliyetlerden memnuniyet duyduklarını bildiren Hoca, önümüzdeki dönemde üniversitede, TÜRKSOY ile ortaklaşa bilimsel ve kültürel etkinliklerin daha sık yapılmasını arzu ettiklerini dile getirdi.

Xalq yazıçısı Ənvər Məmmədxanlının “Babək” romanı Türkiyədə nəşr olunub

Mədəniyyət Nazirliyi tərəfindən Azərbaycan kitabının tanıdılması və dünyəviləşdirilməsi məqsədilə 2016-cı ildən həyata keçirilən “Azərbaycan Kitabının Dünyaya Tanıdılması” (AKDT) layihəsi ilə əlaqədar seçmə Azərbaycan ədəbiyyatı nümunələrinin tərcüməsi, çapı və Türkiyədə yayılması işi davam etdirilir. Yaxın tarixdə layihə üzrə Türkiyədə görkəmli yazıçı, kinodramaturq Ənvər Məmmədxanlının “Babək” romanı nəşr olunub.Nazirlikdən AZƏRTAC-a bildirilib ki, şair-tərcüməçi Yurtseven Şen tərəfindən türkcəyə çevirilən və “Sevinç Fırat Zengin Yayıncılık” nəşriyyatında çap olunan kitab Türkiyəli oxuculara təqdim edilib.Görkəmli yazıçı Ənvər Məmmədxanlının Azərbaycanın tarixi qəhrəmanı Babək barədə qələmə aldığı "Babək" romanı orijinal təhkiyə tərzi və tarixi koloriti əks etdirməsi baxımından qiymətli əsərdir. Qeyd edək ki, Ənvər Məmmədxanlı romanı sonadək tamamlaya bilməmiş, ölümündən sonra Xalq yazıçısı Anar həmin romanı və Ə.Məmmədxanlının “Babək” kinossenarisini birləşdirib “Azərbaycan” jurnalında çap etdirib.

Yılmaz Özdil'in yeni kitabı 'Mustafa Kemal' Rusçaya çevrilecek

Gazeteci Yılmaz Özdil'in yeni kitabı 'Mustafa Kemal'in Rusçaya çevrilip yayımlanması için Teas Press Yayınevi ile sözleşme imzalandı.İlk haftadan 500 bin adet satılan, Yılmaz Özdil'in yeni kitabı "Mustafa Kemal" yurt dışındaki okurlardan da gelen yoğun talep üzerine birçok yabancı dile çevrilmeye başlandı.Odatv'nin haberine göre Yılmaz Özdil, Mustafa Kemal'in Rusçaya çevrileceğinden dolayı büyük heyecan duydu.Okuyucunun kitaba gösterdiği yoğun ilgiyi değerlendiren Yılmaz Özdil, "Böylesine bir ilgi elbette bekliyorduk. Çünkü hangi siyasi ideolojiden olursak olalım, hangi partiye oy verirsek verelim Mustafa Kemal hepimizin ortak paydası. Maalesef yayınevleri Mustafa Kemal Atatürk hakkında çarpıtma, iftira, yalanlar ve biyografilerle dolu. Özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi zehirlemeye yönelik iftiralarla dolu kitaplar var. Dolayısıyla gerçekçi, somut, eğip bükmeden yazılmış bir Mustafa Kemal biyografisine Türkiye'de gerçekten ihtiyaç olduğunu düşünüyordum. Bunun karşılığını görmekten dolayı çok mutluyum" diye konuştu."Rusçaya çok fazla talep olduğuna şahit olduk"Farklı dillerde yapılacak yayınların Mustafa Kemal Atatürk'ü daha geniş kitlelere tanıtacağına dikkat çeken Kırmızı Kedi Yayınevi Yöneticisi Haluk Hepkon ise "Mustafa Kemal kitabının Türkiye'de rekor baskıyla okurla buluşması dünyadaki yayıncıların da dikkatini çekti. Kitabın yabancı dillerde yayımlanması Mustafa Kemal'in eserlerinin ve kıymetinin tüm dünyada anlaşılmasını sağlayacak. İmza günleri esnasında Rusçaya çok fazla talep olduğuna şahit olduk. Günümüzde Türk kökenli halkların yaşadığı bütün cumhuriyetlerde Rusça kullanılıyor. Bu anlaşma da kitabı Kazakistan'dan Türkmenistan'a kadar büyük bir coğrafyada okurla buluşturacak" dedi."Yılmaz Özdil, eski Sovyet coğrafyasında çok sevilen bir yazar"Teas Yayınevini temsilen imza törenine katılan Çevirmen Mayiz Alizadeise okuyucuların büyük bir heyecanla kitabı beklediğini söyledi. Mustafa Kemal Atatürk'ün iki ülkenin ortak değeri olduğunu ifade eden Alizadeşunları söyledi:"Yılmaz Özdil, Azerbaycan'da, Rusya'da, Eski Sovyet coğrafyasında çok sevilen bir yazar. Mustafa Kemal Atatürk'ü söylemeye bile gerek yok. Azerbaycan bu kitabı heyecanla bekliyor. Şu anda Türkçesini alıp okuyanlar bile var. Biz de hızlı bir şekilde çalışmalara başladık. En geç yılsonuna kadar kitabın Azerbaycan Türkçesi ve Rusça olarak okurla buluşmasını hedefliyoruz."HABERRUS

“Aytmatov. İmparatorluğun Son Yazarı” isimli kitabın tanıtımı yapıldı

Kırgızistan’ın Oş kentinde düzenlenmekte olan II.Kazak-Kırgız Aydınları Forumunda Uluslararası Türk Akademisinin (TWESCO) desteğiyle yayınlanan “Aytmatov. İmparatorluğun Son Yazarı” isimli kitabın tanıtımı yapıldı.         Cengiz Aytmatov’un doğumunun 90.yıldönümü vesilesiyle hazırlanan kitabın yazarı Kırgız devlet ve siyaset adamı, bilim insanı, edebiyat tenkitçisi Osmonakun İbraimov’dur. Kitap Cengiz Aytmatov’un hayatı ve edebi kişiliği ile ilgilidir. Yazar Cengiz Aytmatov’un özel hayatı ile edebi eserlerini, siyasi görüşleri ile düşüncelerini XX.yüzyılla ilişkilendirerek anlatmıştır. Aytmatov gibi şahsiyetler devrinin insanı olarak da nitelendirilmektedir. Bu yüzden kitap yazarı Aytmatov eserlerini açıklarken Sovyetler Birliği dönemindeki toplum, değerleri ile özellikleri ve o dönemin insan tasvirlerini ustalıkla kalem aldığından bahsetmiştir.         TWESCO’nun desteğiyle yayınlanan kitabın tanıtımı bu sene baharda Astana’da organize edilen Aytmatov Mirası konulu I.Kazak-Kırgız Aydınları Forumunda yapıldı. Adı geçen kitabın tanıtımı daha sonra Bişkek’te yapıldı. Kazak-Kırgız Aydınlarının II.Forumu sırasında Oş Üniversitesi’nde kitabın tanıtımının yapılmasıyla birlikte üniversitenin kütüphanesine hediye edildi.

Mağjan Jumabayev eserlerinin tanıtımı yapıldı

Kırgızistan’ın Oş kentinde düzenlenmekte olan “Cengiz Aytmatov Mirası: Küreselleşme Dönemindeki İşbirliği” konulu II.Kazak-Kırgız Aydınları Forumunda Uluslararası Türk Akademisi (TWESCO) tarafından Kırgızcaya tercüme edilerek yayınlanan Mağjan Jumabayev eserlerinin tanıtımı yapıldı.         “Aslan Heybeti” isimli kitaptaki eserleri Kırgızcaya Kırgızistan Yazarlar Birliği Başkanı Kırgız Halk Yazarı Akbar Rıskulov aktardı. Rıskulov kitaba Mağjan’ın 80’e yakın şiirini, Batır Bayan ve Korkut Baba destanını aldığını belirtti. Türk Akademisi böylece Mağjan Jumabayev eserlerini Türk dünyasına ve dünyaya tanıtma konusunda özel çalışmalar yürütmektedir.TWESCO’nun bahar döneminde Mağjan Jumabayev’in şiirlerini 9 dilde, tam olarak İngiliz, Türk, Azerbaycan, Moğol, Özbek, Kazak, Kırgız, Altay ve Başkurt dillerinde bir kitap olarak yayınladığını hatırlatalım. Bu yılın Mayıs ayında da Özbekistan’da Özbekçe Seçmeli Eserler kitabının tanıtımı yapılmıştı.         Bu sene Тürk dünyasının, Türkistan’ın bağımsızlığı ve birliğini arzulayan şairin doğumunun 125.yıldönümüdür. TWESCO bu bağlamda 2018 yılını Mağjan yılı olarak ilan etmişti.

Yunus Emre'nin bilinmeyen 15 şiiri bulundu

Anadolu'da 13. yüzyılda yaşayan Türk tasavvuf edebiyatının önemli ismi Yunus Emre'nin bilinmeyen 15 şiiri ortaya çıkarıldı.Anadolu'da 13. yüzyılda yaşayan Türk tasavvuf edebiyatının önemli ismi Yunus Emre'nin bilinmeyen ve çoğunda, "ilahi aşk"ın işlendiği 15 şiiri ortaya çıkarıldı.Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Orhan Kemal Tavukçu, Türk Dil Kurumu'nun desteğiyle Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nin düzenlediği Uluslararası Yunus Emre ve Anadolu'da Türk Yazı Dilinin Gelişimi Sempozyumu'nda "Yunus Emre'nin daha önce yayınlanmamış şiirleri" adlı bildiri sundu.Türkiye ve dünyanın farklı üniversitelerinden 100'e yakın bilim insanının katıldığı sempozyumda Yunus Emre'nin bilinmeyen şiirleri ele alındı. Bildiriyi sunan Tavukçu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 10 yıldır Yunus Emre ile ilgili araştırmalar yaptığını, onun yaşadığı coğrafyanın bugünkü Kırşehir ve Aksaray'ın yakınındaki Ortaköy ilçesi olduğunu belirtti.Yunus Emre'nin öldüğü yer, türbesi ve makamları konusunda çeşitli ihtilaflar bulunduğunu anlatan Tavukçu, "Fakat, doğduğu, yaşadığı, eğitiminin büyük bir kısmını aldığı yer bu coğrafyadır. Yunus Emre, 100 bilim insanının burada buluşmasıyla doğduğu coğrafyaya yeniden dönmüştür diyebiliriz." dedi.Yunus Emre'nin bilinmeyen şiirlerine ilişkin Türkiye ve Almanya başta olmak üzere, bazı ülkelerde yaptığı araştırmalarda 1485'ten 1700'lü yıllara kadar olan döneme ait eserleri incelediğini belirten Tavukçu, bu döneme ait mecmualarda Yunus Emre'ye ait bilinmeyen şiirler bulduklarını aktardı.Tavukçu, tespit ettikleri şiirlerin, Yunus Emre'ye ait olduğu bilinen diğer şiirlerle dil ve üslup yönünden karşılaştırıldığını, bilim çevrelerince bu şiirlerin Yunus Emre'ye ait olduğu konusunda mutabık kalındığını bildirdi.Yunus Emre'nin henüz bilinmeyen başka şiirlerinin de olabileceğini kaydeden Tavukçu, "Yunus Emre'nin şiirlerinden bugüne kadar yayımlanmamış, kitaplara girmemiş olanlar var. Bunlar, genellikle kütüphane köşelerinde kalmış yazma mecmualarda bulunuyor. Bunlardan 15'ini tespit ettik ve sempozyumda sunduk. Bunlardan üç tanesi 1485 tarihli bir yazmada tespit edilmiş, yani 15. yüzyıla ait çok kıymetli metinler. Böylece Yunus Emre külliyatına bir katkı sağlamaya çalıştık." diye konuştu.Şiirlerinin içindeki bazı ifadelerin Yunus Emre'nin ümmiliğine de cevap verebilecek nitelikte olduğuna işaret eden Tavukçu, şöyle devam etti:"Onun tartışılan bir ümmiliği meselesi vardır. Yani okuma yazması olmayan, okumamış manasına. Bu hep tartışılır. Yunus, kendisinin ümmi olduğunu söyler. Fakat, aslında ümmiliğin başka bir manaya gelebileceğini, doğrudan Allah'a ve peygambere bağlılık şeklinde anlaşılabileceğini, Yunus bu metinlerde ifade ediyor. Burada sunduğum tebliğdeki şiirlerde bu hususa dair yeni yorumlara imkan verecek bir ifade var." Tavukçu, yayınlanmamış şiirlerin çoğunda, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi, "ilahi aşk"ın işlendiğine vurgu yaparak, "Yayınlanmamış şiirlerinin çoğunun içeriği hep aşkla ilgili. Yunus Emre kendisinin aşk dinine bağlı olduğunu, imamı ve mürşidinin aşk olduğunu ifade ediyor.” değerlendirmesinde bulundu. Yunus Emre'nin dışında "Yunus mektebinden" yetişmiş ve kendilerine "Yunus" adını veren başka şairlerin de bulunduğuna değinen Tavukçu, Yunus Emre'ye ait olduğu rivayet edilen bazı şiirlerin aslında bu kişilerin olabileceğini, "sordum sarı çiçeğe" diye başlayan ilahideki ifadelerinden bu bağlamda değerlendirilebileceğini vurguladı. Yunus Emre'nin başlı başına bir okul olarak değerlendirilebileceğini anlatan Tavukçu, şunları söyledi: "Yunus, başlı başına bir mektep. Böyle olduğu için onun devamında bir sürü başka şairler geliyor. Yunus Emre'ye duydukları muhabbetten, onun fikri ve edebi etkisinden kendileri de Yunus ismini alabiliyorlar. Bugün Yunus şiiri diye okuduğumuz şiirlerin tamamı muhtemelen Yunus Emre'ye ait değildir. Çünkü, üsluplarının tamamen farklı olduğunu görüyoruz. Bu tür sempozyumlarla aslında gerçek Yunus şiirlerini bir kuyumcu hassasiyetiyle araştırılıp ortaya konmaya faydası olacaktır."Tavukçu, Yunus Emre'nin bilinmeyen 3 şiirinden şu örnekleri verdi:"Evvelini kimse bilmez y[ara]dan Hû var iden HûHikmetine akıl irmez var iden [Hû] yaradan HûHazret-i Mûsâ Turunda münâcât itdi yerindeHabibi kendi görende yaradan Hû var iden Hû......Gerçek âşıklara salâ dinildiBir nidâ dir “öldi, duyanlar gelsün”İmâmım sorarsan Hazret-i SultânCem’iyyet cem oldı uyanlar gelsün.......Yarın ol mahşer yerine bu halkı cem eyleyelerCem eyleyüp bir araya bir bir su’âl eyleyelerKimisi cevâbın vire kimisi gark ola dere [tere]Çagrışalar peygambere zâr u efgân eyleyeler"TRT AVAZ