Toplum ve yaşam

Kazakistan'da "Gençler Yılı" faaliyetleri

Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cengiz Tomar, Kazakistan'da ilan edilen Gençler Yılı çerçevesinde çeşitli kültür ve spor etkinlikleri yapmayı planladıklarını söyledi.Tomar, yaptığı açıklamada, Kazakistan'da bu yılın Gençler Yılı ilan edilmesini önemsediklerini belirterek, "Üniversitemiz 2018-2020 dönemleri Türk Dünyası Üniversiteler Birliği dönem başkanı. O sıfatla da bu yıl bizim için önem arz ediyor." dedi.Gençler Yılı çerçevesinde çeşitli kültür ve spor etkinliklerini yapmayı planladıklarını ifade eden Tomar, "Faaliyetlere başladık bile. Geçen hafta Marmara ve Gazi Üniversitelerinde okuyan Türk ve Kazak öğrencilerle bir telekonferans yaptık. Onların hem mesajlarını aldık hem de bizim buradaki Gençler Yılı etkinliğimizi seyretmesini sağladık." diye konuştu.Tomar, geçen hafta üniversite senatosu kararıyla öğrencilerin yemek ücretlerini 350 (1 dolar) tengeden 250 tengeye indirdiklerini dile getirerek, Türkiye'nin bu konuda büyük destek verdiğinin altını çizdi.Tomar, ayrıca bu yıl başta Türk Dünyası Gençleri Spor Festivali, Türk Dünyası Üniversiteleri Birliği toplantısı olmak üzere bazı toplantılara ev sahipliği yapacaklarını kaydetti."Dört dil bilen mezunlar vermeye çalışıyoruz"Özellikle bu yıl üniversitede kulüp faaliyetlerine önem verdiklerini anlatan Tomar, "Üniversitede fotoğrafçılık, tiyatro, müzik, Kazakistan'ın tarihi yerleri başta olmak üzere 30 civarında kulüp var. Bunların bütçelerini büyük miktarda artırdık. Bu yıl öğrencilerimiz bu maddi kaynakla rahat faaliyet yapabilsinler." diye konuştu.Tomar, öğrencilerin bu kulüpler vasıtasıyla hem Kazakistan'da hem de ülke dışında özellikle Türkiye'de pek çok kulüp faaliyetlerine katılabildiklerini vurguladı.Üniversitede start-up projeleriyle ilgili çalışmalar yaptıklarına dikkati çeken Tomar, "Öğrencilerimizin üniversitemizin olanaklarını kullanarak şirket kurmalarını sağlıyoruz. Türkiye'den de teknoparklardan bu konuda destek alıyoruz." dedi.Tomar, öğrencilerin dil öğrenimi için Türkiye ve diğer ülkelere çeşitli eğitim programları aracılığıyla gitmesini teşvik ettiklerini belirterek, Türkiye'den gelen öğrencilere Rusça, Kazakça ve İngilizce, Kazak ve diğer Türk dünyası ülkelerinden gelen öğrencilere de Türkçe ve İngilizce öğrettiklerini dile getirdi. İngilizce, Rusça ve Türkçe öğrenimiyle ilgili çeşitli kuruluşlarla anlaşmalar yaptıklarına işaret eden Tomar, "Dört dil bilen mezunlar vermeye çalışıyoruz." diye konuştu.Tomar, üniversitede 9 binin üzerinde öğrenci olduğunu, bunun bin 500'ünün Türk dünyasından geldiğini, 200 civarında da Türk öğrencinin eğitim gördüğünü anlattı.Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, geçen yıl kasım ayında 2019 yılının Gençler Yılı ilan edilmesine ilişkin kararı imzalamış, Gençler Yılı'nın resmi açılışı ocak ayında yapılmıştı.TRT Avaz 

Kırgızistan'da 2018'de 77 bin istihdam sağlandı

Kırgızistan Başbakanı Muhammedkalıy Abılgaziyev, 2018 yılında 77 bin kişinin istihdamının sağlandığını açıkladı.Başbakanlıkta ülkenin 2018 yılına ilişkin sosyo ekonomik durumunun ele alındığı bakanlar kurulu toplantısında konuşan Başbakan Muhammedkalıy Abılgaziyev, "Kırgızistan'da 2018 yılında 246 yeni işletme açıldı. Böylece, 77 bin kişinin istihdamı sağlandı" diye konuştu.Kırgızistan ekonomisinin, 2018 yılında yüzde 3,5'lik büyüme kaydettiğini hatırlatan Abılgaziyev, "Gayri Safi Yurtiçi Hasılamız (GSYH), 557 milyar 100 milyon soma (yaklaşık 8 milyar ABD dolar) ulaştı." dedi.Resmi açıklamalarda, 6 milyon 200 bin nüfuslu Kırgızistan'da ülke vatandaşlarının 700 binden fazlasının yurt dışında çalıştığı bildirilmişti.

"Sabun" deyip geçmeyin...

 Necdet buluz  Cumalı Bora, bir bitki ustası. Bitkilerden elde ettiği deneyim ve araştırmaları da sabunlarda birleştirip bütünleştiriyor. Ürettiği sabunlarla da temizlik ve şifa kültürümüze katkı sağlıyor. Cumalı Bora’nın çalışmaları sadece ülkemizle sınırlı değil. Fransa başta olmak üzer,birçok ülke bu temizlik ve şifa kaynağı sabunları kullanıyor. “Sabunla bitkiler ve aromaterapiyi, şifa, huzur ve barışı bir araya getirdik. Sabuna bir sanatçı edasıyla baktık” diyor. Son çalışmalarını bir yazıda toplamış,bize de göndermiş. Çalışmalarını ilgi ile izlediğimiz ve takdir ettiğimiz Cumalı Bora’nın yazısı ile sizleri baş başa bırakıyoruz: “Bizler 5 bin yıllık sabun tarihinin bir parçası ve temsilcisiyiz. Anadolu bu tarihin en nadide mücevheridir. Yüce Yaratan keşfedilsin diye sanatını bu topraklara zengince serpiştirmiştir. Anadolu topraklarının üstünü binlerce endemik bitkiyi barındıran muazzam bir örtüyle örtmüştür. Bu zenginliğin üstüne Türk-İslam şifa kültürünü ekleyen ecdadımız çağın çok ötesine geçmişleridir.  Orta çağ Avrupa’sında hastalar cadılıkla suçlanıp ateşe atılırken, ecdadımız Bimarhaneler kurmuş; hastaları musiki, sabun, bitkisel ilaçlar ve su sesi gibi yöntemler kullanarak iyileştirmişlerdir. Anadolu Selçuklularından Osmanlılara önemli şehirlerde darüşşifalar, bimarhaneler açıldığını biliyoruz.  Edirne, Amasya, Bursa, Kayseri gibi şehirlerde çağının çok önünde hekimler ve hastaneler mevcuttur. Amasya’da meşhur hekim Sabuncuoğlu Şerafeddin bu hekimlere özel bir örnektir. Sabun, bitkisel ilaçlar ve cerrahiyi kullanmış, kobay hayvanlar üzerinde deneyler yapmış ve şifa kültürümüzü farklı bir noktaya taşımıştır.  İlaç yapacağı bitkileri dağlarda elleriyle toplayan Şerafeddin, kurtla kuşla, bitkilerle konuşarak şifa aramış. Günümüzde bu kültürün devamını sağlamaya ve tekrar güçlü şekilde ayağa kalkmasına yardımcı olmaya çalışmaktayız. Modernleşme sonrası her konuda geriden takip ettiğimiz dünyayı yakalamak ve hatta eskiden olduğu gibi öncülük etmek için çabalamaktayız.  Sabuncuoğlu Şerafeddin gibi bitkilerle konuşarak başladığımız ve devamında dünyanın en güzel sabunlarını pişirdiğimiz bir yolculuğa devam ediyoruz. Sabunla bitkiler ve aromaterapiyi, şifa, huzur ve barışı bir araya getirdik. Sabuna bir sanatçı edasıyla baktık. Emeğimizi, duamızı, ümidimizi, alın terimizi koyduk içine. Her insanın bam teline dokunacak kokular, frekanslar meydana getirdik. Tıpkı Vivaldi’nin, Bach’ın insan ruhuna notalarla dokunması gibi. Baharda kırlarda gezintiye çıkaran besteler benzeri sabunlarla Torosları, portakal bahçelerini, lavanta tarlalarını banyolara getiriyoruz. Sabun, bizim için bu millete, vatana, kültüre hizmete giriş kapımız oldu. Türkcistus gibi bir cevheri keşfedip gün yüzüne çıkarmamıza vesile oldu. Türkcistus, Anadolu bitki zenginliğinin lokomotif unsurudur.  Sadece bir bitki etrafında milyar dolarlık bir ekonomi oluşturmak; sağlık, turizm, üretim ve ticaret alanlarında yeni bir vizyon ortaya koymak, inşallah ülkedeki yeni fikir ve girişimlerinde önünü açacaktır.  Doğal kaynakların etkin kullanımı, ekonomik değer oluşturmak için Türkcistus katalizördür. Türkcistus bitkisi ve etrafında şekillenen yapı, 21.yüzyılın bitkisi ve fikridir. İnsanla tabiatı yeniden barıştırmanın formülüdür. İnşallah çiçekler bile mutlu olacaklar kaldı ki insanlar olmasınlar.  Çok kıymetli ve şifa kaynağı bir bitki olan Türkcistus, zengin polifenol, proanthocyanidin, bioflavonoid (P vitamin), kateşin, gallik asit ve diğer faydalı bioaktif bileşiklerden oluşuyor. Tüm bunların tek bir bitkide bulunuyor olması onu özel kılmaktadır.  Biz bu bitkiyi keşfettik; daha doğrusu bu bitkinin önemini fark ettik. Araştırmalar, okumalar, dağlarda geziler, gözlemler hatta küçük deneyler derken bu bitkinin memleket meselesi olduğuna tüm kalbimizle inandık. Bu noktada, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, değerli akademisyenler ve Orman Genel Müdürlüğü ve çalışanları devreye girdiler.  Uzun süren örnek toplama ve laboratuvar çalışmaları neticesinde Türkcistus’un kıymeti tescilllenmiş oldu. Güçlü antioksidan içeriği ile günümüzün korkutucu hastalıklarının şifası Türkcistus’tur. Viral hastalıklardan bakteriyel rahatsızlıklara, kişisel bakımdan gıdaya farklı alanlarda ülke ekonomisi ve menfaatleri için zengin bir kaynaktır.  Turizm ve ihracat kalemleriyle desteklendiğinde ekonomimize yakın gelecekte milyarlarca dolarlık girdi ve tasarruf sağlama imkanı doğacaktır. Bu sebeple Türkcistus Vakfı ve buna bağlı olarak Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Borsası ile TürkCistus Enstitüsü ve Akademisi kurulmasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz. Borsa, fiyat belirleyebilme gücü, ürünün kontrollü şekilde toplanıp piyasaya sürülmesi gibi açılardan memleketimize avantajlar sağlayacaktır.  Enstitü ve akademi de Türkcistus üzerine bilimsel araştırmaların artması, yeni faydalarının keşfi, coğrafi işaretleme ve insan kaynaklarının eğitimi ve yetiştirilmesi için çok önemli bir adım olacaktır. Çin, ginseng üzerinden milyarlarca dolarlık ekonomi üretirken memleketimizde Türkcistusla bunu pek tabi gerçekleştirebilir. Cüzi fiyatlarla ülkemizde toplatılan Türkcistusun çay ve farklı baharatları ağırlaştırmak için dolgu malzemesi olarak kullanıldığı acı bir tablo mevcut.  Adeta bina yapmak için hazırlanan betonun içine altın, elmas gibi kıymetli madenler karıştırılıyor. Bu acı ve basiretsiz tablonun değişmesi ve Türkcistusun kıymetini bulması için yapısal adımların atılması elzemdir. Vakıf, enstitü ve borsa ile ilgili daha detaylı bilgiler ekteki dosya mevcuttur.  Sağlık alanında önemli değişimlerin arifesindeyiz. Bir yandan geleneksel tıp Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenirken bir yandan da biyoteknolojik ilaçlar tıp dünyasına damga vuruyor. Her şey sağlık için, sağlıklı yaşam için.” necdetbuluz@gmail.com www.facebook.com/necdet.buluz      

Gökhan Güler, Türk Dünyası Parlamenterler Biriliği Örgütlenme Koordinatörü olarak atandı...

Turkic Media Yönetim Kurulu Üyesi ve Köşe Yazarlarımızdan Gökhan Güler, Türk Dünyası Parlamenterler Biriliği Örgütlenme Koordinatörü olarak atandı. Türk Dünyası Parlamenterler Birliği Yönetim Kurulu kararı ile Turkic Media Yönetim Kurulu Üyesi ve Köşe Yazarlarımızdan Gökhan Gürler'i Türk Dünyası Parlamenterler Birliği Örgütlenme Koordinatörü olarak görevlendirildiği bildirildi.Güler geçmişte Türk Dili Konuşan Ülke ve Topluluklar Medya Platformu kurucusu ve KKTC Ülke Başkan Yardımcısı olarak görevlerinde bulunmuştu. Güler ayrıca 2009 - 2013 yılları arasında KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde Özel Kalem Müdürü olarak başarılı şekilde görev yapmıştı. Gökhan Güler Türk Dünyası’nda özellikle köşe yazıları, diplomatik, siyasi ve kültürel alandaki çalışmaları ile tanınmaktadır…

Türklərin döyüş fəlsəfəsi – onlar niyə, nə üçün savaşarlar? – ARAŞDIRMA

Türk milləti hər zaman öz qəhrəmanlığı və cəsarəti ilə nam salmışdır. Bu yazımızda tarixdə əski türklərin necə savaşcı olduğunu, vətən anlayışının bizdəki dəyərini və irqimizdən gələn cəsarətlə günümüzdə düşmənə qarşı necə qəhrəmancasına savaşdığımızı xatırlatmağa çalışacağam.Öncəliklə bildirmək istəyirəm ki, türk ərləri, igidləri, xanımları, xatunları hər biri bir savaşcıdır. Bu dəfələrlə sübut olunub. Dastanlarımızda, bir çox yazarların əsərlərində xüsusi ilə mövzu barəsində geniş danışlır. Hətta digər irqlərin sərkərdələri, ədəbiyyatçıları və səyyahları da bunu qeyd edirlər.Qədimdə də türklərin ən əsas özəlliyi savaşcı kimlikləridir. Bu kimliyi türklərə aid olduğunu başqa irqlər də təsdiqləyir. Yaşayış tərzləri, coğrafi təsirlər və təcrübələri bu kimliyi qazanmalarında əsas ünsürlər olmuşdur.Əski türk dastanı olan “Dədə Qorqud” dastanında Türk mədəniyyət tarixi baxımından ən qiymətli tərərflərindən biri də alp (savaşcı) tipinin necə yetişdirildiyini göstərən səhnələrin əks etdirilməsidir. Hər mədəniyyət şəkli özünü yaşadacaq insan tiplərini yetişdirir. Bunun üçün bəzi müəssəsələr yaradır. Köçəri toplumlarda bu funksiya (rusca) – işləm, örf və adətlər tərəfindən saxlanır. “Dədə Qorqud” kitabında da bir gənc alp (savaşcı) olması gərəkən özəlliklər atasözləri və qəlib ifadələr şəkilində sıralanmışdır. Buna görə alp (türk savaşcı); təkəbbürlük eyləməməli, könlünü uca tutmalı, qara polad öz qılıncını çalmalı, malına qıymalıdır. Amma oğul süfrə çəkməyi atadan görməlidir. Oğul da ata adını yarıtmalıdır. Kazılık ata ər minməli, çalup kəsər öz qılıcı ər çalmalıdır. Ərin evinə qonağı gəlməli, ər yalan bilməməlidir. Burda iki cür özəllik diqqət çəkir. Birisi təvazu, dürüstlük, comərdlik, qonaq sevərlik kimi xarakterlərə dayanan özəlliklərdir ki, bunlar hekayələrdə əsasən “ərdəm” sözü ilə ifadə edilməkdədir. Digəri isə qazılı ata minmə, çapul kəsər öz qılıcı istifadə etmə kimi fiziki özəlliklərdir. Bunlarda “hünər” qavramı altında toplanmaqdadır. Bir-birindən ayrılmaz biçimdə qarşımıza çıxan bu özəlliklər, Oğuz alpının “hünərli” və “ərdəmli” olması gərəkdiyi sonucunu ortaya qoymaqdadır.Türk milləti hər zaman özünə məxsus bir savaş, mədəniyyət meydana gətirmişdir. Qurduqları ordular, istifadə etdikləri silahlar daima digər qövmlərə örnək təşkil etmişdir. Qədimdə də irqimizin yaşadığı dönəmdə özləri ilə boy ölçəbiləcək yetənəkdə və texnalogiyada ordu anlayışının olmaması uzun zaman əsgəri zəfərlərinin daimi olmasına səbəb olmuşdur. Həm də bu zəfərlərin əsası güclü hərb startejilərinə sahib olmamız olmuşdur. Qədim türklərdə ordu xalqdır, xalq ordudur. Türklərdə əsgərlik məslək deyil, bünyədə olması gərəkən bir xüsusiyyət olmuşdur. Qeyd etdiyimiz kimi qədim türklərdə ordu toplumun digər kəsimlərindən ayrı düşünülməyən qurumdur. Tarixə səhnə olan bir çox savaşda millət tək vücud halında savaşar, düşməni dəf edər və sonra günlük həyatlarına davam edərlərdi. Türklər əsgərliyi və savaşmağı müqəddəs saymışdır. Türklərdə ordudan qaçanların və Vətənə xəyanət edənlərin cəzası ölümdür. Ancaq döyüş olmadığı hallarda əgər qılınc çəkilərsə, cəzası ölüm olar. Qədimdə türklərin digər ordulardan fərqli olaraq 3 yön təsbit edilmişdir: Türk odusu muzdlu olmur, Türk ordusu daimidir, Türk ordusunun təməli süvarilərdən təşkil edilir.Bura qədər qədimdə irqimizin döyüş qabiliyyətindən və ordunun necə bir qurum olduğundan qısaca bəhs etdim. Bəs Türklər niyə, nə üçün savaşarlardı? Cavab olaraq: “Vətən, yurd, millət və namus üçün” – deyə ağlınızdan keçirdiyinizi bilirəm və bu, belədir. Bizdə Vətən, yurd və topraq anlayışı digər irqlərə görə fərqlidir və qədimdə də fərqli olmuşdur. Bizlər üçün Vətən – yəni yurd müqəddəsdir, uğruna ölünür və öldurulur. Vətən torpağı satılmaz və hədiyyə edilməz. Bizlər tarix boyu vətənimiz üçün savaşmışıq. Bizə vətən, yurd, topraq sevgisi atalarımızdan qalmışdır. Necə ki, Mete xan ondan torpaq istəyən çinlilərə cavabında, “torpaq vətənin malıdır və dövlətin malı başqasına verilməz”- demişdir. Yurd əxlaqı qədim türklərdə çox güclüdür.Türk hökümdarlarından biri Şah İsmail Xətai deyir ki: “Ey Türk oğlu! Dilinin heç bir sözünü dünyanın heç bir dilinə, bir ovuc torpağını dünyanın heç bir dövlətinə dəyişmə! Onu qoru və gələcək nəsillərə ötür!” Hər bir türk eli və ulusu üçün canını və ən sevdiyi şeyləri fəda etməkdən çəkinməz. Qədim türklər yurdlarına bağlıdırlar. Onlar ancaq hür və müstəqil yaşaya bildiyi torpağı Vətən saymaqda (Türk tarixində müxtəlif türk zümrələrinin ayrı vətənləri bundan irəli gəlir) fəqət bu şərtlərin mövcud olmadığı ərazini asan tərk edəbilirlər (Türklərin köçlərinin digər bir səbəbi). Qısaca Türk kültüründə Vətən, Türk tuğlarının və ya bayrağının dalğalandığı yerdir.Türklərlə bağlı digər millətlərin nümayəndələrinin dedikləri bir çox sözlər var. İndi həmin deyimlərin bir qisminə diqqət edək: “İnsanları ucaldan iki böyük məziyyət vardır: kişinin cəsur, qadının namuslu olması. Bu iki məziyyətin yanında həm kişini, həm də qadını şərəfləndirən bir məziyyət daha vardır. Bu gərəkdiyində tərəddütsüz canını fəda edəbiləcək qədər vətəninə bağlı olmaq. Türklər bu məziyyətlərə və fəzilətlərə sahib qəhrəmanlardır. Bu səbəbdən türklər öldürülə bilərlər, lakin məğlub edilə bilməzlər.”Napoleon Bonaparte-Fransız İmparatoru“Silahlı millətin ən canlı örnəyi türklərdir. Onlar ata minər kimi oturar, kəşfə yollanan əsgər kimi oyanıq gəzərlər”Moltke“Savaşın zövqünü almaq istəyən hər kəs türklərlə savaşmalıdır.”La Martine“Türklər ölməyi bilirlər, həm də yaxşı bilirlər. Mən də ölməyi bilən bir millətin yenilməyəcəyini biləcək qədər təcrübəliyəm. Burda heç yoxdan ordular qurmaq və bu orduları ölümə sürükləmək mümkündür. Bu imkanlardan bol-bol faydalanıram. Fəqət, meydana gətirdiyim orduları səndələtən bir əngəl var: Türklərin yaşayan xatirələri! Üç-dört yüzil öncə hər qüdrəti və hər milləti yenən türklər, indi də silinməz xatirələriylə hər təşəbbüsümü səndələtirlər. Hər ürəkdə bu qorxunu sezirəm. Demək ki, yalnız türkləri deyil, onların tarixini də yenmək lazımdır. Bu durumda mən türklərin düzinələrlə, milləti idarə etmələrindəki sirri də anlayıram. Onlar millətləri bir kərə yenirlər, fəqət qazandıqları zəfərləri ruhlara və nəsillərə nəqş edə bilirlər.”M.Montecuccoli (Avstryalı komutan). Digər millətlərdən olan insanlar belə etiraf edir türklərin cəsarətini, döyüşkənliyini və doğuşdan əsgər kökənli olduğunu. Bizlərin tarix boyu hür yaşamaq həyatımızın əsası olmuşdur. Azərbaycan türk yurdumuzun Sovet dönəmində ruslar tərəfindən “xalqların qardaşlığı” adı ilə işğal edildiyi hər birimizə məlumdur. Rusların bu hərəkəti sadəcə xristian qardaşlığı idi. Əks halda bu qardaşlığı Güney Azərbaycandakı türklərlə və türkiyəli türklərlə də qurardıq. Bu siyasətlə biz türklərin milli kimliyini, torpağını, dilini əlimizdən aldılar. Bizim torpağımızda, yurdumuzda qondarma “Ermənistan” adlandırdıqları ölkəni yerləşdirdilər. Bu qardaşlıqda sadəcə ermənilər və ruslar qazanclı çıxdılar. Bizlərə tariximizi, atalarımızı unutdurdular, yurdumuzu öz mülkləri zənn etdilər. Tarixi torpaqlarımızı bizə unutdurmaq istədilər. Bunun səbəbi rusların türklərin tarixini gözəl bilməsi idi. Tarix boyu, öncədən də qeyd etdiyim kimi, türklərdə ordu xalq və xalq ordu idi. “Hər türk əsgər doğular” deyilirdi. Bizlər vətən torpağı üçün ölməyi və öldürməyi gözə alacaq qədər cəsarətliyik. Mustafa Kamal Atatürkün “Vətən torpağı müqəddəsdir və qədərinə tərk edilməz”, sözləri hər zaman türk milləti üçün əsasdır. Tarix boyu torpağımızda düşmənləri yaşatmadıq və yaşatmayacayıq. Allaha çox sükürlər olsun ki, artıq həm ruhən, həm də düşüncə baxımından özləşmiş, özümüzə dönmüşük. Türk millətinin Vətən sevgisi başqadır. Bizlərdə şəhid olmaq şərəfdir. Bizim analarımız qədimdə övladlarını əsgər göndəriyi zaman əlinə və ya kəkilinə xına çəkərlərdi ki, bu hal Vətən uğrunda şəhid olmalarını gözə aldıqlarına işarə idi. Vətən uğrunda ərlərinin, oğullarının şəhid, qurban olması analar üçün şərəfli bir hal olmuşdur hər zaman.“Bayraqları bayraq yapan üstündəki qandır,Torpaq əgər uğrunda ölən varsa vətəndir.”Mithat Cemal KuntayDillər əzbəri olan və hardasa türklərin atalar sözü ola biləcək bu misralar əslində hər şeyi izah edir. Bəli, bizim şanlı türk bayrağızımızın üstündə şərəfli şəhidlərimizin qanı var və torpaqlarımız onların qanı ilə yoğrulub. Bu bayrağın və torpağın qədrini, dəyərini bilmək bizim boynumuzun borcudur. Əks halda manqurtlaşmış, Vətən torpağını satan, insanlıqdan nəsibini almamış bir varlıq halına gələrik. Hər birimiz qədimdə olduğu kimi əsgər olmalıyıq, cinsiyyət fərqi olmadan. Keçmişdə olduğu kimi qadınlarımız da savaşmağı öyrənməli, türk yurdunun və türk millətinin namusunu, şərəfini qorumaqdan geri qalmamalıdır. Unutmayın, hər türk əsgər doğular və bu, hər daim belə olmalıdır. Bizim bayrağımız da, torpağımız da şanlı və dəyərlidir.Hər bir Azərbaycan Oğuz Türkü müharibə şəraitində yaşadığını unutmamalıdır. Torpağımız uğrunda şəhid vermişik. Bizim bir şəhidimiz olanda düşmənin 10 əsgərini məhv edirik, bunu bilirik. Amma unutmayın, qanımızın son damlasına qədər savaşmaq bizim həm atalarımıza, həm də bu torpağa olan borcumuzdur. Axı bizim yurd əxlaqımız var. Bizlər şanlı türk millətiyik və tarixə ad salmışıq. Bu ada yaraşan cəsarətimizi bütün dünyaya göstərməyin zamanıdır.Nə mutlu türkəm deyənə! Artıq gün Türkün günüdür.P.S.Dəyərli məlumatlar üçün Türk komutan İshak Çelik bəyə təşəkkür edirəm.YAZAR:AYNUR TALIBLI.TARİH VE MEDENİYET ARAŞTIRMACISI.İSTANBUL 2018.İstifadə edilən mənbələr:1.KAPLAN, Mehmet (2007), Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar 3 – Tip Tahlilleri, Ġstanbul: Dergâh Yayınları.2.ERGİN, Muharrem (2004), Dede Korkut Kitabı I, Ankara: TDK Yayınları.3.DUYMAZ, Ali (2000), “Dede Korkut Kitabında Alpların Eğitim ve Geçiş Törenleri”, Uluslararası Dede Korkut Bilgi ġöleni Bildirileri, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi BaĢkanlığı Yayınları4.yenidən ergenkon.com.5.Ögel, B. (2001). Türk Kültürünün Gelişme Çağları. İstanbul:Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları.Vilh. Thomsen : Orhon ve Yenisey Yazıtlarının Çözümü- İlk Bildiri- Çözülmüş Orhon Yazıtları, Ç. Vedat Köken, TDK yay. Ankara 1993.s 676.Kafesoğlu, İ. (2011). Türk Milli Kültürü. Ankara:Ötüken Yayıncılık.7.Gömeç, S. (1997). Kök Türk Tarihi. Ankara:Akçağ Yayınları.8.GÖKALP, Ziya (2005a). Türkçülüğün Esasları. İstanbul: Akvaryum Yayınevi9.Dr.prof.İbrahim Kafesoğlu(Türk Milli KÜLTÜRÜ)(Ülke)10.turkish-media.com.Bilgekagan. Türkler hakkında söylenenler(BENSÖYLEMED..11.Roux, J.P. (1997). Türklerin Tarihi. İstanbul:Milliyet Yayınları.12.turkish-media.com.Bilgekagan. Türkler hakkında söylenenler(BENSÖYLEMED13.DEDE KORKUT HİKÂYELERİNDE SAVAŞÇI EĞİTİMİ Lütfü Kerem BAŞAR

TÜRK TOPLUMUNDA QADININ YERİ VƏ DƏYƏRİ

Azərbaycan, Türk Oğuz yurdudur və biz qədim tarixə malik olan Oğuz Türkləriyik. Biz Türklərin tarixində qadın, xatun və ya xanım dəyərli və əvəz olunmazdır. Dünya tarixinin səhifələrini aramla incələsək türklər qədər qadına dəyər vərən, qadını ucaldan ikinci bir millətin olmadığını açıq aydın görərik. Bu gün bu yazımda sizə digər toplumlarda, millətlərdə qadının yeri ilə türk millətində və türk toplumunda qadının yerini müqayisə edəcəyəm. Öncəliklə onu qeyd etmək istərdim ki, ailə bu gün olduğu kimi əski türklərdə də önəmli və önəmli olduğu qədər də dəyərlidir.Türklərdə ailənin təməlini qadın təşkil edir. Türk qadını ailəsində söz sahibi olmuş və ərinə igidinə daima dəstək olmuşdur. Bu hələ milatdan öncə də belə idi. Avropada, Afrikada, Ərəbistanda qadınlar kölə kimi satılsa da türk qadını daima hürr azad olmuşdur. Qədim Türklərdə qadın ailədə söz sahibi olduğu qədər siyasi və iqtisadi əlaqələrdə, dövlətin idarəsində də söz sahibi olmuşdur. Qadınlar gözəl qılınc oynadar, at minər və güləşərdilər. Qadınlar savaşda da iştirak edərdi. İndi bunu oxuyanların çoxu mənim irqimi övdüyümü zənn edəcəklər, amma bu gərçəkdir və bu gərçəkləri mən sizə tarixi qaynaqlarla bildirəcəyəm.Qədim Türk atalar sözündə belə deyilir: “Birinci zənginlik sağlıq, ikinci zənginlik yaxşı qadındır”.’ Türklər qadına yüksək dəyər verir demişdik ve bunu qədim türklərin tək evlilik etməsində də görürük. Yəni bir qadınla evli olduqları zaman ikinci bir qadın almazlardı. Hun tükləri dönəmindən başlayaraq qadın kişi ayrımı edilməzdi. Hunlarda qadını kişinin tamamlayıcısı sayılır və qadınsız heç bir şey edilməzdi. Hətta elə ki, Kağanın əmirnamələrində “Xaqan buyurur” ifadəsi yalnız yer alırdısa və Xaqanın Xatununu, yəni xanımının adı qeyd edilməsə o, əmirnamə keçərli olmazdı, qəbul edilməzdi. Yabancı ölkələrin elçiləri yalnız xaqanın hüzuruna çıxmazdılar. Elçilərin qəbulu əsnasında xatunun da xaqanın yanında olması mütləq idi(1). Bəzən də xatunlar tək başına elçiləri qəbul edirdilər. Örnək olaraq Avropa Hun ölkəsinə gələn elçilər Atillanın xanımı Arıq Han tərəfındən qəbul edilir və dövlət işləri ilə əlaqədar görüşürdülər. Qəbul törənlərində, ziyafətlərdə, şölənlərdə xatun xaqanın sol tərəfində otururdu. Siyasi və idarə görüşləri dinləyər və fikirlərini söyləyərdi. Türkiyəli yazar Gökalp bu mövzunu belə qeyd edir “Əski irqlərin heç biri türklər qədər qadına haqq verməmiş və sayqı göstərməmişdir”(2).Göktürk və Uyğurlarda da xaqanın xanımı xatun dövlət işlərində əri ilə bərabər söz sahibi olmuşdur. Hunlarda olduğu kimi onlarda da əmirnamələr yalnız xaqanın adına deyil, “Xaqan və Xatunun namına” deyə ortaqlaşa imzalanmaqdadır. Ailə içində də qadın yüksək söz sahibi olmuşdur(3). Asiya Türklərində Göktürklərin tarixi və yaşamları ilə əlaqədar ən önəmli qaynaq Orhun kitabələridir. VII yüz ildən başlayaraq Orhun Kitabələrində dövlət işlərini bilən “Katunlardan” yəni xatunlardan söz edilir. Orhun kitabələridə də Xaqan ve Xatun buyurur sözləri ile başlayır. İslamdan öncə də Türk qadınlarına verilən önəmlə əlaqədar çox mənbələr var, bunlardan biri də hələ İslamdan öncə İtil (Volga) Bulqarlarını səyahət edən İbni Fadlan, öz əsərində türk toplumunda qadının yerinin heyrətləndirici olduğunu etiraf etməkdə və heyrətləndiyini gizlətməməkdədir. Fadlan, xatunun hökümdarın yanında oturduğunu bunun türklərin adəti olduğunu qeyd edir. Türk qadınının əsla kişilərdən qaçmadığını qeyd edir. Başqa biz ərəb səyyahı İbn Batu belə yazır “Burda qəribə bir hala şahid oldum ki, o da Türklərin qadınlarına göstərdiyi hörmətdir. Burda qadınların qiyməti və dərəcəsi kişilərdən daha üstündür”(4).Eyni zamanda bu yazdıqlarımı qədim Türk dastanlarında da açıq aydın görə bilərik. Dastanlarda qadın kişinin güc və ilham qaynağı olduğu bildirilir. Bizim milli dastanımız olan Kitabi -Dədə Qorqud hekayələrində də buna rast gəlirik. Örnək olaraq “Dəli Domrul hekayəsində” Domrul canının yerinə öz canını verməyə razı olacaq birini bulmağa çalışır və bunu qadında tapır, qadını ona heç çəkinmədən ” canını verəcəyini” söyləyir. Eyni zamana qədim Türklər öz soylarından olan qadınlarla evlənməyə üstünlük verərdilər və bu Türk ata sözümüzde belə qeyd edilir “Ey Türk oğlu Suyu çaydan qızı soydan al(5). Bunun səbəbi yazının əvvəlində də qeyd etiyim kimi Türk qadının cəsarəti ve şərəfli olmasıdır. Türk qadını daima at belində əlində qılınc və savaşda birincidir. Yenə Dədə Qorqud dastanımıza baxsaq, hekayələrdən “Bamsı Beyrək” hekayesinde yer alan Banu Çiçək ,bunun ən gözəl örnəklərindən biridir(6). Bir başqa örnək Selcan Xatundur. Selcan xatun düşmənin gecə ərinə basqın etməsindən şübhə etməkdədir. O ərinə xəbərdarlıq edər və savaş başlayar. Mücadələ sırasında ərinin atı yaralanar. Savaşa hazır bir şəkildə kənarda gözləyən Səlcan Xatun atını düşmənin üstünə sürər və onu qılıncından keçirər(7).Türk qadınının qəhrəmanlığı yazmaqla bitməz. Türklərin xatunlarına verdiyi dəyəri sizlərlə tarixi bilgilərə əsaslanaraq bölüşdüm. İndi gəlin digər irqlərin qadınlara verdiyi dəyəri incələyək. İlk öncə İngilislərlə başlayaq. İngiltərdə XI. yüzilə qədər ərlər arvadlarını sata bilirdi. Xiristiyanlar isə qadına şeytan gözü ilə baxmşlar. Yenə İngiltərədə qadın murdar varlıq sayıldığı üçün, İncilə əl vurmurdu. Qadınlar İncirloxumaq haqqına Hanri dövründə (1509-1547) sahib oldular. İngilis keşişi Dourun Westminister kilsəsindəki nitqindən “Bundan yüz il öncəsinə qədər qadın kişinin süfrəsində oturmaq haqqına sahib olmadığı kimi, söz soruşulmadan danışması da qadağan idi. Kişi başının üstündə böyük odun parçası asardı, lazım gəlsə qadını cəzalandırmaq üçün onu istifadə edərdi. Oğlan uşaqları isə analarına ev içində xidmətçi qadından yuxarı dəyər verməzdilər.Çinlilərdə qadın insan sayılmazdı və ona ad belə verilməzdi . Qız uşaqlarına ad verilməz, bir iki üç deyə çağırılırdı(8). Həyatı boyunca bir kişinin yönətimində yaşamalı idi. Qadın xidmətçi sayılır əri və uşaqları ilə eyni süfrədə otura bilməzdi. Ayaqda durub onlara xidmət etməli idi(9). Farslarda qadın kişiyə itaət etməyə məcbur edilirdi. Bir kişinin birdən çox qadinla evlənməsi normal idi. Qan bağlılığının nigaha mane olmaması səbəbi ilə Sasani İranında farslar anaları və bacıları ilə nigaha girə bilirdilər, hətta buna təşviq edilirdi(10). Cahiliyyə ərəblərin də qız uşağı diri-diri gömülməsi bir gərçəkdir. Qız uşağına sahib olmaq şərəfsizlik hesab edilirdi. Buddizmin qurucusu budda isə ik başlarda qadınları dinə qəbul etməmişdir. Əski yunanalarda qadının bir dəyəri yoxdur. Əşyalardan fərqsiz olan qadın digər mallar kimi satıla ve miras kimi bağışlana bilirdi(11). Slavyanlarda (ruslarda) qadın əşya kimi qiymətləndirilir. Zodruga deyə adlandırılır. Slav ailəsində uşaqlara da əsir kimi baxılır. Ruslarda qadı əri ilə bərabər gömülür. Rus hökümdarlarının, yaxın adamlarının gözü önündə xalqdan cariyələrlə münasibət yaşayırdı.Sizinlə digər millətlərdə qadına verilən dəyəri paylaşdım. İndi əminliklə hər zaman Türk milləti qədər qadına dəyər verən ikinci bir millətin olmadığını çəkinmədən yenidən qeyd edə bilərik. Azərbaycan Türk yurdunda və bütün Türk məmləkətlərindəki igidlər atalarımızın xatunlarına,x anımlarına verdiyi dəyəri yenidən qadınlarına verməli və Türk qadınını uca tutmalıdırlar. Aynur TALIBLI – Tarih ve Medeniyet Araştırmacısıİstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Tarih ve Medeniyyet Araştırmaları Bölümü Yüksek Lisans ÖğrencisiYazarın diğer yazıları için tıklayınız.______________________________İstifadə edilən mənbələr:1. Ali Ahmetbeyoğlu; Avrupa Hun İmparatorluğu, TTK Yay., Ankara,2001, s.151.2. Ziya Gökalp; Türkçülüğün Esasları, ( Hzrl. Mehmet Kaplan), Varlık Yay., Ġstanbul 1970, s. 35.3. Özkan Ġzgi; “İslamiyetten Önce Türk Kadınları“, Türk Kültürü Araştırmaları, Ankara,1975, s.145155.4. Muharrem Ergin; Orhun Abideleri, Boğaziçi Yay., Ankara, 1989, s.21,35.5. Azərbaycan Birliyi sehifəsi facebook.com.6. Muharrem Ergin; Dede Korkut Kitabı, Boğaziçi Yay, İstanbul, 2001, s.64.7. M. Ergin; Dede Korkut Destanı, s.122.8. http://www.turkforum.net/710575-eski-turklerde-kadin.html, 18.5.2012.9. Necla Arat; Kadın Sorunu 2. Baskı, Say Yay., Ġstanbul, 1986, s.2610. http://translate.google.com.tr/translate?hl=tr&langpair=en%7Ctr&u=http://www.iranchamber.com/history/articles/women_in_ancient_persia.php23.5.201211. http://www.turkforum.net/710575-eskiturklerde-kadin.html,18.5.2012, http://www.turkforum.net/710575-eski-turklerde-kadin.html 18.5.2012.12. TARİHÎ SÜREÇ İÇERİSİNDE TÜRK TOPLUMUNDA VE DEVLETLERİNDE KADININ YERĠ VE ÖNEMİ HISTORICAL PROCESS AND THE IMPORTANCE OF WOMEN IN THE TURKISH SOCIETY AND THE STATES Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÜNDÜZ Ahi Evran Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ABD13. https://gokturukler.wordpress.com/…/ko…/eski-turklerde-kadın.

Teröristlere verilen silahlar unutulmasın...

Necdet Buluz Son günlerde Suriye konusunda tartışılan iki önemli konu başlığı var:1.-Fırat’ın batısında güvenli bölge oluşturulmalı.2.- Adana Mutabakatı devreye sokulmalı.Tartışılan bu iki konu, TSK’nın Suriye’nin batısındaki terör örgütlerine karşı başlatmayı planladığı askeri harekâtın ertelenmesine neden oldu. Özetle Suriye konusunda her gün gündem değişiyor, bununla birlikte kafalar da karışıyor. Soru işaretleri de artıyor. Suriye’deki oyuncular birbirini kollayarak yeni stratejiler uyguluyor. Bu konuda çok daha duyarlı ve dikkatli hareket etmek durumundayız.Aslına bakılacak olursa harekât bütün planlama ile tamamlandı. Sadece karar verilip düğmeye basmaya bakılıyor.Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Türk Silahlı Kuvvetleri kendisine düşen görevler çerçevesinde her türlü hazırlığı yaptı, her türlü hazırlığı tamamdır" dedi. Ancak, bu harekat bir türlü yapılamıyor.Akar, "Yeri ve zamanı geldiğinde Münbiç'te de Fırat'ın doğusunda da gerekli faaliyetler, görevler yerine getirilecektir" ifadelerini kullandı. Üs bölgesine yönelik provokasyon hakkında konuşan Akar, "Erbil yönetiminin zamanında ve kapsamlı tepkisi, aldığı tedbirler, tarafımızdan memnuniyetle karşılanmıştır" diyerek askeri harekattaki kararlılığa vurgu yaptı.Biz, burada sorgulanması gereken bir konuyu gündeme getirmek istiyoruz:“Güvenli bölge”, Amerika’nın teröristlere verdiği silahlar toplanmazsa sağlanabilir mi? Bir yandan “güvenli bölge” konusunda Türkiye ile birlikte çalışacaklarını söylüyorlar, öte yandan terör örgütlerine halen silah desteği veriyorlar. Bununla da kalmayıp, birlikte devriye geziyorlar.Peki, Rusya “Adana Mutabakatı’ nı anımsatarak ne yapmaya çalışıyor?Görüşlerimizi daha önceki yazılarımızda yansıtmıştık. Şimdi de bölgeyi iyi tanıyan Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar’ın bu konudaki görüşlerini yansıtalım:“Putin ’98 tarihli anlaşmaya gönderme yaptı ama 9 Şubat 2011'de yapılan anlaşma var. O anlaşma metinlerine bakılması gerekir diye düşünüyorum. 2011’de somut göndermeler var. Adana Mutabakatı’nı da kapsıyor. Orada Türkiye’nin sınırı aşan alanlarda bir harekat düzenlemesiyle ilgili bir gönderme yok ama buna şu anda gerek yok. Şu an iç istikrarını kaybetmiş bir coğrafya var. Türkiye burada uluslararası hukuktan ve Birleşmiş Milletler’in ilgili maddelerine bağlı olarak harekat icra edebilir. Türkiye etki ortaya koyabilir. Putin de ‘hem nahına hem mıhına’ diyerek bunu kabul etti. Rusya burada ‘ABD’nin varlığı illegaldir’ diyor, ‘Türkiye’nin kaygılarını da anlıyoruz’ diyor. Suriye’nin içinde bulunduğu durum, Türkiye’nin sahada bulunmasına meşruiyet kazandırıyor. Rusya, İsrail eksenli bazı görüşmeler yaptığı ortaya çıkarken, İran’ın etkisinin zayıflamasıyla bazı hamleler yaratmak istiyor. Suriye’nin davet etmesi üzerine Rusya’nın bunu kullanarak etki alanlarını derinleştirmeye çalıştığı, diplomasiyle iyi kullanmaya çalıştığı gözüküyor. Hem Türkiye’ye güzel konuşuyor, hem de YPG/PKK’ya karşı konumlanıyor. Askeri bir politik zemin üzerine çalışıyor. Bazı ülkeler arasında değişen ve gelişen işbirlikleri ve ayrılıkları söz konusu. İsrail’in artık topa çok daha fazla girdiğini görüyoruz, kendisini daha fazla gösteriyor. Rejimin ‘kapanın elinde kaldığı’ bir fotoğraf var.”Özetleyelim:Görüldüğü gibi Suriye’de her ülke kendi çıkarını ve alanını genişletmek istiyor. Durum böyle olunca da kimseye güvenmemek gerekiyor.Amerika, baştan buyana bizi oyalıyor. Son gelişmeler ve görüntüler de bu oyalamanın devam ettiğini gösteriyor. Eğer Amerika Türkiye’ye karşı samimi hareket etmek istiyorsa öncelikle PYD/ PKK’ya verdiği silahları toplaması gerekiyor. Bunu yapmıyorlar.Rusya’nın “Adana Mutabakatı”nı anımsatmakla alan genişletmeyi hedeflediğine dikkat çekiliyor. Başımızda 4 milyona yaklaşan Suriyeli sığınmacı kaldı.Yanı başımızda 40 bin silahlı terör örgütleri cirit atıyor.Görebildiğimiz kadarı ile Suriye konusu her geçen gün işin içinden daha da çıkılamaz bir duruma geliyor. necdetbuluz@gmail.comwww.facebook.com/necdet.buluz  

TDBB 2019 Ocak Ayı Yönetim Kurulu Toplantısı İstanbul Ümraniye’de Yapıldı

Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) Yönetim Kurulu Toplantısı, 23 Ocak 2019 Çarşamba günü 7 farklı ülkeden (Azerbaycan, Bosna Hersek, KKTC, Kırgızistan, Makedonya, Moğolistan ve Türkiye) Yerel Yöneticinin katılımı ile Ümraniye Belediyesi ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirildi.TDBB Başkanı ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu başkanlığındaki toplantıya, Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, TDBB Genel Sekreteri Fahri Solak, Azerbaycan Şehir Belediyeleri Birliği Başkanı Temraz Tagıyev, Bosna Hersek Novi Grad Sarajevo Belediye Başkanı Semir Efendiç, Moğolistan Nalaikh Belediye Başkanı Khaan Sharavkhaan, KKTC Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Kırgızistan Yerel Yönetimler Devlet Ajansı Başkan Yardımcısı Nurdın Alısherov, Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Makedonya Ohrid Belediye Başkan Danışmanı İlker Mustafa ve Makedonya Ohrid Belediyesi Alt Yapı Müdürü Erdin Dalip katıldı.Protokol İmzalandıToplantıda gündeme geçilmeden önce TDBB ile Bosna Hersek Srebrenik’te bulunan ‘Rapatnica İlkokulu Tadilatı Projesi’ protokolü TDBB Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve Serebrenik Rapatnica Okul Müdürü Zehrudin Muhedinoviç tarafından imzalandı.Ohri Belediyesine TaziyeToplantı başlangıcında ayrıca Aralık ayında ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybeden, TDBB Makedonya Yönetim Kurulu Üyesi Ohri Belediye Başkanı Jovan Stojanoski için Ohri halkına taziye dileğinde bulunuldu.Daha sonra toplantı, TDBB Genel Sekreteri Fahri Solak’ın 24 Ekim 2018 tarihindeki Yönetim Kurulu toplantısından bu yana gerçekleştirilen çalışmalar ve gündem hakkında bilgi vermesi ve gündemdeki konuların görüşülmesiyle devam etti.Bu çerçevede, TDBB 5. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın, 2019 yılı Nisan ayı içerisinde yapılmasına, Bosna Hersek Srebrenitsa Anıt Mezarlığı Çatı Yenileme Projesi’ne Birliğimiz ve Srebrenitsa’nın kardeş şehirleri Kocaeli Büyükşehir, Keçiören, Zeytinburnu ve Beykoz Belediyeleri işbirliğinde destek verilmesine, Bosna Hersek Emmaus Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği tarafından Bosna Hersek’in Srebrenitsa şehrinde yaptırılan yurdunun, 2019 yılı aylık giderlerine TDBB tarafından destek verilmesine, Anaokulları Geliştirme Projesi kapsamında, Kırgızistan, Moldova Gagauz Özerk Yerin’den ülkemize gelecek eğitimcilere yönelik gerçekleştirilecek tecrübe paylaşım programının; 17-23 Şubat 2019 tarihleri arasında, Birliğimiz ve Birlik üyelerimiz destekleriyle gerçekleştirilmesine, Bosna Hersek İslam Birliği bünyesinde bulunan Öğrenci Merkezi Yurdunda kalan öğrencilerin taşınması için talep edilen minibüs alınması projesinin Birliğimiz ve Birlik üyelerimiz tarafından desteklenmesine, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından, 18-23 Nisan 2019 tarihleri arasında Kocaeli’de gerçekleştirilecek 11. Kocaeli Uluslararası Çocuk Festivali’ne katılımcı desteği verilmesine, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından, 26 Nisan-05 Mayıs 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 23. Türk Dünyası Çocuk Şöleni’ne Birliğimiz ve Bağcılar Belediyesi işbirliğinde destek verilmesine, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından, 2019 yılı içerisinde gerçekleştirilmesi planlanan Türk Dünyası Ata Sporları Şenliği’ne TDBB tarafından mali destek verilmesine, 19-23 Ağustos 2019 tarihleri arasında, Kırgızistan’da gerçekleştirilecek “8. Uluslararası Altay Toplulukları Sempozyumu’na TDBB tarafından konaklama desteği verilmesine, Jetisay (Kazakistan) Belediyesi yönetici ve personeline yönelik tecrübe paylaşımı ve uzman eğitim programı düzenlenmesine, Dannieh Belediyeler Birliği üye belediyeleri ile TDBB üyeleri arasında kardeş şehir ilişkisi kurulması ile ilgili çalışma yapılmasına, Arap Ülkeleri Su Verimliliği Derneği tarafından, 03-07 Mart 2019 tarihleri arasında Ürdün’de gerçekleştirilecek 5. Arap Su Haftası Konferansı ve Fuarı’na TDBB tarafından katılım sağlanmasına, Bosna Hersek’te Mezar Taşları kitabının TDBB yayınları arasında basılmasına, TDBB ve kardeş şehri Tavşanlı Belediyesi işbirliğinde, Bosna Hersek Doboj-İstok Belediyesi’ne itfaiye aracı alınmasına, Bosna Hersek Srebrenitsa Belediyesinin talep ettiği “Srebrenitsa Yüzme Havuzu Yapımı Projesi”ne Birliğimiz ve Birlik üyelerimiz tarafından destek verilmesine, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle 2019 yılı içerisinde İstanbul’da yapılması planlanan, Türk Dünyası Kadın Ressamların Gözüyle İstanbul resim sergisinin TDBB ve Birlik üyeleri tarafından destek verilmesine, Azerbaycan’da Belediyeciliğin 20. Yılı olması vesilesiyle hazırlanacak kitap ve film projelerine TDBB tarafından destek verilmesine ve 2019 yılı içerisinde Azerbaycan Şehir Belediyeleri Birliği üyelerine yönelik bilgi ve tecrübe paylaşım programı düzenlenmesine, karar verildi.Yeni Üyeler Toplantıda ayrıca, Bogovinje (Makedonya) Belediyesi’nin, Ferizaj (Kosova) Belediyesi’nin ve Al Kawashira (Lübnan) Belediyesi’nin TDBB’ye üyelik talepleri kabul edildi.

Bosna Hersek Glamoç’a Kültür ve Eğitim Merkezi Yapıldı

Bosna Hersek’in Glamoç Şehrinde, Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) ve Glamoç İslam Birliği işbirliğinde, Türkiye üye belediyelerin desteği ile yaptırılan, ‘Kültür ve Eğitim Merkezi’nin inşaatı tamamlandı. Tefrişat sonrası bina Glamoçluların hizmetine sunulacak.Glamoç İslam Birliği Başkanı Arif Kovaçeviç, projenin Glamoç şehrinde son 20 yıl içinde yapılan en büyük projelerden biri olduğunu ve özellikle gençlere yönelik çalışmalar için önem taşıdığını ifade ederek, yakın zamanda hizmete sunulacağını belirtti.Kültür Merkezi, şehrin merkezinde 1.100 metre karelik alanda 5 kat olarak inşa edildi ve bünyesinde çok amaçlı salon, toplantı salonları, kütüphane, spor salonu, idari ofisler, misafirhane ve helal restoran yer alıyor. Proje, TDBB, Kocaeli Büyükşehir, Beykoz, Gebze, Sancaktepe, Selçuklu ve Zeytinburnu Belediyelerinin mali destekleriyle yapıldı.31.12.2018

TDBB’den Bosna Hersek Srebrenitsa’daki Öğrenci Yurduna Mali Destek

Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) ve üye Belediyeler iş birliği ile Bosna Hersek’in Srebrenitsa şehrinde bulunan ve ilk ve orta öğretim öğrencilerine ücretsiz hizmet veren bir yurdun 2018 yılı mali giderleri karşılandı.2017 Aralık ayında TDBB’yi ziyaret eden Bosna Hersek Srebrenitsa Belediye Başkan Yardımcısı Nermin Alivukovic, Emmaus Derneği Yönetim Kurulu üyeleri Elmedin Skrebo ve Bernis Ademovic Birlik Merkezinde TDBB İcra Kurulu üyeleri ile bir araya gelerek bir toplantı gerçekleştirilmişti. Emmaus Derneği ve Srebrenitsa Belediyesi arasında işbirliği imkânlarının değerlendirildiği görüşmede, Srebrenitsa’da bulunan ve ilk ve orta öğretim öğrencilerine ücretsiz hizmet veren yurdun TDBB ve Üye Belediyeler tarafından desteklenmesi kararlaştırılmıştı.Geliştirilen ilişkiler neticesinde Bosna Hersek’in Srebrenitsa şehrinde bulunan ve ilk ve orta öğretim öğrencilerine ücretsiz hizmet veren yurdun 2018 yılı tüm mali giderleri TDBB ve üye belediyeler işbirliğinde karşılandı.31.12.2018

Azerbaycan'ın bağımsızlığının dönüm noktası "Kanlı Ocak"

Azerbaycanlılar, 20 Ocak 1990'da Sovyet ordusunun Bakü ve diğer illerde kadın ve çocuk ayrımı yapmaksızın yaptığı katliamın kurbanlarını anıyor.Aradan geçen 29 yıla rağmen acısı tüm Azerbaycanlıların kalbinde tazeliğini koruyan ve tarihe "Kanlı Ocak" adıyla geçen katliam, 70 yıl süren Sovyet esaretinden sonra bağımsızlığın kazanılmasında önemli dönüm noktası oldu.Azerbaycanlılarda bağımsızlık duygusunu alevlendiren ve Sovyetler Birliği'nin çöküşünü hızlandıran Kanlı Ocak olaylarının temelinde Dağlık Karabağ sorunu bulunuyor.Ermeniler, 1988'den itibaren Dağlık Karabağ'ın Azerbaycan'dan koparılması için faaliyetlerini artırdı ve Aralık 1989'da Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi Dağlık Karabağ'ın Ermenistan'la birleştirilmesi yönünde karar aldı.Bu karar Azerbaycan'da tepkiyle karşılandı ve Bakü'de yüzbinlerce insanın katıldığı mitingler düzenlendi. Azerbaycanlılar, Ermenilerin artan toprak taleplerine ve Sovyet yönetimine tepkilerini göstermek için Bakü'nün Azadlık Meydanı'na akın etti.Aralıksız devam eden mitingler Sovyet yönetimini tedirgin etti ve Bakü'ye ordu yürütülmesi yönünde karar alındı. Halk ise kentin giriş yollarını ve Bakü'deki askeri birliklerin önünü kapattı.19 Ocak 1990'da ilk önce Sovyet istihbaratı tarafından Azerbaycan televizyonunun enerji sağlayıcısı patlatıldı. Akşam saatlerinde ise Sovyet ordusu zırhlı araçlarla 5 yönden Bakü'ye girdi.Sovyet ordusu, onları engellemeye çalışan silahsız sivil insanların üzerlerine mermi yağdırarak kente giriş yaptı. Tanklar ve ağır zırhlı araçlar insanların üzerlerine sürüldü, ambulanslara ve yolcu otobüslerine ateş açıldı. O gece Bakü'de 130 sivil hayatını kaybetti.Sovyet ordusu katliamını Neftçala ve Lenkeran gibi diğer illerde de sürdürdü ve yaklaşık 150 Azerbaycanlı sivil 20 Ocak katliamının kurbanı oldu. Olaylarda 750 kişi yaralandı, yaklaşık 400 kişi Sovyet ordusu tarafından gözaltına alındı.Bakü'de Sovyet yönetimi tarafından olağanüstü hal ilan edilmesine ve kentin tamamen Sovyet ordusu tarafından kontrol alınmasına rağmen halk yine sokaklara çıktı ve şehitlerin defnedilmesi için çalışma başlatıldı.Şehitler, 31 Mart 1918'de Ermenilerin saldırıları sonucu hayatını kaybeden Azerbaycanlıların defnedildiği, daha sonra Sovyet döneminde park haline getirilen Dağüstü Park'ta defnedildi. Cenazeler Azadlık Meydanı'nda toplandı ve buradan insanların omzunda, şimdi Şehitler Hıyabanı ismi verilen şehitliğe getirilerek yan yana defnedildi. Cenazelere yaklaşık 1 milyon insan eşlik etti.Kanlı Ocak katliamı, Azerbaycanlıların Sovyet yönetimine olan güvenini tamamen sarstı ve ülkenin bağımsızlığına giden süreç başladı.Azerbaycanlılar tam 29 yıldır her 20 Ocak'ta, ellerinde 20 Ocak kurbanlarının simgesi haline gelen karanfillerle şehitliğe akın ediyor, bağımsızlık ateşini yakanlara minnettarlığını gösteriyor. TRT Avaz 

BDT ülkelerinde en ucuz benzin Türkmenistan’da

Bağımsız Devletler Topluluğu’nda en ucuz benzin Türkmenistan’da satılıyor.150 Ülkede akaryakıt fiyatlarını günlük izleyen ve derecelendirme yapan Gobal Petrol Prays’n verilerine göre, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Özbekistan, Rusya, Tacikistan ve özel statütüsyle Türkmenistan’dan oluşan BDT ülkeleri arasında benzin litre fiyatının en ucuz olduğu ülke 43 sent ile Türkmenistan, birinci srada yer alıyor.31 Aralık itibariyle   Türkmenistan, benzin fiyatları sıarlamasında dünyada benzinin en ucuz olduğu 7. Ülke statüsünde bulunuyor. Benzinin litresinin 0.43 Dolara satıldığı Türkmenistan; Venezuela, Sudan, İran, Kuveyt, Cezayir ve Nijerya’dan sonra 7. Sırada yer alıyor.Benzinin litre fiyatının en ucuz olduğu ülke 0.01 Dolarla Venezuelle olurken, litre fiyatının  2.04 Dolar olduğu Honk Gonk, benzin fiyatları sıralamasında birinci sırada yer alıyor.TRT Avaz