Sağlık

"Akciğer kanseri" deyip geçmeyelim...

NECDET BULUZ Çağımızın hastalığı kanser konusunda bazı ilginç verileri bugün sizlerle paylaşmak istedik Özellikle erkeklerde yaygın olarak görülen akciğer kanserindeki gelişmeler ve bu hastalık için ilaçlara ödenen paraların çok önemli bir yer tuttuğunu da bu yazımızda öğrenmiş olacağız. Akciğer Kanserleri Derneği, Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, Türkiye Kanser Enstitüsü ve Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği'nin bir araya gelerek, AstraZeneca Türkiye'nin koşulsuz desteğiyle hazırladığı bu raporda bir ilke imza atıldı. Akciğer kanserinin Türkiye'de neden olduğu ekonomik yük, tüm doğrudan ve dolaylı maliyetler hesaba katılarak kapsamlı bir şekilde ortaya konuldu. Türkiye'de Akciğer Kanseri Raporu'ndaki verilere göre, akciğer kanserinin ülkemizdeki toplam ekonomik yükü 8.791.885.018 TL olarak hesaplandı.  Demek ki, kanser ilaçları için dışarıya ödenen para ithal edilen birçok ürünün önüne geçiyor.  Hasta başı ortalama doğrudan maliyetin küçük hücreli akciğer kanseri hastalarında 48.731 TL, küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında ise 56.478 TL olduğu ortaya çıktı. Dolaylı maliyetlerin de dahil edilmesiyle hasta başı ortalama maliyetin 175.838 TL'ye yükseldiği belirlendi. Bu durum, akciğer kanserinde dolaylı maliyetlerin toplam ekonomik yük içinde önemli bir paya sahip olduğunu ortaya çıkardı.   Raporda akciğer kanserinin yarattığı ekonomik yükün yanı sıra; akciğer kanserinde risk faktörleri ve önlenmesi, erken tanı ve tarama programları, tanı ve tedavi süreci, destek tedavi konularıyla ilgili ülkemizdeki mevcut durum analiz edildi ve her bir alan için iyileştirme yapılabilecek noktalar belirlenerek, çözüm önerileri sunuldu. Sunulan çözüm önerilerinden bazıları şöyle: ·         Akciğer kanseri için ülkemize özgü risk faktörleri bilimsel çalışmalar ile desteklenerek belirlenmeli.·         Hastaların bu risk faktörleri doğrultusunda değerlendirilerek doğru hekimlere yönlendirilmesi sağlanmalı. ·         Tütün ve tütün ürünü kullanımını azaltıcı tedbirler ve eğitimler artırılmalı, bırakmaya yönelik ilave teşvik edici programlar düzenlenmeli.·         Akciğer kanserinde erken tanı önceliklendirilmeli ve bu yönde disiplinler arası uygulamalar yaygınlaştırılmalı.·         Dünyada örneklerini gördüğümüz genomik belirteçler ile ilgili ülkemizde de Sağlık Bakanlığı desteği ile yapılacak bilimsel çalışmalar yaygınlaştırılmalı.·         Tedavi alamayacak durumda olan hastalar için palyatif bakım ve son dönem bakım merkezlerinin sayısı artırılmalı ve yeni bakım evleri kurulmalı.·         Mevcut oluşan ekonomik yük göz önünde bulundurularak, erken teşhisi mümkün kılacak çalışmalar yapılmalı.  Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl’ün konu ile ilgili açıklamaları şöyle:   “Akciğer kanseri ülkemizdeki erkek nüfusun çok önemli bir bölümünü etkilemektedir ve erkeklerde en yaygın görülen kanser türüdür. Akciğer kanserine yol açan pek çok sebep olsa da, bildiğimiz en büyük ve engellenebilir sebep sigaradır. Sigara kullanımının gençlerde ve kadınlarda da hızla artması nedeniyle, akciğer kanserine yakalanan kadınların sayısı da hızla artmaktadır. Bu nedenle sigarayla mücadele, akciğer kanseriyle mücadelenin birinci adımıdır.”   Türkiye'de Akciğer Kanseri Raporu Bilimsel Kurul üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Özet’in açıklamalarına da bakalım:   “Dünya genelinde kanser için belirlenmiş risk faktörleri tütün ürünleri, kilo artışı, alkol, ultraviyole ışınlar, işlenmiş ve hazır gıdalar, enfeksiyonlar ve hareketsizliktir. Bizim toplumumuza da özel risk faktörlerini netleştirip, bunlara karşı topyekün mücadeleye girmeliyiz. Ayrıca her yıl 30 binin üzerinde insanımızı kaybettiğimiz bir tedavi alanı için mükemmeliyet merkezleri kurulması düşünülmelidir. Göğüs hastalıkları uzmanı, göğüs cerrahisi uzmanı, onkolog, patolog, psikolog gibi tüm paydaşların içinde olduğu, akciğer kanserine özel merkezlerin kurulması sağlık turizmine de önemli katkı sağlayacaktır.”  Türkiye'de Akciğer Kanseri Raporu Editoryal ve Bilimsel Kurul üyelerinden Prof. Dr. Nuri Karadurmuş şu bilgileri paylaştı: “Türkiye'de erkeklerde en sık görülen kanser türü akciğer kanseri iken kadınlarda akciğer kanseri 5. sırada yer almaktadır. Sağlık Bakanlığı Kanser İstatistikleri verisine göre Türkiye'de yaklaşık 50.000 akciğer kanseri hastası bulunmaktadır.”          Türkiye'de Akciğer Kanseri Raporu Editoryal ve Bilimsel Kurul üyelerinden Prof. Dr. İrfan Çiçin’in verdiği bilgilerde özetle şöyle:   “Akciğer kanserinin toplam maliyetinin %31'ini doğrudan maliyetler, %69'unu ise dolaylı maliyetler oluşturmaktadır. Maliyet azaltıcı yaklaşımlar belirlenirken dolaylı maliyetlerin doğrudan maliyetlerden daha fazla olduğunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.”   AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış, rapor hakkındaki görüşlerini atlamayalım: “AstraZeneca olarak biz de çok kıymetli bir referans kaynak olacağına inandığımız bu çalışmayla, akciğer kanseriyle ilgili öncelikle hastalar için nelerin iyileştirebileceğinin belirlenmesine ve bu hastalığın toplumumuza olan mevcut ekonomik yükünün ortaya konulmasına destek olduk. Akciğer kanseri için bundan sonra da yürütülecek projelerde AstraZeneca olarak her zaman bir paydaş olarak yer almaktan mutluluk duyacağız.” necdetbuluz@gmail.comwww.facebook.com/necdet.buluz   

Sağlık hizmetlerinde Türkiye ile Kazakistan, ABD ve Rusya'dan daha iyi seviyede

Bloomberg'in 56 ülke üzerinde yaptığı sağlık hizmetlerinin verimliliği analizinde, Türkiye ve Kazakistan üst sıralarda yer alırken ABD ve Rusya sınavı geçemedi.Bloomberg haber ajansı, küresel çapta "sağlık hizmetleri verimliliği"nin durumu hakkında bir araştırma raporu yayınladı.TÜRKİYE VE KAZAKİSTAN ÜST SIRALARDASöz konusu araştırmada, Türkiye 26. , Kazakistan Cumhuriyeti ise 44. sırada yer alarak pek çok Avrupa Birliği ülkesini geride bıraktı. Bu sıralamalarla Türkiye ve Kazakistan’ın, ABD ve Rusya gibi ülkelerden de üst sıralarda yer alması dikkat çekti. Kazakistan’ın geçen yıla oranla, daha yüksek puan alması ise diğer bir önemli ayrıntı oldu.Bloomberg’in 56 ülkeyi kapsayan araştırması, ülkelerdeki ortalama insan ömrü ile kişi başına düşen sağlık harcaması arasındaki oran dikkate alınarak hazırlandı. Ajans, araştırmasında Dünya Bankası, WHO, BM ve IMF verilerini kullandı.SAĞLIK VERİMLİLİĞİ KONUSUNDA, ASYA ÜLKELERİ AVRUPA’DAN DAHA İYİ KONUMDAÖte yandan, verimli sağlık hizmetleri konusunda en başarılı ülkeler Asya kıtasından çıktı. Hong Kong ve Singapur’un dünya skalasında en üstte yer alması sağlık hizmetleri konusunda dikkatleri Asya ülkelerine çevirdi.Ayrıca, Bloomberg'in hazırladığı listede, 56 ülke arasında ABD 55., Rusya ise 53. sırada kalarak sağlık hizmetleri konusunda alarm verdi.Kaztr.com 

En sağlıklı ekmek hangisi?..

Yukarıda soruya birçok beslenme uzmanı çok farklı yanıtlar veriyor. Ancak, bu yanıtların birleştiği bir nokta da var. Uzmanlar, genellikle kepekli ve tam buğday ekmeklerinin tüketimimiz için önemli olduğunu vurguluyor. Buna tam tahıllıları da eklememiz gerekiyor.Özellikle kolon kanserinin oluşumunun önlenmesinde kepekli ekmek önerenlerin sayısının fazlalığına dikkatlerinizi çekelim. Daha koyu renkteki ekmekler daha az bileşen ve katkı maddesi içerir. Son zamanlarda kırmızı buğday yerine beyaz buğdayla yapılan bir tür beyaz kepek ekmek görülmektedir. Bu da iyi bir seçenektir. Tükettiğiniz ekmeğin bileşenlerini bilmek her zaman faydalıdır.Dikkat edilecek olursa daha önce hep kepekli ekmek üzerinde durulur ve bu ekmek önerilirdi. Şimdi ise tam buğday ve tam tahıl ekmekler sağlık için en doğru seçim olarak öne çıkıyor. Ancak, bazı beslenme uzmanları da zaman zaman beyaz ekmek yenilmesi gerektiğini de savunuyorlar. Örneğin çavdar ekmeğinin de beslenmemizde önemli bir yer tuttuğunu unutmayalım. Uluslar arası Tahıl Bilimi ve Teknolojisi (ICC) Başkanı Prof. Dr. Hamit Köksel, buğdaydaki proteinlerin önemli bir kısmının glüten proteinleri olduğunu söyleyerek ekmek hakkında yapılan yorumlara açıklık getirdi. Söylediklerini dikkatlice takip ettiğimizde hangi ekmekleri tüketmemiz gerektiği konusunda daha bilgi sahibi olabilmekteyiz.“Sanki glütensiz ürünler daha iyiymiş sanki herkesin glütensiz ekmek tüketmesi gerekirmiş gibi bir yaklaşım var. Bu doğru değil çünkü glütensiz ürünler üretilirken aslında nişasta ve bir takım başka katkı maddelerinin birleşmesi ile ekmek benzeri bir ürünler oluşturuluyor. Bu ekmek benzeri ürünler çok yararlı değil; buğday kepeğinde ve rüşeyminde bulunan mineraller, vitaminler, antioksidanlar ve sağlıklı bileşenlerin hiç birisi bu glütensiz ürünlerde yok. Glütensiz ürünleri tükettiğimiz zaman beslenme ile ilgili sıkıntılar yaşayabiliriz. Buğdaydaki yararlı bir sürü bileşenleri de alamayız, zorunlu değilse glütensiz ürünleri tüketmek çok da doğru değil.En sağlıklı ekmek tam buğday ve tam tahıl ekmeğidir. Buğdayı una öğütürken kepeği ve rüşeymi ayırmamalıyız. Çünkü buğdayın kepeğinde ve rüşeym dediğimiz embriyo kısmında bizim için çok yararlı mineraller ve vitaminler var. Bir ürün alıyorsunuz hem beslenme kalitesi daha iyi değil hem de genellikle yaklaşık 3-4 kat daha pahalı alıyorsunuz. Daha iyi beslenmiyorsunuz. Bunun daha doğru bir beslenme şekli olduğunu düşünüyorsunuz, bu doğru değildir. Dünyada milyar dolarlara varan bir glütensiz ürün pazarı oluştu. Ülkemiz açısından düşünürsek, bu ürünlerin önemli bir kısmı da yurtdışından geliyor. Biz dünyanın en büyük un ihracatçısıyız. Buradan kazandığımız paranın önemli bir kısmını glütensiz ürünler için harcıyoruz, bu da doğru değildir. İhtiyacımız değilse, neden glütensiz tüketelim? Küçük bir glüten bulaşması bile Çölyak hastalarına zarar verir. Bu oran 1 kilogram ekmekte maksimum 0.020 gram glütene eş değerdir. Bu miktarda glüten havada uçuşan un zerreciklerinden bile bulaşabilir. Bu nedenle glütenli ürün üreten bir işletmede glütensiz ürün üretilemez veya glütensiz ürün bölümü ayrılmalıdır. Dünya ortalamasına bakıldığında toplumun ortalama yüzde 1'i Çölyak hastası ve bu rahatsızlığı olmayan kişilerin glütensiz ürün tüketmesi doğru değildir.Son günlerde hep bir “esmer ekmek yiyiniz” önerileri geliyor. Peki, bu esmer ekmek neden öneriliyor?Lif tok tutucu özelliğe sahiptir. Bu yüzden size tavsiyemiz esmer ekmek kullanmak. Eğer kepek ekmek ve tam buğday ekmeği arasında hangisini kullanmalı diye soruyorsanız o zaman tam buğday ekmeği kullanmalısınız. Esmer ekmeğin oldukça fazla faydası bulunuyor.Yine başa dönüyoruz:Prof. Dr. Hamit Köksel, açıklamasında da zaten bu konuya değiniyor. Tam buğday ya da tam tahıllı ekmekler en sağlıklı ekmekler sınıfında başa oturtuluyor. Faydalarına gelince:Ekmek dendiğinde her ne kadar beyaz ekmek akla gelse de tüketilmesi tavsiye edilen tam tahıllı ekmeklerdir. Tam tahıllı ekmek; buğday, yulaf, çavdar, arpa gibi tahılların kabuklarının da kullanılmasıyla yapılır. Tam tahıllı bir ekmek tükettiğinizde ister çavdar olsun ister buğday; bu tahılın kabuğundan yararlanarak B1, B2, B3, B5, B6 grubu vitaminleri ve yüksek E vitamini, folik asit ve demirden de yararlanırsınız. Tam tahıllı ekmekle vücudun ‘süpürge’si görevini gören “lif” alımı da sağlanır.Bir önemli konu da özellikle diyet yapanların ekmek yememesi öneriliyor. BU doğru bir adım mı? Ekmek hayatımızdan çıkarılmalı mı? Bunun da yanıtını görelim:Kilo almayı tek bir besin grubuna yüklemek doğru bir yaklaşım değil. Örneğin “Kilo almamın tek suçlusu ekmek” diyerek diyetinizden ekmeği çıkarırsanız, yetersiz karbonhidrat; fazla protein ve yağ alırsınız. Özellikle hayvansal protein alımının yüksek olması, fazla miktarda doymuş yağ ve kolesterol alımını da beraberinde getirir. Fazla alınan bu yağlar ise damar sağlığını tehdit ederek kardiyo-vasküler hastalık riskini artırır. Günlük aldığınız enerji, harcadığınızdan fazla olduğu anda kilo almanız kaçınılmazdır. Fazla enerjiyi ister karbonhidrattan ister proteinden alın, harcamadığınız takdirde bu enerji yağ olarak depolanır. Bu koşullar altında fazla protein almak da yağlanmak için bir neden olarak karşınıza çıkar.necdetbuluz@gmail.comwww.facebook.com/necdet.buluz