Ekonomi

TurkicMedia yazarımız Gökhan Güler sputnik'e konuştu; Yunanistan Türk Akimi'na girebilmek için East-med blöfü çekiyor

Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Yorgos Katrungalos’a göre Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın son Moskova ziyareti sırasında Türk Akımı doğalgaz boru hattının Avrupa güzergahları da görüşülmüştü.Yunanistan’ın, Türkiye’den Avrupa’ya akacak olan Rus doğal gazının Yunan topraklarından geçmesini istediği bilinmektedir. Ancak Atina bu konuda yalnız değil. Bulgaristan da “Türk Akımı” projesi kapsamında transit ülke rolünü üstlenmek istiyor. Yunanistan’la zor ve karmaşık ilişkileri olan Türkiye’nin bu konuda ne düşündüğü merak edilmekte.Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan KKTC’nin Akdeniz Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Sekreteri (Cumhuriyet Meclisi eski Özel Kalem Müdürü), TurkicMedia yazarımız, enerji uzmanı Gökhan Güler, şu değerlendirmelerde bulundu.Son dönemde Yunanistan’ın, Türk Akımı Projesine dahil olma çabalarını arttırarak East-Med Projesinden uzaklaştığı gibi görünüyor. Peki, Türkiye, Yunanistan ile olan ilişkileri göz önünde tutulursa, Yunanistan’ın Türk Akımı Projesine dahil olma perspektiflerini nasıl değerlendiriyor?Öncelikle en başta şunu ifade etmek gerekir: Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerinin Avrupa’ya taşınabilmesi maksadı ile gündeme getirilmeye çalışılan East-Med projesi rekabet edebilirlikten uzak siyasi bir projedir. East-Med projesinin izleyeceği açıklanan güzergah bakımından projenin fiziki ve güvenlik durumları göz önüne alındığında projenin uygulanabilirliği, konunun uzmanları açısından pek mümkün görünmemektedir. Gerek fiziki, gerek güzergah, gerek güvenlik ve gerekse bölgedeki sınırlı hidrokarbon kaynaklarının Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya taşınması rezerv miktarı bakımından ciddi riskler içermesi nedeniyle East-Med projesi, konunun uzmanlar tarafından rasyonel görülmemektedir. East-Med projesi, öyle anlaşılıyor ki, blöf olarak ileri sürülerek kağıt üzerinde kurgulanmış bir proje.Öte yandan East-Med projesi ile sözde Güney Kıbrıs, İsrail ve Mısır Gazı Avrupa’ya taşınmak isteniyor. Bu üç ülkenin hidrokarbon kaynakları birleşse dahi Rus gazı ile boy ölçüşmesi ve dolayısı ile rekabet edebilmesi mümkün görünmemektedir.Enerji konusunda Türkiye, Yunanistan’a karşı sağduyulu bir yaklaşım ortaya koyuyor. Bunu TANAP projesinin devamı olan TAP projesinde görmek mümkün. Bununla birlikte Türkiye, Yunanistan’ın da içerisinde bulunduğu East-Med projesine karşı ihtiyatla yaklaşıyor.Türkiye, Yunanistan’ın Türk Akımı projesine katılımı konusunda tabi ki Rusya ile istişare edecektir. Türk Akımı projesinde Türkiye’nin sınır komşusu olan hem Yunanistan hem de Bulgaristan’ın yer alması söz konusudur. Türk Akımı büyük bir proje olması açısından her iki ülke de bu proje içerisinde uygun şartlar oluşması içerisinde yer alabilecek gibi görünüyor. Şu anda Yunanistan, Bulgaristan’ın yerine direk kendisi yer almak istemektedir. Sonuçta her iki ülke hem Türkiye ile sınır komşusu hem de AB üyesidir. Dolayısıyla bu tür konular, uygun şartlar oluşması ve uzlaşı ile çözülebilecek konulardır.Dediğiniz gibi Yunanistan, şu anda TAP boru hattıyla TANAP'ın içerisinde. Yani Yunanistan'ın Türkiye ile enerji transferi alanında bir işbirliği var. Öte yandan Yunanistan'a alternatif olarak Bulgaristan da var karşımızda. Sizce sonunda hangi güzergah tercih edilecek?TANAP projesinin amacı, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki Şah Deniz 2 Gaz Sahası ve Hazar Denizi’nin güneyindeki diğer sahalarda üretilen doğal gazın öncelikle Türkiye’ye, ardından Yunanistan’ın TAP boru hattı üzerinden Avrupa’ya taşınmasıdır. Yunanistan, TAP ile TANAP projesinin içerisinde yer almasına karşılık, TANAP projesine rakip olarak gösterilmeye çalışılan EAST-MED projesinin de içerisindedir.Yunanistan, Türk Akımı içerisinde yer alabilmek için East-Med kartını ileri sürebilir. Ama bu durumda İsrail, Kıbrıs Cumhuriyeti, Mısır ve AB’nin tepkisiyle karşı karşıya kalacaktır.Türk Akımı çok büyük bir proje. Bu projenin Bulgaristan üzerinden yapılacağı yönde basında bazı iddialar çıktı. Projenin ana aktörleri isterlerse belki de hem Bulgaristan hem de Yunanistan güzergahı aynı anda kullanılabilir.Bulgaristan şunu söyleyebilir: TAP farklı bir proje olsa da Yunanistan onun içinde. Türk Akımı’nda ise biz tercih edilmeliyiz. Bu nedenle Türk Akımı konusunda öyle anlaşılıyor ki, daha pekçok istişare yapılarak bazı uzlaşmalar aranmaya çalışılacaktır.https://tr.sputniknews.com/

Türkiye ve Azerbaycan tarımsal iş birliğini geliştirecek

Türkiye ve Azerbaycan arasında "Tarım Sigortaları Alanında İş Birliği Protokolü" imzalandı.Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, temaslarda bulunmak için geldiği başkent Bakü'de Azerbaycan Tarım Bakanı İnam Kerimov'la görüştü.Görüşmede, iki ülke arasındaki tarım alanındaki iş birliklerinin mevcut durumu ele alındı, ilişkilerin daha da geliştirilmesi konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.Görüşme sonrasında Pakdemirli ve Kerimov, "Tarım Sigortaları Alanında İş Birliği Protokolü"ne imza attı.Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Pakdemirli, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki iş birliğini artırmayı amaçladıklarını belirtti.Türkiye'nin tarım sektörü açısından Avrupa'da birinci, dünyada ise 7'nci ülke olduğunu hatırlatan Pakdemirli, "Tecrübemizi kardeşimiz Azerbaycan'la paylaşmak istiyoruz. Aramızdaki tarımsal ticaretimiz istenilen seviyede değil. Bunu artırmamız gerekiyor. Artırmamız için de mevkidaşımla daha çok bir araya gelme kararı aldık ama özel sektör firmalarının bir araya gelmesi ve daha çok ticaret yapması bu işe daha çok renk katacaktır." diye konuştu.Azerbaycan Tarım Bakanı Kerimov da her alanda olduğu gibi tarım alanında da Azerbaycan ve Türkiye arasında örnek bir iş birliğinin bulunduğunu söyledi.Kerimov, Türkiye ile tarımsal eğitim, tarım sigortası, ekim ve hayvancılık alanlarında iş birliği yönlerinin belirlendiğini kaydetti.TRT Avaz 

Bakü-Tiflis-Kars demir yolunun vagonlarını Türkiye ve Azerbaycan ortak üretecek

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Türkiye ve Azerbaycan'ın ortaklaşa, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattında kullanılacak vagonların üretileceği ortak imalathane kuracağını açıkladı.Turhan, temaslarda bulunmak için geldiği Bakü'de Azerbaycan Devlet Demiryolları Başkanı Cavid Gurbanov'la görüştü.Görüşme sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Turhan, Gurbanov'la Bakü-Tiflis-Kars demir yolunun daha iyi hizmet verebilmesi için yapılması gereken çalışmaları, işletmecilerle ilgili kolaylaştırıcı konuları görüştüklerini belirtti.Bakü-Tiflis-Kars demir yoluna büyük yatırım yapıldığını söyleyen Turhan, buradan sadece Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'nin değil tüm komşu ülkelerin yüklerinin taşınmasını da görüştüklerini ifade etti.Turhan, "Daha önce teknik ekiplerimiz gelerek yerinde incelemeler yaptılar. Şimdi Azerbaycan ve Türkiye olarak Azerbaycan'da bir imalathane kurup bu hatta işletilecek olan yük vagonlarını ortak üreteceğiz. Proje çalışmaları tamamlanmak üzere. İmalat yapılacak fabrika sahalarının tespiti yapıldı. İmalathaneleri kurarak hemen üretime başlayacağız." şeklinde konuştu.Bakü-Tiflis-Kars demir yolu ile şimdilik sadece yük taşımacılığı hizmetinin verildiğini hatırlatan Turhan, yolcu taşımacılığı hizmetinin de ilerleyen yıllarda başlayacağını belirtti.Hattın kullanıcılara önemli bir nakliye tasarrufu sağlayacağını ifade eden Turhan, bunun tüketici fiyatlarına da yansıyacağını kaydetti.Turhan, Kars-Iğdır-Nahçivan Demir Yolu Projesi için de ön etüt çalışmasının devam ettiğini sözlerine ekledi.TRT Avaz 

Türkmenistan Bakü'de Ticaret Merkezi açacak

Türkmenistan, Azerbaycan'ın başkenti Bakü’de Ticaret Merkezi açmaya hazırlanıyor.Açılış hazırlıklar için 3 Aralık'ta Türkmenistan’ın Bakü Büyükelçiliği Başkonsolosu Batyr Redzhepov ile Azerbaycan Girişimciler Örgütü Ulusal Konfederasyonu (NCOPA) Genel Sekreteri Fuad Gumbatov bir görüşme yaptı. Görüşme sonunda Fuad Gumbatov, Bakü'de Türkmenistan Ticaret Merkezi'nin açılışına aktif yardım sunacaklarını açıkladı.Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, geçen yıl Ağustos ayında Azerbaycan'a yaptığı ziyarette, Bakü'de Türkmenistan Ticaret Merkezi kurulmasını, buna karşılık olarak da Azerbaycan’ın Aşkabat'ta bir ticaret merkezi açmasını önermişti.Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de geçtiğimiz günlerde Türkmenistan'a yaptığı ziyarette, karşılıklı ticaretin ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesini vurgulamış, görüşmelerin ardından, yirmiden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı . İkili anlaşma paketi, Türkmenistan Sanayicileri ve Girişimciler Birliği ile Azerbaycan Girişimciler Örgütü Ulusal Konfederasyonu arasında bir mutabakat anlaşmasını da içeriyordu.Bakü’de açılacak olan Türkmenistan Ticaret Merkezi’nin, ikili ticareti arttırması bekleniyor. Ticaret merkezinde, öncelikle Türkmenistan'da üretilen çeşitli tekstil ürünlerinin ve el yapımı halıların satışına odaklanılacak.TRT Avaz

Türkmənistan Azərbaycanda ticarət evi açmaq niyyətindədir

Türkmənistan Azərbaycanda ticarət evi açmaq niyyətindədir.Azərbaycan Respublikası Sahibkarlar (İşəgötürənlər) Təşkilatları Milli Konfederasiyasının mətbuat xidmətindən AZƏRTAC-a bildirilib ki, açılması planlaşdırılan ticarət evində Türkmənistan istehsalı olan müxtəlif çeşidli tekstil məhsullarının, əllə toxunan xalçaların satışı nəzərdə tutulub.

AB birçok üründe Özbekistan'ı gümrük vergisinden muaf bıraktı

AB ve Özbekistan arasında yapılan görüşmeler sonrasında birçok üründe vergi muafiyetinin getirilmesi gündeme geldi.Avrupa Birliği (AB), Özbekistan'ı yaklaşık 6 bin 200 ürünün pazarlarına girişinde gümrük vergisinden muaf bırakmaya hazırlanıyor.Azer News'in haberine göre bu durum Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdülaziz Kamilov'un Brüksel ziyareti sonrası gerçekleşti. Özbek delegasyonu Brüksel'de birçok toplantıya katıldı. İlk olarak 14. Özbekistan - AB İşbirliği Konseyi'ne katılan Özbek delegasyonu daha sonrasında AB - Orta Asya Bölgelerarası Toplantısı'na katıldı. Temaslarda AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Temsilcisi Federica Mogherini de yer aldı.AB yetkilileri, Özbekistan'ın gerekli düzenlemeleri yerine getirmesi halinde 6 bin 200 adet ürününün kendi pazarlarına gümrük vergisi almadan girebileceğini belirtti. AB'nin bu süreçte her türlü danışmanlık desteği vermeye hazır olduğu bildirildi.Görüşmelerde ayrıca 2019'da Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev'in Brüksel'e yapacağı planlanan ziyaret de ele alındı. Bu ziyaretin AB - Özbekistan ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olacağı belirtiliyor.QHA

Kazakistan'da "bozkurt" temalı ulusal para basıldı

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in Türk tarihi ve medeniyeti üzerine ülke çapında başlattığı "Başlangıcından Günümüze Türk Medeniyeti" projesi ile ülkede Türk dünyasına yönelik pek çok çalışma yapılacağı biliniyordu. Proje çerçevesinde 2019'da Astana'da Dünya Türkoloji Kongresi ve çeşitli ülkelerin müzelerinde eski Türk eserlerinin sergilendiği Türk Halkları Günleri etkinlikleri organize edilebileceğini söylenmişti.Kazakistan, konuyla ilgili yeni bir hamleye imza atarak “bozkurt (gökbörü)” simgeli ulusal para bastı.Kazakistan’ın ulusal parası “tenge”ye, Türk kültürüne dair mitolojik bir öge olan gökbörünün basılması, Kazakistan’da bir devlet projesi olarak yürütülen “ruhani yenilenme” hamlesi ve geçtiğimiz günlerde Başkan Nazarbayev’in kaleme aldığı Türk dünyasında geniş yankı “Ulu Bozkırın Yedi Yönü” makalesi etkili oldu.Paranın üzerinde bozkurt anlamına gelen "kökböri" yazısı ve Kazak milli motiflerinin bulunması dikkat çekti.QHA

Tavuk ve yumurtada sıkıntı büyüyor...

 Haberi okuyunca beyaz et sektöründe yaşananları daha iyi anlayabileceğiz. Bugünkü yazımızda beyaz ette yaşananları sizlerle paylaşmak istedik. Beyaz et fiyatlarının son bir yılda yüzde 100 zamlanmasına dayanamayan beyaz et üretici firmaları bir bir kapanmaya başladı. Marmara’da 470, Ege’de 400 beyaz et üreticisi, artan maliyetler nedeniyle kepenk kapattı. Rakamlar gelecekteki tehlikeyi açık biçimde gösteriyor.Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nden (TÜKEBİR), Sakarya-Kocaeli Bölgesi’ndeki 1465 üretici firmanın 470’i; Ege Bölgesi’ndeki 3 bin firmanın da 400’ü artan maliyetlere dayanamayıp üretimini sonlandırdı. Ülke genelinde toplam 14 bin üretici firmanın bulunduğunu söyleyen TÜKEBİR 2. Başkanı Osman Bayraklı, bu firmaların yüzde 50’sinin aralık ayı itibarıyla kapanacağını öngördüklerini aktardı.Eğer, kriz devam ederse beyaz et ve yumurta üretimi azalacak demektir. Bu da arz-talep doğrultusunda yeni zamları beraberinde getirecek. İçinde bulunduğumuz şu günlerde bile beyaz et ve yumurta fiyatları piyasada “el yakar” durumda pahalı satılıyor. Tüketiciler “Neredeyse tavuk eti et fiyatlarına yaklaştı” diye yakınıyor.Türkiye’nin kanatlı sektöründe bulunan Keskinoğlu, Şenpiliç ve Erpiliç gibi sermaye grupları, ülke genelinde 14 bin üreticiyi kapsayan 18 entegre tesiste üretim yaptırıyor. Sermayedarların karşıladığı tek girdi ise yem ve civciv. Entegre tesisler, elektrik, kömür, çeltik, işçilik ve altlık gibi diğer tüm giderleri kendileri karşılamak zorunda. Ancak son bir yılda yüksek kurun etkisiyle ortalama yüzde 52.5 artan girdi maliyetleri, bazı kalemlerde yüzde 100’ü bulunca, tesisler bu yükün altından kalkamamaya başladı. Marmara, Karadeniz ve Ege bölgelerindeki entegre tesislerde yıllardır fason üretim yapan firma yetkilileri, “Son 3 yılda hiç zam almadık ama artan maliyetlerle baş etmeye çalışıyoruz. Cebimizden verip, üretime devam etmeye çalışıyoruz” dedi.Piyasada tavuk eti fiyatı ve yumurta ikiye katlandı. Buna rağmen üreticiler “Girdi fiyatlarındaki artış nedeni ile yine de kar edemiyoruz” diye yakınıyor.Sadece beyaz et üreticileri değil, ekmekten, domatese kadar üretim yapanların ortak sıkıntısı girdi fiyatlarındaki artış olarak gündeme geliyor.Aslına bakılacak olursa her sektörde girdi fiyatlarında artış var. Bu durum karşısında üretilen mallara ya zam yapılacak, ya üretim azalacak, ya da sektördekiler kapılarına kilit vurmak durumunda kalacak.Geçen yıl 300 TL olan bir ton çeltiğin bu yıl 600 TL’ye; bir ton kömürün ise 600 TL’den 1000-1250 TL’ye çıktığını belirten TÜKEBİR 2. Başkanı Bayraklı, “Sektörün bir dönemi 45 gündür. Bu süre içinde yalnızca elektriğe ödememiz gereken miktar geçen yıl 4 bin lira iken, bu yıl 7 bin 500 liraya çıktı” dedi. Ege Bölgesi’nde üretim yapan, aynı zamanda TÜKEBİR Genel Başkan Yardımcısı olan Mazlum Öztürk de “Elektrik borcumu kapamak için 2 tane jeneratörümden birini, 70 bin TL değerinde iken 25 bin TL’ye satmak zorunda kaldım. Entegre tesisler borçlarını ödeyemediği için ekipmanını satıp, tek tek kapanıyor” diye konuştu.Kanatlı sektörü, artan maliyetlerinin yanı sıra son dönemde artan konkordatolarla tahsilât sıkıntısı yaşıyor. Sektörde sıkıntı yaşayanların sayısında da artışların olduğuna vurgu yapılıyor. Samsun Kavak Kanatlı Üreticileri Birliği İsmail Cengiz Belli, yalnızca Karadeniz Bölgesi’ndeki üreticilerin, toplam 5-6 milyon liralık alacağı biriktiğini söylüyor. Bölgede yalnızca bir tane entegre tesisin olduğunu, bu tesise de Köytür’ün (Yemsel Tavukçuluk AŞ) üretim yaptırdığını anlatan Belli, “2015’te iflas erteleme davası açmışlardı. Halen sürüyor. 35 bin TL alacağım var. Yalnızca 2018 Mayıs’ta 6 bin lira yatırdılar. Gerisi beklemede” dedi. Belli, bazı firmaların alacağının 200 bin TL’ye kadar çıktığını kaydetti.Sektörün önemli firmalarından Keskinoğlu, 11 Haziran’da konkordatoya başvurmuş, tanınan 5 aylık geçici mühlet, bu ay itibarıyla 12 ay daha uzatılmıştı. Şirketin Ege Bölgesi’nden alım yaptığı entegre tesis yetkilileri, konkordatoya rağmen şirketin üreticiye alacak sıkıntısı yaşatmadığını, ancak üretimin her geçen gün düştüğünü söyledi.Sıkıntıların asıl nedeninin daha önce kurdaki yükseklikten yaşandığı söyleniyordu. Şimdi ise kur normal seyrinde devam ediyor. Buna rağmen girdi fiyatlarındaki yükselişlerde bir indirime gidilmiyor.Önlem alınmadığı takdirde ette yaşanan sıkıtının daha kapsamlısı beyaz et sektöründe de yaşanacak gibi görünüyor. necdetbuluz@gmail.comwww.facebook.com/necdet.buluz   

Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, TOBB İkiz Kuleler'de düzenlenen Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu'nda konuşma yaptı.Hisarcıklıoğlu, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın da katılımıyla TOBB İkiz Kuleler'de düzenlenen "Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu Tanıtım Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, odanın kuruluşunun vizyoner bir adım olduğunu söyledi.Kıbrıs Türk Ticaret Odasının, KKTC halkının iktisadi varlık mücadelesinin sembolü olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, TOBB'un söz konusu kuruluşla ilişkileri geliştirmeye her zaman önem verdiğini belirtti.Hisarcıklıoğlu, KKTC halkına uygulanan haksız izolasyonların aşılmasında daima Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile birlikte hareket ettiklerini vurgulayarak, "Türkiye ile KKTC arasındaki iktisadi ve ticari ilişkiler, iş dünyamız için son derece önemli. Ekonomi, ticaret, turizm, eğitim, yatırım ikili ilişkilerimizde elbette çok önemli. Türkiye ile KKTC arasındaki kardeşlik ilişkisidir." diye konuştu.Kıbrıs Türk Sanayi Odası ile de ilişkileri güçlü tuttuklarına işaret eden Hisarcıklıoğlu, iş dünyası olarak Kıbrıs Türklerinin zenginleşmesini istediklerini dile getirdi.Hisarcıklıoğlu, KKTC ekonomisi için reformların önem taşıdığına dikkati çekerek, "Bundan sonra da Kıbrıs Türklerinin yanında olacağız. KKTC'de adil ve kalıcı çözüm sürecini her zaman desteklemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.Doğrudan yabancı yatırımların ekonomik kalkınma için büyük önem taşıdığını anlatan Hisarcıklıoğlu, ülkelerin doğrudan yatırım çekmek için birbiriyle rekabet ettiğini ve düzenlemeler yaptığını bildirdi.Hisarcıklıoğlu, 2011'de dönemin KKTC hükûmetine TOBB ve KKTC iş dünyasıyla bir model önerdiklerini ve Yatırım Danışma Konseyinin kurulduğunu hatırlattı. Yatırım Danışma Konseyinin mutlaka canlandırılması gerektiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, bu konuda Kıbrıs Türk Ticaret Odasına sorumluluk verilmesinin yararlı olacağını kaydetti.Hisarcıklıoğlu, Lefkoşa Ekonomi Forumunun da 2014'te kurulduğunu hatırlatarak, forumun Ada'daki çözüm müzakerelerinde iş dünyasının desteğini vurgulamak açısından önemli bir platform olduğunu söyledi. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türk Eximbank'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) yerleşik firmalara da ihracat kredi desteği sağladığını belirterek, "KKTC'deki firmalarımızın bu imkanlardan faydalanmasını diliyoruz. Türk Eximbank'ın kapıları KKTC'li ihracatçılarımıza açıktır." dedi.Pekcan, TOBB İkiz Kuleler'de düzenlenen Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu'nda yaptığı konuşmada, 35. kuruluş yıl dönümünü tebrik ettiği KKTC'nin "ilelebet özgür ve müreffeh yaşaması" dileğinde bulundu.KKTC'nin Türkiye için herhangi bir ülke olmadığını vurgulayan Pekcan, iki ülke arasındaki dayanışmanın, somut olarak birçok alanda kendini gösterdiğini söyledi.Pekcan, alt ve üst yapı projelerinden, turizm ve eğitime kadar pek çok konuda KKTC'nin yanında yer aldıklarını ve almaya devam edeceklerine dikkati çekerek, "Ülkelerimiz arasındaki kardeşlik ve kültür bağından güç bulan ticari ve ekonomik ilişkilerimize daha da güç katmak için çalışıyoruz ve çalışacağız. Kıbrıs Türklerinin refahının artırılmasında, ticaret ve yatırım ortaklıklarımızın öneminin bilincindeyiz. Bu ortaklıkların artırılması için ise STK'lerimize de çok önemli görevler düşüyor." değerlendirmesinde bulundu.Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile iki köklü bakanlığın tek çatı altında birleştiğini anımsatan Pekcan, 81 ilde bu yeni yapıyla çok daha etkin ve hızlı çözüm ürettiklerini dile getirdi.- "Türk Eximbank'ın kapıları KKTC'li ihracatçılarımıza açıktır"Pekcan, söz konusu yeni yapının KKTC ile Türkiye'nin ticari ve ekonomik ilişkilerine de ivme katacağını belirterek, "Türk Eximbank, KKTC'de yerleşik firmalarımıza da ihracat kredi desteği sağlamaktadır. KKTC'deki firmalarımızın da bu imkanlardan faydalanmasını diliyoruz. Türk Eximbank'ın kapıları KKTC'li ihracatçılarımıza açıktır." ifadelerini kullandı.İki ülke arasındaki ticaret akışının daha da hızlandırılması için çalıştıklarını aktaran Pekcan, KKTC'nin e-Devlet altyapısının tamamlanarak Türkiye'nin e-Devlet sistemiyle tam uyumunu sağlamak için çalışmaların devam ettiğini söyledi.Ruhsar Pekcan, bu kapsamda mevzuat uyumu ve elektronik gümrük altyapısının kurulması için gerekli teknik destek, eğitim ve yazılımın da bakanlıkça sağlanacağına işaret ederek, "2019 sonuna kadar gümrüklerimizin hem dijitalleşmede hem de uyumda entegrasyonunun sağlanmasını hedefliyoruz." diye konuştu.- "KKTC'nin geleceği için elimizden geleni yapmaya kararlıyız"KKTC'de üretilen bütün ürünlerin, Türkiye'ye en ufak bir aksamayla karşılaşmadan ihracı için her türlü desteği verdiklerini vurgulayan Pekcan, KKTC menşeli ürünlerin, Türkiye içinde üretilen ürünlerle aynı muameleyi görmeye devam edeceğinin altını çizdi.Pekcan, KKTC'den Türkiye'ye yönelik kargo taşımacılığında karşılaşılan beyanname açma yetkisine ilişkin sorunun da talepler doğrultusunda çözüldüğü bilgisini vererek, şöyle konuştu:"Üçüncü ülkelerden gelip, Türkiye üzerinden KKTC'ye ithal edilen ürünlerde yaşanan sorunların çözümü için ortak çalışmamız devam ediyor. Tüm bu çabalarımızın temelinde KKTC'nin uğradığı haksız ticari ambargolara rağmen, Kıbrıs Türklerinin zengin geleceğine olan inancımız var. İş birliğimiz bununla sınırlı değil. Tüketicinin korunması alanında imzaladığımız protokol var. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri ile Kıbrıs Türk Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifleri arasında iş birliği protokolü imzalanmıştır. Bu protokolle Kıbrıs Türk Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Merkez Kooperatifi'nin, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birliklerine ortak olması için gereken düzenleme yapılmaktadır."KKTC'nin 21-24 Kasım'da gerçekleşecek 17. MÜSİAD EXPO Fuarı'na katılımından memnuniyet duyacaklarını belirten Ticaret Bakanı Pekcan, KKTC ekonomisinin zengin geleceği için yapılabilecek ne varsa yapmaya kararlı olduklarını, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmek için çabalamaya devam edeceklerini kaydetti.- "İki ülke arasındaki ticarette Türk Lirası kullanılmalı"KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami ise forumun KKTC ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin iyileştirilerek ileriye taşınması açısından önem taşıdığını vurgulayarak, şunları söyledi:"2017 verilerine bakıldığında KKTC yaklaşık 4 milyar dolar gayri safi millî hasılası olan, kişi başına 14 bin dolar millî geliri bulunan bir ekonomi. Bugüne kadar yıllık ortalama büyümemiz yüzde 5 civarında. Geçen yıl KKTC toplam 1,8 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirirken ihracatımız ise 105 milyon dolar seviyesinde kaldı. Hedefimiz önümüzdeki 10 yılda kişi başına düşen millî gelirimizi 20 bin doların üzerine çıkarmak."KKTC'nin ekonomik aktiviteyi arzu edilen seviyeye yükseltmek için yüksek katma değer üreten bir ekonomiye ihtiyaç duyduğunu belirterek Özdil, "Ülkemizin resmî para birimi Türk Lirası, dolayısıyla Türk Lirasındaki kur dalgaları bizi de etkiliyor. Bu konuda alacağımız tedbirler arasında Türkiye ile müzakere ederek hayata geçirebileceğimiz düzenlemeler de var. KKTC ekonomisinin rekabet gücünün ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, yerli üretimin desteklenmesi ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi yönünde KKTC ile Türkiye arasındaki iş birliği artırılmalı." ifadelerini kullandı.Özdil, iki ülke arasındaki ticarette Türkiye'de Türk Lirası cinsinden faturalandırılan ürünlerin KKTC'de de Türk Lirası cinsinden faturalandırılması gerektiğine dikkati çekerek, daha yakın ilişkilerin tesis edilmesi için her türlü iş birliğine hazır olduklarını dile getirdi.TRT AVAZ 

Ekonomide faiz krizi...

NECDET BULUZŞu noktaya dikkat:Alınan onca önleme rağmen piyasalardaki durgunluk sürüyor. Halk deyimi ile “dal kımıldamıyor.”Pahalılık sürüyor, buna bağlı enflasyon yükseliyor.Bankalar % 15-20 arasında faiz yarışına girdi.Parası olan parasını faize veriyor. Harcamaktan kaçınıyor. Dövizdeki beklentiler faizlerdeki yükselmeye bağlı şimdilik olduğu yerde duruyor. Faizlerde inme beklendiği anda faizde yükselmenin olacağı endişesi halen giderilemedi.Faizlerin bu kadar tavan yaptığı bir ekonomide döviz belli noktada durabilir, bunu bu şekilde frenlemek mümkündür ama işte piyasalarda “dalın kıpırdamaması” buradan kaynaklanıyor.Bu durumda ekonomideki beklentilerde iyileşme olabilir mi?Bunun yanıtını İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan bakınız ne şekilde veriyor, kendisini dinleyelim:"Bazı ülkeler enflasyona, bazı ülkeler işsizliğe hassas. Türkiye ekonomisi, Türk toplumsal hayatı da dövize hassas. Dövizin mutlaka dengeye oturması çok önemliydi. Şu anda o konuda önemli, pozitif gelişmeler var. Bunun arkasından enflasyonu dengelememiz gerekiyor. Türkiye'nin yeniden hiper enflasyonu yaşama lüksü yok. Enflasyon bütün kötülüklerin anası-babası. Çift haneli enflasyonun en kısa zamanda hayatımızdan çıkması gerekiyor. Tabi biraz zaman alacak, burada biraz sabra ihtiyacımız var. Ardından da faizlerin dengeye oturması gerek. Faizlerin şu an en yüksek seviyesinden geriye doğru gidişini görmekteyiz ama bunun Türk sanayisi için rekabet edebilir faiz oranı olduğunu söylemek mümkün değil. Bu faiz oranları ile Türkiye'nin bırakın yeni yatırım yapması, mevcudu bile sürdürmesi mümkün değil. Bu yüzden mutlak suretle enflasyon ve faizleri, finansal istikrarın çizgisi içinde makule getirmemiz gerek. Belki Hazinenin faizleri bir iki puan düşüyor, bu sevindirici ama bankaların oluşturduğu kaynak noktasında henüz enflasyona bağlı olarak daha mevduat faizlerini düşürmesi adına elleri çok güçlü değil. Dışarıdan da henüz istenen ölçüde, güçlü, Türkiye'yi rahatlatacak maliyetli fon akışı sağlanmış değil".”Ekonomide sorunlar bu kadar mı?Hiç kuşkusuz değil.İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan'a göre Türkiye ekonomisini sıkıntıya sokan bazı başlıklar şunlar: Özel sektörün döviz borcu: Reel sektörün çok ciddi döviz yükümlüğü var. Dövizde oynama olduğu zaman Türk şirketlerinin bilançolarında ciddi bir tahribat oluşuyor. Tasarruf eksikliği: Temel problemimiz şu; ne yazık ki biz kendi tasarruflarımızla borçlanmıyoruz. Öyle olunca da tabii yurt dışındakilerin tasarrufuna ihtiyacınız var. Bu nedenle özel sektörün borç yükünün ötesinde bu borcun kaynağının yabancı finansman olması sorunu Türkiye’nin temel problemi. KDV yük oldu: Tüketim vergisi diye hayatımıza giren KDV, tüketim vergisi olmaktan çıkmış sanayicilerin üzerinde muazzam bir finansman yükü haline gelmiş. Geçen yılın en büyük 500 sanayi şirketinin 7-8 milyar lira seviyesinde KDV yükü var. Reel sektör üzerinde tahminimiz 70-80 milyar liralık KDV yükü var. Haksız rekabet, kayıt dışının en temel nedenlerinden birisi KDV. Bu haliyle KDV'nin Türkiye'nin menfaatlerine ve gerçek anlamda girişimciliğine fayda mı zarar mı getirdiği konusunda şüphelerim var. Bunun masaya yatırılması lazım.Konuyu toparlayalım:İçinde bulunduğumuz ekonomik durum kırılganlığını koruyor. Faizlerin yükselişinden yakınmamıza rağmen, dövizdeki yükselişi bu şekilde önleyebildiğimiz görülüyor.Demek ki ortada dengesizlik var. Alınması gereken önlemler var. “Günü kurtarmak” anlayışından vaz geçip, köklü önlemlerle ekonomimizi ancak düzlüğe çıkarabiliriz. Bugünkü anlayışla da bunun şu an için mümkün olmadığını görmekteyiz.Zaten İTO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan’ın Türkiye ekonomisini sıkıntıya sokan nedenlerine kulak verdiğimizde konuyu daha iyi anlayabiliriz.necdetbuluz@gmal.comwww.facebook.com/necdet.buluz   

"Türk şirketleri, Kazakistan'ın enerji sektörüne yatırım yapmalı"

Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EcoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Türk girişimcilerin Kazakistan'da yeni hedefinin enerji sektörü olması gerektiğini belirtti.Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EcoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Türk müteşebbis ve sanayicilerinin Kazakistan enerji sektöründe yer almaları gerektiğini belirterek,"Türkiye'de faaliyet yürüten ve global sahada varlığını ispat etmiş olan büyük holdinglerin ve firmaların orta vadede Kazakistan'da enerji sektöründe yatırım yapmaları her iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha üst seviyeye çıkmasına katkı sağlayacaktır."dedi.Eren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkilerin üst düzeyde olduğunu söyledi.İki ülke arasındaki stratejik iş birliği anlaşmalarının 2012'de "Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi" ile taçlandırıldığını dile getiren Eren, "İlişkilerin bugünlere gelmesinde özellikle siyasi, ekonomik ve sosyal alanda yapılan çalışmalar uluslararası alanda takdire şayan. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler 2 milyar dolar seviyesinde. Umudumuz bunun orta vadede 5-10 milyar dolar seviyesine çıkarılması."ifadesini kullandı.TÜRK YATIRIMCININ YENİ HEDEFİ ENERJİ SEKTÖRÜKazakistan'dan Türkiye'ye 2017'de 500 binin üzerinde turist geldiğini belirten Eren, hedeflerinin bu rakamı 600-700 bin seviyesine çıkarmak olduğunu söyledi.Eren, Türk iş adamlarının Kazakistan'da 15 bin kişiye iş imkanı sağladığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:"Bundan sonraki süreçte Türk müteşebbisleri ve sanayicileri Kazakistan enerji sektöründe yer almalı. Türkiye'de faaliyet yürüten ve global sahada varlığını ispat etmiş olan büyük holdinglerin ve firmaların orta vadede Kazakistan'da enerji sektöründe yatırımlar yapmaları her iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha üst seviyeye çıkarılmasına katkı sağlayacaktır."UZAK DOĞUYA AÇILAN KAPIKazakistan'ın Rusya ve Çin gibi önemli iki ülke ile sınırı bulunduğuna işaret eden Eren, Kazakistan'ın Çin ile ticaret hacminin yaklaşık 25 milyar dolar olduğunu belirtti. Eren, Türkiye'nin bu 25 milyar dolarlık hacimden pay elde edebileceğini dile getirerek, şunları kaydetti:"Biz, Avrasya'da Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak varız. Bundan sonraki süreçte de yine var olacağız. Bu bölgede kesinlikle hem Kazakistan hem Türkiye hem Azerbaycan hem de Özbekistan mutlaka ama mutlaka küresel aktör olacaklardır. Bunu çok net olarak ifade edebiliriz. 21'inci yüzyılın vazgeçilmez ana unsurlarından biri enerjidir ve enerjinin de merkezi ve geçiş güzergahı Avrasya'dır. Onun için bu coğrafyada olmanın sıkıntılarını elbette yaşayacağız ama nimetlerinden de gelecek nesillerimiz mutlaka istifade edecektir."QHA

Türk Konseyi, Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Gelir Komitesi, GIZ, USAID, ADB ve WCO ile işbirliği halinde Yetkilendirilmiş Yükümlü Uluslararası Çalıştayı`nı (AEO) 5-6 Kasım 2018 tarihleri arasında Astana`da düzenlemiştir.

Türk Konseyi’nin, Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Gelir Komitesi, Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ), ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), Asya Kalkınma Bankası (ADB) ve Dünya Gümrük Örgütü (WCO) ile ortaklaşa düzenlediği Yetkilendirilmiş Yükümlü Uluslararası Çalıştayı (AEO), 5-6 Kasım 2018 tarihlerinde Astana`da başarıyla gerçekleştirilmiştir.Çalıştay, Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ), ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), Asya Kalkınma Bankası (ADB) tarafından ortaklaşa finanse edilmiş ve WCO Sekretaryasından uzmanların yanı sıra Azerbaycan, Türkiye, Macaristan, Kore Cumhuriyeti ve Çin`den uzmanların gümrük idarelerinin kendi AEO programlarını tam olarak geliştirip sürdürebilmelerini sağlamak için ulusal deneyimlerini ve en iyi uygulamaları paylaştıkları katkıları ile gerçekleştirilmiştir.Çalıştay’da 45`in üzerinde gümrük memuru, Türk Konseyi Üye Devletlerinden özel sektör temsilcileri, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Rusya, GIZ, ADB ve USAID temsilcileri, Azerbaycan, Kazakistan, Türkiye, Macaristan, Çin ve AB`nin bir AEO programı uygulama deneyimlerinin oluşturulmasına yönelik kavramlar, koşullar ve şartlar hakkında detaylı ve pratik bilgilerden yararlanmışlardır.Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Gelir Komitesi Başkan Yardımcısı Gosman Amrin yaptığı açılış konuşmasında AEO ile ilgili bu Çalıştay`ın düzenlenmesinde ortakların katkılarına olan şükranlarını ifadeyle, gümrük idarelerinin benzer zorlukların üstesinden gelmek için birbirlerinin deneyimlerden ve çözümlerden öğrenebileceği nispeten yeni bir yaklaşıma atıfta bulunmuştur. Ayrıca, hızla değişen koşullara cevap vermek ve AEO programlarının uygulanmasında somut sonuçlar elde etmek için tüm ilgili paydaşlar arasında yakın işbirliği ve koordinasyonun şart olduğunu vurgulamıştır.Başkan Yardımcısı Amrin’in açılış konuşmasının ardından Türk Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ömer Kocaman katımcılara hitabında bu önemli uluslararası Çalıştaya ev sahipliği yapan Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Gelir Komitesi`ne ve Çalıştayın başarısını mümkün kılan mükemmel düzenlemeler için USAID, GIZ, ADB gibi diğer ortaklara, hazırlıklarda görev alan personele ve ayrıca profesyonel katkılarından dolayı WCO’ya şükranlarını iletmiştir.Genel Sekreter Yardımcısı, Türk Konseyi`nin Üye Ülkelerdeki ticareti kolaylaştırmak için küresel en iyi uygulamalarla daha yakından tanışmalarını sağlamak için yürüttüğü çalışmalara dikkat çekmiş, Türk Konseyi Üye Ülkelerinde ticaretin genişlemesini teşvik etmeye yönelik olarak ticareti kolaylaştırmanın önemini vurgulamış ve bunun katılımcı ülkeler tarafından AEO sistemleri için en elverişli koşulları oluşturmak üzere kullanabileceğine olan inancını dile getirmiştir.Kazakistan ADB ofisi Ülke Direktörü Giovanni Capannelli yaptığı konuşmada, İşbirliği yoluyla gelişmeyi teşvik etmeyi, hızlandırılmış ekonomik büyümeyi ve yoksulluğun azaltılmasını hedefleyen Orta Asya Bölgesel Ekonomik İşbirliği (CAREC) Programı kapsamında Orta Asya`daki gümrük işbirliğini teşvik etmede ADB`nin faaliyetleri hakkında katılımcıları bilgilendirmiştir. Bu bağlamda, gümrük reformlarına verilen önem ve bölgedeki gümrük prosedürlerinin modernleştirilmesinin altını çizmiştir.ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), çalıştayın Orta Asya ülkelerine, AEO Programının daha geniş çapta uygulanmasını sağlamak için gerekli olan en iyi uygulamalar hakkında bilgi almak için iyi bir platform sunduğunu vurgulamış ve Orta Asya`daki bölgesel işbirliği ve ticareti kolaylaştırma ve kapasite geliştirme faaliyetleri için başlatılan Ulaştırma Koridoru Geliştirme Projesi ile ilgili olarak katılımcılara bilgi aktarmıştır.Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) temsilcisi katılımcıları selamlayarak, ticaretin kolaylaştırılmasının GIZ`in öncelikli hedeflerinden biri olduğunu vurgulamış ve kurumun ticaret rejimlerinin sadeleştirilmesi yoluyla bölgedeki sınır ötesi ticarete katkıda bulunacak bu tür girişimleri daha fazla destekleyeceğinin altını çizmiştir.Bir buçuk gün süren Çalıştay sırasında beş farklı oturumda; AEO katılımcıları arasında AEO uygulama süreci ve AEO ile ilgili en iyi uygulamalar, SAFE Standartlar Çerçevesi, AEO ve MRA`nın uygulanmasındaki zorluklar, Gümrüklerin tedarik zinciri güvenliğindeki rolü, Gümrük-İş ortaklığının sunduğu değer konularını kapsayan etkileşimli tartışmalar yer almıştır.Katılımcılar, AEO sisteminin daha iyi işleyişi, AEO programının benimsenmesine yönelik yasal engeller ve karşılıklı tanıma anlaşmalarının durumu ve başarılı vaka çalışmaları için işbirliğini daha da güçlendirmek için muhtemel yollar ve araçlar üzerinde de görüş alışverişinde bulunmuşlardır.Çalıştay sırasında yapılan tartışmaların niteliği, katılımcıların diğer ülkeleri deneyimleme, geçerlilik ve karşılıklı tanıma anlaşmalarıyla ilgili konularda da yoğun ilgi gösterdiklerini ortaya koymuştur.Proje Direktörleri Özge Pan ve Farrukh Jumayev, Çalıştay`da görev almış ve Genel Sekreter Yardımcısı`na eşlik etmişlerdir.