Toplum ve yaşam

Türkiye Uzay Ajansı kuruldu

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türkiye Uzay Ajansı kurulmasına ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararla, Türkiye Uzay Ajansının kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.Kararnamede belirlenen görev ve yetkileri yerine getirmek üzere tüzel kişiliği haiz, idari ve mali özerkliği ile özel bütçeye sahip olacak Ajans, Cumhurbaşkanınca belirlenen politikalar doğrultusunda "Milli Uzay Programı"nın hazırlanarak hayata geçirilmesi için çalışmalar yürütecek.Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili olacak Ajans, uzay ve havacılık bilimi ve teknolojilerine yönelik orta ve uzun vadeli amaçları, temel ilke ve yaklaşımları, hedef ve öncelikleri, performans ölçütlerini, bunlara ulaşmak için izlenecek yöntemler ile kaynak dağılımlarını da içeren stratejik planlar hazırlayacak.Türkiye Uzay Ajansının görevleri arasında rekabetçi bir uzay ve havacılık sanayinin geliştirilmesi, toplumun refahı ve milli menfaatler doğrultusunda uzay ve havacılık teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, kapasite ve yeteneklerin artırılması, uzaya bağımsız erişim imkanı sağlayacak tesis ve teknolojilerin kazanılması, uzay ve havacılık bilimi ve teknolojileri alanındaki uzmanlık ve bilgi birikiminden milli sanayinin diğer sektörlerinin de yararlanabilmesi için gerekli çalışmaların yapılması bulunuyor.Ulusal kapsamda ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) nezdinde yürütülen spektrum ve yörünge tahsis ve koordinasyon faaliyetleri ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yürütülen görevler hariç olmak üzere uzay araçları ve uzay yer sistemlerine ilişkin ulusal egemenlik kapsamındaki hakların kullanımına karar vermeye yetkili olacak Ajans, bu hakların yönetimi ve kullandırılmasına yönelik usul ve esasları belirleyerek, bu haklarla ilgili ulusal yükümlülüklerin gereklerini yerine getirecek.ULUSAL VE ULUSLARARASI KURULUŞLARLA KOORDİNASYONU YÜRÜTECEKUzay yer istasyonlarının işletilmesine yönelik sözleşme imzalamak, uzay yer istasyonları arasında koordinasyonu sağlamak, Türkiye'nin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması ve güvence altına alınması için ulusal ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyonu yürütmekle yetkili olacak Ajans, milletlerarası andlaşmalar uyarınca uzaya fırlatılan nesnelerin kayıtlarını devlet adına tutacak ve Birleşmiş Milletler nezdinde tescil işlemlerini gerçekleştirecek veya tescil işlemlerini gerçekleştirmek üzere yetkilendirme yapacak.Ticari, bilimsel ve araştırma-geliştirme amaçlı uzay operasyonları ile insanlı veya insansız uzaya erişim ve uzayın keşfine yönelik operasyonları yaptırmak veya yapılmasını koordine etme görevini yürütecek Ajans, uydu, fırlatma araç ve sistemleri, hava araçları, simülatörler, uzay platformları dahil uzay ve havacılıkla ilgili her türlü ürün, teknoloji, sistem, tesis, araç ve gereçlerin tasarımı, üretimi, entegrasyonu ve gerekli testlerinin yapılmasını sağlamak amacıyla plan, proje ve çalışmalar gerçekleştirecek.Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör kuruluşları tarafından uzaya gönderilecek uydu ve uzay araçlarının yurt içinden fırlatılmasına, yörüngeye yerleştirilmesine ve geri döndürülmesine ilişkin gerekli izinleri vererek koordinasyonu sağlayacak Ajans, uydu ve uzay araçlarının yurt dışından fırlatılmasına, yörüngeye yerleştirilmesine ve geri döndürülmesine ilişkin bildirimleri da kayıt altına alacak.UZAY VE HAVACILIĞA YÖNELİK İLGİ VE MERAKIN GELİŞTİRİLMESİNE ÖNCÜLÜK YAPACAKTürkiye Uzay Ajansı, uzay ve hava araçları ile uzay yer sistemleri alanında her türlü tasarım, analiz, üretim, test, operasyon ve entegrasyon faaliyetlerini düzenleyip, izleyerek ve gerektiğinde bu hususlarda yetkilendirme yaparak gerekli süreçleri yürütecek.Uzay ve havacılık bilimi ve teknolojilerinin; ülke kalkınması, milli güvenliğin sağlanması, kamu sağlığının ve çevrenin korunması, doğal kaynakların ve tarımsal verimliliğin tespit edilmesi, doğal afetlerin erken tespitinin yapılması ve doğal afetlerden kaynaklanan hasarların azaltılması, milletlerarası andlaşmalar ve yükümlülüklerin takibine yönelik kullanılması amacıyla yapılacak çalışmalarda ilgili kurumlar ile koordinasyonu sağlayacak olan Ajans, ülke genelinde uzay ve havacılık alanında bilim ve teknolojilere yönelik ilgi ve merakın geliştirilmesinde de öncülük yapacak.Ajans bu amaçla faaliyet alanlarında kamuoyuna ulaşmak için gerekli yayınları yaparak, her türlü iletişim ortamında içerik hazırlayıp sunarak etkinlikler gerçekleştirecek ve bu amaca yönelik faaliyetleri destekleyecek. QHA

Kazakistan girişimde bulundu, Çin'in alıkoyduğu 2000 vatandaşını kurtardı

Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Çin'in alıkoyduğu 2000 Kazak vatandaşı için ülkeden çıkış izni alındığını belirtti. Çin, Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri ile akrabalıkları bulunan Kazak vatandaşlarına da baskı uyguluyordu.Kazakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aibek Smadiyarov, Çin’in ülkeden çıkışlarına izin vermediği için Kazakistan'a dönemeyen Kazak vatandaşlarının durumu hakkında konuştu.Tengrinews haber ajansına göre Kazak yetkili, "Çalışmalar devam ediyor. Tutuklanmadıklarını söylemek istiyorum, ama Çin'i terk edemiyorlar. Bu nedenle, şimdi konsolosluklarımız bunun için çalışıyor. Tüm detayları öğreniyoruz, hangi şartlar altında olduklarını, nerede olduklarını ve nasıl Kazakistan’a gelecekleri üzerine diplomatik kanallar  ile Çin tarafıyla çalışıyoruz." şeklinde konuştu.ÇİN'İN ALIKOYDUĞU 2000 KAZAK İÇİN ÇIKIŞ İZNİ VERİLDİAyrıca Smadiyarov, Çin’in ülkedeki iki binden fazla etnik Kazak’ın ülkeden çıkmasına izin verdiğini de sözlerine ekledi. Kazakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, "Daha önce de belirttiğimiz gibi, Çin tarafının ülkede yaşayan iki bin Kazak vatandaşını bırakma izni verilmişti." dedi.Ağustos ayında, Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov, Çin'deki etnik Kazakların sorunları hakkında çifte vatandaşlığa sahip insanlar için sorunlar olduğunu, oturma izni alan Çin vatandaşlığına sahip insanlar için sorunların bulunduğu ifade etmişti. Abdrahmanov, gazetecilere Çin hükümeti ile aralarında resmi düzeyde müzakereler düzenlediklerini, Nisan ayında resmi bir ziyaret için Çin'de bulunduğunu ve bu sorunları gündeme getirdiğini belirtmişti.ÇİN, UYGUR TÜRKLERİ İLE AKRABA OLAN KAZAK VATANDAŞLARINI DA TOPLAMA KAMPLARINDA TUTUYORBilindiği üzere Çin Komünist Partisi yönetimindeki Çin'de, anavatanları Doğu Türkistan'da yaşayan milyonlarca Uygur Türkü'ne yönelik baskı ve asimilasyon politikası devam ediyor. Çin, yeniden eğitim adı altında ülkede kurduğu sayıları binleri bulan toplama kampında milyonlarca Uygur Türkü'nü baskı ve zora dayanarak tutuyor. Bu kamplarda yaşanan insan hakları ihlalleri dünya gündemini her geçen gün daha da ciddi şekilde meşgul ediyor.Uygur Türklerinin akrabaları sınır komşuları Kazakistan'da da bulunuyor. Bu vesileyle, akrabalarını ziyaret etme maksadıyla ülkeye giren Kazak vatandaşları da benzer şekilde kamplarda tutuluyor. Çin'in sadece kimlik siyaseti güderek asimilasyon politikaları yürütmesi diğer ülkeleri ve vatadaşlarını da olumsuz etkiliyor. QHA

İş kazalarını neden önleyemiyoruz?..

Necdet Buluz  İş kazaları konusunda da sanıyoruz liderliği hiçbir ülkeye kaptırmıyoruz. Çünkü iş kazaları nedeni ile en çok can kaybının olduğu ülkelerden biri haline geldik. İş kazasız, bu kazalarda da can kaybının olmadığı gün yok gibi.  Artık iş kazaları öylesine çoğaldı ki, bunlara “iş kazasından çok” “iş cinayetleri” denilmeye başlandı.  Bu, bir kader midir yoksa bu konuda önlem eksikliği midir? Şurası çok açık: İş kazlarını önleme konusunda gereken önlemleri almıyoruz. Zaten, yapılan açıklamalarda da iş kazalarının % 90’ının önlemsizlik nedeni ile olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Geçenlerde e.mailimize düşen iş kazalarının ele alındığı bir bilgi notunu önce sizlerle paylaşmak istedik. Ülkemizde dikkat ve eğitim eksikliği gibi nedenlerden dolayı yılda birçok iş kazası meydana geliyor. Bu kazaların %98’i insan hatasından kaynaklanıyor. Bu oranın %50’sini kolay önlenebilen, %48’ini ise özenli çalışmalar sonucu önlenebilecek kazalar oluşturuyor. Önlenemiyor olmasının başında ise çalışanın riski yeteri kadar önemsememesi geliyor.  Önlem alınmayan iş ortamlarında, iş kazaları yaşanmaya devam ediyor. Ocak ayında 144, Şubat ayında 128, Mart ayında 130, Nisan ayında 189, Mayıs ayında 169, Haziran ayında 151 işçi, Temmuz ayında 201, Ağustos ayında 184, Eylül ayında 167 ve Ekim ayında 177 olmak üzere; Türkiye’de 2018 yılının ilk on ayında en az 1640 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. En çok kayıp verilen işkolları ise; inşaat, tarım, taşımacılık olarak sıralanıyor.  Alınması gereken önlemlerin başında elbette ki eğitim geliyor. İşe başlamadan önce çalışanların o işe uygun olup olmadığına dair sağlık kontrollerinden geçirilmesi, iş kollarına göre çalışanlara gerekli eğitimlerin verilmesi ve tehlikeler konusunda uyarıların yapılması gerekiyor. Günümüzde her alanda gelenekselleşen eğitimlerin yerini ise teknoloji ile bütünleşmiş, interaktif bir şekilde deneyimleme fırsatı sunan ve akılda kalıcılığı yüksek sanal gerçeklik eğitimleri alıyor. Sanal Sanatlar Stüdyosu Modern Innova da tasarladığı ‘Sanal Gerçeklik ile İş Güvenliği Eğitimleri, çalışanların risk algılarını artırarak, tehlikeyi zarar görmeden ve hissederek deneyimlemesine fırsat tanıyor. Uygulamalar, pek çok firma ve fabrikaların iş güvenliği eğitim modüllerine dahil edilmeye devam ediyor. İş güvenliği uzmanlarından alınan geri bildirimler ile farklı çalışma alanları için farklı iş güvenliği eğitim modülleri geliştiren Modern Innova, bugüne kadar uygulanan fabrika ve iş yerlerinden olumlu geri bildirimler aldıklarını ve yeni modüller geliştirmeye devam ettiklerini belirtiyor. Şimdi gelelim söyleyeceklerimize. Mesleki eğitimimiz nedeni ile uzun süre Japonya’da kaldım. Bu süre içinde de çeşitli gezi ve temaslarım oldu. Bunlardan biri de iş kazları ile ilgiliydi. Dünyanın en büyük tersanelerine sahip olan Japonya’da, yine sipariş üzerine yapılan en büyük yat ve gemilerin bulunduğu bir tersanede bizleri bilgilendirdiler. Son 3 yıl içinde meydana gelen iş kazalarında sadece bir can kaybının yaşandığını söylediler. İşin önemine gelince: Japonya, iş kazaları konusunda çok duyarı ve her önlemi alıyor. İşçileri bilgilendiriyor. Bir iş kazasında bile yer yerinden oynuyor. Kamuoyunun da bu konuda son derece duyarlı olduğunun da altını kalınca çizelim. Konu sadece tersanelerle sınırlı değil. Hemen her meslek grubunda iş kazalarını sıfıra indirebilmenin de çözüm yollarının arandığını gördük. Özetleyelim: Her konuda olduğu gibi, iş kazalarının önlenmesinde de eğitime büyük önem veriliyor. Eğitimin yerinin tartışılmaz olduğunu da söylemeden geçemeyeceğiz.  Japonya sonrası gezdiğim Güney Kore’de de aynı anlayış içinde iş kazalarının önenmesi konusunda çalışmaların yapıldığını gördüm. Güney Kore’liler de sanki bu konuda Japonya’yı örnek almışlar. Japonya ve Güney Kore’de iş kazalarını önleme konusunda ilkokullarda bile dersler veriliyor. İşçiler için de iş kazalarını önleme konusunda işe başlamadan önce kurslara devamlılık ve sertifika koşulu getirilmiş.  Anlayacağız işi sıkı tutuyorlar. Yazımızın başına aldığımız “Bu bir kader mi, yoksa önlem eksikliği mi?” sorumuz da bu örneklerle yanıt bulmuş oluyor. Bizler de iş kazalarını “kader” olmaktan çıkaracak günleri görebilecek miyiz? necdetbuluz@gmai.comwww.facebook.com/necdet.buluz  

Yerel gazeteler gazetecilik okulu gibidir...

Necdet Buluz Son günlerde yerel gazetelerin sıkıntıları gündem oluşturuyor. Ekonomik sıkıntılarla da mücadele etmek durumunda kalan yerel gazeteciliğin canlandırılması konusunda yapılan ve yapılmakta olan çalışmaları desteklediğimizi belirtelim.Söz yerel gazetelerden ve gazetecilikten açılmışken, biz yerel gazetelerin ne denli önemli bir boşluğu doldurduğuna dikkat çekmek istedik.Ahmet Özdemir hoca günlerdir İstanbul Gazetesi’ndeki köşesinde gazetecilik ve yerel basınla ilgili yazılar yayılıyor. “Gazeteciyi donanımlı kılma” başlıklı yazısında şu çok önemli noktalara vurgu yapıyor:“İletişim Fakültelerinin bir bütün olarak eğitim programının amacının gazeteci adayını mesleki donanımlı kılmak olduğu söylenebilir.  Oysa, teorik bilgilerle donanım yerine, pratik, ülke koşullarına adapte edici ve ülke koşulları içinde vücut bulmayı kolaylaştırıcı, donanımlara gerek olduğunu öne sürülebilir. Her ne kadar "Medya etiği" dersleri olsa da Özünü "Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi"nden alan her aşamasında karşı karşıya kalabileceği durumlarda rehber olacak mesleki ilkeler bilgiler ve pratiklerle gazeteci donanmalı. Eski deyime gazeteciliğin "Adab-ı muaşereti" öğretilmeli. Sözü edilen öğreti içinde Doğruluk İlkesi, Haberinin Doğruluğunun Kanıtı, Tarafsızlık İlkesi, Haber Kaynaklarıyla İlişki, Gazetecilik ve Çıkar İlişkileri, Ekonomi Gazeteciliği, Yargı Ve Sağlık Haberleri, Çocuklar ve Cinsel Saldırılar, Sosyal Ve Toplum Olguları ve Nefret Söylemleri Konusu, Özel Yaşamın Gizliliği İlkesi, Blogcular ve Etik İlkeleri benzeri başlıkların altı doldurulmalı. “Söylemek istediğimiz şu:Yerel gazeteler Özdemir Hocamızın özlemini çektiği görüş doğrultusunda mesleğe başlayanlara öncelikle bunları öğrenme fırsatı veriyor. Kısacası İletişim Fakültelerine başlamadan önce mesleki ilkeler bilgiler ve pratiklerle donanma sağlanıyor, gazeteciliğin "Adab-ı muaşereti" öğretiliyor.Mesleğe bir gün önce başlayana bile saygı gösteriliyor.Tarafsız yayın yapmanın, etik yayıncılığın özellikleri ve güzellikleri öğretiliyor. Kaldı ki, bugün en kıdemli, en seçkin ve en kaliteli gazetecilerin önemli bir bölümü dikkat edilecek olursa yerel medyadan yetişmiştir. Geçenlerde hayata veda eden gazeteci ağabeyimiz Güner Samlı ile ilgili çok değerli gazeteci ağabeyimiz Işın Erşen’in yazdığı bir yazı, yerel gazeteciliğin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. “Türk Basın Hayatının “Babı-ı Ali” ve “Rüzgârlı Sokak” tarihidir.  İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Cumhuriyet Halk Partisi ve Ulus gazetesi sırt sırtadır. Rüzgarlı Sokak, Ankara Basınının Merkezidir.  Dostlar, her meslekte bazı insanlar vardır herkes tarafından tanınır, bilinir. “ Aaa o’nu tanımaz mıyım ?” derler. Bazı kişiler de vardır ki kimse onları tanımaz, bilmezler, aynen benim gibi… Kimi, reklamını bilir, kimi de işini, kimi meslektaşımızı her gece başbakanlar, bakanlar arar, kimini de haber kaynağı sade vatandaşlar…  “Dün gece tam yatacağım sırada Sayın Cumhurbaşkanı aradı, …. “ demek büyük itibardır da, çok önemli bir haberin pek değeri olmaz bu meslekte…  Rahmetli dostum, ağabeyim Güner Samlı, beni 50-53 sene öncesine götürdü, 1965- 1970 leri anımsattı. Benim gazetecilik mesleğine başladığım 1965 yılında, Ankara Ulus Meydanında, tam Atatürk Heykelinin karşısında, Ankara Han 4. Katta yayın hayatını sürdüren Havadis Gazetesi vardı, daha sonraları isim değiştirerek Tasvir Gazetesi oldu. Basın tarihimize bir bilgi notu düşmek amaçlı ile sizlerle paylaşıyorum. Bu vesile ile bilmeyen meslektaşlarımız da öğrenmiş olurlar, hatırımdan çıkan büyüklerim olmuşsa lütfen beni affetsinler.  Havadis Gazetesi Yazı Ailesi: İmtiyaz Sahibi Şahin Aymete Genel Yayın Müdürü Fahir Ersin (Çitçit Fahir) Yazıişleri Müdürü Tahir Zengingönül (Kel Tahir) İstihbarat Şefi Feridun Evrensel  Müessese Müdürü Güngör Aymete Levent Esmer, Müfit Çetin, Güner Samlı, Doğan Demirtaş, Emel Altuğ,  Orhan Gürdil, Güngör Acar, Sinan Atalar, Hıncal Uluç, Atilla Bartınlıoğlu, Bekir Çiftçi, Erdoğan Erentöz, Güngör Soyarı, İlhan Bardakçı, Faruk Erbil, Nalan Seçkin, Ali Çetin Şener, Işın Erşen, Necdet Buluz, Cem Cahit Vural, Salim Taşçı, Nur Gürkan, Turhan Buyurgan, Murat Taşkın, Ender Yoldar, Kemal Tuna (Piç Kemal), Muzaffer Evirgen,  Yazar Kadrosu: Alparslan Türkeş, Cemal Madanoğlu, Gökhan Evliyaoğlu, Orhan Seyfi Orhon, Mükerrem Kamil Su, Kamil Su, Münis Faik Ozansoy, Şeref Gensoy, Şahap Gensoy.  Ulaşım: Fevzi Müstahdem: Ahmet .”  Kadroyu görüyor musunuz?İsimlere dikkat ediniz.Bugün böyle bir kadroyu en donanımlı en büyük tirajlı bir gazetede bile göremezsiniz.Yerel basın işte böyle bir şeydir.Uzun söze gerek var mı?necdetbuluz@gmail.comwww.facebook.com/necdet.buluz      

Türkiye-Ukrayna ilişkilerinde stretejik yol haritası...

NECDET BULUZUkrayna Ankara Büyükelçiliği, Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) ve Keçiören Belediye Başkanlığı tarafından ortaklaşa olarak 26 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da Ihlamur Kasrı’nda “Türkiye-Ukrayna İlişkilerinde Stratejik Yol Haritası” başlıklı çalıştayı düzenlendi.  Çalıştayın temel hedefinin Türkiye ve Ukrayna diplomatik ilişkilerinin iki ülke arasındaki ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel ilişkilerin mevcut potansiyeli ile bölge istikrarına sağlayacağı katkıları, bölgede yaşanan gelişmeleri ve sorunların çözümü yolunda önerileri sunmak olduğunu görüyoruz.  Türkiye-Ukrayna İlişkilerinde Stratejik Yol Haritası Çalıştayı’nda iki ülke ilişkilerinin siyasi, ekonomik, bilimsel ve kültürel boyutları ele alınarak bazı tahlillerde bulunulmuş ve öneriler aktarıldı. Bunların neleri kapsadığına bakalım: -Kurum ve kuruluşlar, bilim ve iş insanları, sanatçılar, eğitmenler, öğrenciler, dolayısı ile halklarımızın tüm katmanlarının birbirleri ile iletişiminin sağlanmasına yönelik çalışmalar yapılması, -Ortak tarihin detaylı araştırılıp, gelecek nesillere doğru şekilde aktarılmasının sağlanması, -Yanlış algı yaratarak ilişkilerin zedelenmesini isteyen her türlü yerli ve yabancı basın yayın organlarına karşı savunma mekanizmalarının iyi organize edilmesi, -Karşılıklı kazanma ilkesi çerçevesinde serbest ticaret anlaşmasının (STA) yürürlüğe girmesi için tüm dialog mekanizmalarının devreye sokulması, üçüncü ülkelerin müdahalesine izin verilmemesi, -Serbest Ticaret Anlaşmasıyla ürün çeşitliliğinde artış sağlanması ve karşılıklı yatırımların artırılması. -10 milyar dolar ticaret hacmi hedefine odaklanılması, -Ukrayna’da iş gücü, enerji ve lojistik problemi olmayan bir bölgede Türk-Ukrayna Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) kurulması için proje geliştirilmesi, -Yatırım ortaklıklarının iyileştirilmesi, karşılıklı yatırımlarım güvenliği konusunda devletler ve iş dünyası ile devletlerarası etkileşim mekanizmalarının güçlendirilmesi. -Coğrafyamızın bize sunduğu transit Ticaret potansiyelleri detaylı analiz edilerek üçüncü ülkelere yapılacak ortak multi-taşımacılığın geliştirilmesi, -Limanların, aktarma boşaltma limanlar olarak karşılıklı çalışma yapmaları, -Lojistik alanda demiryolu taşımacılığının düzenlenmesi, -Bankacılık sektörünün sağlam temele oturtulması, -Karşılıklı yerel para birimleri ile alışveriş sistemine geçiş için çalışmaların hızlandırılması, -Doğrudan sermaye yatırımlarının iyileştirilmesi, karşılıklı yatırımların güvence altına alınması adına B&G dialogların artırılması. -Bölgeler arası beşeri ilişkilerin geliştirilmesi için sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenli olarak planlanması, -Türkiye’nin askeri savunmasını güçlendirebilmesi, kendi savunma sanayini oluşturabilmesi için Ukrayna’daki mevcut teknolojiden ve sanayiden yararlanması için ortak projeler geliştirilmesi, -Kırım meselesi ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusunda Türkiye’nin acilen bölgedeki ülkeler üzerine çalışmalar yapan uzmanlar ve akademisyenlerle  görüşmelerde bulunması, -Ülke toplantılarının çevrimiçi ortamlar aracılığıyla da, kolay ulaşılabilinir şekilde organize edilmesi, -Öncelikli hedeflere uygun projelerin belirlenmesi, -Ülkelerin Avrupa Birliği projelerine birlikte katılmaları, -Ülkelerin ortak bilim ve teknoloji  işbirliği için ofis ve TEKNOPARKLAR kurup, koordinasyon sağlayarak bilim insanı envanterini, alt yapı ve teknoloji seviyesini, stratejik ortaklık çerçevesinde paylaşmaları, -Bilim ve teknoloji ofislerinde verimli çalışmaların çıkması için maksimum 10’ar kişilik çalışma grupları oluşturulması, -Bilim ve teknoloji ofislerindeki gruplara araştırma merkezlerinden, üniversitelerden ve özel şirketlerden katılım sağlanması, -Bilim ve teknoloji çalışmalarında ortak bütçe planlanması ve proje süresi boyunca çalışabilmek ve yapılan çalışmalar da entegrasyonu sağlamak için karşılıklı laboratuvar ziyaretine uzun süre (en az 3 ay kadar) müsade edilecek yapının geliştirilmesi, -Bilim ve teknoloji alanı çalışma gruplarının verimliliği açısından her çalışma grubuna her iki ülkeden mentor atanması, 4 aylık raporlarla bu çalışmaların uygulanabilmesi, -Ülkeler bazında ve tüm illerde/ ilçelerde iş insanı olan birer ülke temsilcilerinin bulunması. necdetbuluz@gmail.comwww.facebook.com/necdet.buluz   

Rusya Federasyonu Surgut Kentinde Havaalanına Azerbaycanlı jeolog Farman Salmanov'un adı verildi

GBNews’in edinmiş olduğu habere göre, Rusya'daki havalimanlarının isimleri için oylama sonuçları açıklandı. Azerbaycanlı jeolog Farman Salmanov oylamanın adaylarından biriydi. Bundan sonra Syrgut havalimanı, Farman Salmanov'un adını alacak.Rusya'da bir süredir ülkenin bazı havalimanlarına yeni isimler vermek için internette oy kullandığını belirtmek gerekir. Adaylar arasında iki Azerbeycanlı da vardı.Farman Gurban oglu Salmanov (1931-2007), 1961'de Batı Sibirya'nın Tyümen bölgesinde devasa petrol ve gaz yataklarını keşfeden ünlü bir Azerbaycanlı jeolog, Sosyalist İşçi Kahramanı'ydı.Golden Bridge News

Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Silahlı Kuvvetler Komutanları üçlü toplantısı

Başkent Bakü'de düzenlenen toplantıya Azerbaycan Savunma Bakanı Kıdemli Orgeneral Zakir Hasanov, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Gürcistan Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vladimer Chachibaia katıldı.Toplantının ardından Bakan Hasanov ve Genelkurmay başkanları Güler ile Chachibaia ortak protokole imza attı.İmza töreni sonrasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Genelkurmay Başkanı Güler, hem bölgesel hem de küresel ölçekte barış ve istikrarın çok önemli olduğu şu günlerde bölgede cereyan eden olaylar hakkında samimi fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi.Güler, "Yaptığımız görüşmelerde her üç dost ve kardeş ülkenin görüşlerinin birbirine yakın olduğunu müşahede ettik. Özellikle bölgesel istikrar, karşılıklı iş birliği, sorunlara barışçıl yollarla çözüm bulunması ve ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması konusunda Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan olarak aynı görüşleri paylaşmaktayız." dedi.- "3 kardeş ülke ordusunun iş birliği onaylandı"Hasanov da toplantıda bölgedeki askerî ve politik durumun analiz edildiğini kaydederek, üç kardeş devletin iş birliğinin stratejik düzeyde olduğunu belirtti.İmzaladıkları protokol ve toplantıyla ilgili de bilgi veren Hasanov, şöyle konuştu:"Toplantımızın amacı, üç ülkenin bölgede gerçekleştirdiği stratejik enerji projelerinin güvenliğinin sağlanması, bölgede barış ve istikrarın korunmasına destek vermektir. Toplantıda çalışma gruplarının faaliyet raporları dinlendi, 2019 faaliyet planları onaylandı. Devletlerin toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı bir kez daha teyit edildi. Üçlü şekilde 3 kardeş ülke ordularının daha yüksek düzeyde iş birliği onaylandı. Askerî eğitim, askerî tıp ve diğer alanlarda iş birliğinin derinleştirilmesi planlandı."Ekonomi projelerinin güvenliği için üçlü "Eternity" tatbikatları yapıldığını, şimdi bu tatbikatın Türkiye'de gerçekleştirildiğini belirten Hasanov, bu yıldan itibaren tatbikatta askerî güçlerin de yer aldığını ifade etti.Hasanov, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Silahlı Kuvvetler Komutanlarının bir sonraki toplantısının Türkiye'de düzenleneceğini bildirdi.Gürcistan Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Chachibaia ise üç ülke arasındaki askerî iş birliğinin bölgenin güvenliği açısından önem taşıdığını vurguladı.Üç ülke tarafından gerçekleştirilen askerî tatbikatların bundan sonra da devam ettirileceğini belirten Chachibaia, eğitim ve sportif alanlarda da iş birliği yapacaklarını kaydetti. Chachibaia, bölgede tehditlerin arttığının gözlemlendiğinin altını çizerek, "Çabalarımızı birleştirerek bu sorunları giderebiliriz. Azerbaycan ve Türkiye her zaman Gürcistan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliğini tanıdı. Zor zamanlarda Azerbaycan ve Türkiye bizim yanımızda oldu. Bunun için her iki tarafa teşekkür ediyorum." dedi.TRT AVAZ 

17 Kasım: Azerbaycan'ın Milli Uyanış Günü

Azerbaycan halkının 1988 yılında Sovyetler Birliği'ne karşı başlattığı bağımsızlık hareketinin dönüm noktalarından olan 17 Kasım Milli Uyanış Günü, çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.Azerbaycan halkının 1988 yılında Sovyetler Birliği'ne karşı başlattığı bağımsızlık hareketinin dönüm noktalarından olan 17 Kasım Milli Uyanış Günü, çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.17 Kasım 1988 tarihinde Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı toprak iddiaları ve Dağlık Karabağ bölgesinde Ermeni mezalimlerinin başlaması, başkent Bakü'de yüzbinlerce insanın katılımıyla Azatlık Meydanı'nda büyük bir protesto gösterisi düzenlemesine yol açmıştı. Moskova'nın yapılanlara sessiz kalmasına karşı bağımsızlık temayüllerini dile getiren protestocuların sayısı diğer bölgelerden gelen katılımcılarla birlikte neredeyse bir milyon kişiye ulaşmış, 5 Aralık tarihinde Sovyet ordusu protestoya müdahale etmişti. Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazandığı 1992 yılından bu yana 17 Kasım, Milli Uyanış Günü olarak kutlanıyor.QHA

Bişkek’te KKTC’nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlandı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 35’inci kuruluş yıl dönümü Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen programla kutlandı.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bişkek Temsilciliği tarafından 15 Kasım 2018'de düzenlenen programa büyükelçiler, müşavirler, akademisyenler ve basın mensupları katıldı.Program şehitler için saygı duruşu ve milli marşların okunmasıyla başladı ve ardından KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı mesajının okunmasıyla devam etti. Özersay mesajında, “Kıbrıs Türk Halkının kendi kendini yönetme ve kendi geleceğini tayin etme hakkının en önemli simgesi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 35. yıl dönümü kutlu olsun. Bu topraklarda onurumuzla bir Halk olarak yaşayabilme ve kimliğimizi var etme mücadelemiz devletimizin kuruluşundan da önceye dayanmaktadır ve geçen süre zarfında bu uğurda çok bedeller ödenmiştir.” dedi.Türkiye Cumhuriyeti Bişkek Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat, programda, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının Kıbrıs davasını yüreklerinde taşıdıklarını söyledi. Cengiz Kamil Fırat, “Saygıdeğer Büyükelçim, 35. yıl dönümümüzü kutluyoruz burada. Ana vatan, yavru vatan, hep bir aradayız. Size hem görevinizde başarılar diliyorum hem de Türkiye Cumhuriyeti Bişkek Büyükelçiliği olarak her zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin buradaki temsilciliğiyle bir arada olacağımızı, her zaman birlikte hareket edeceğimizi bugün de dile getirmek istiyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, demokratik, hukukun üstünlüğüne dayalı, insan hak ve özgürlüklerine saygılı ve çoğulcu bir devlettir. Kıbrıs Türk Halkı bu aşamaya büyük güçlüklerden sonra birlik ve beraberliği korumak suretiyle gelmeyi bilmiş, tarihte pek az halkın karşı karşıya kaldığı çetin sınavları başarıyla vermiştir. Kıbrıs Türk Halkı’nın varlığını, hakkını ve eşitliğini muhafaza kararlılığı, geleceğin en büyük teminatıdır. Şüphesiz ana vatan bu yolda Kıbrıs Türkü’nün her zaman destek bulduğu, sonsuza kadar da bulacağı yerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşı Kıbrıs davasını yüreğinde taşımakta, sizlerle üzülüp sizlerle sevinmektedir. Gücümüz, birliğimizden ve sarsılmaz gönül bağımızdan ileri gelmektedir.” diye konuştu.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bişkek Temsilcisi Atınç Keskin de ata yurt Kırgızistan ile ilişkilerin geliştirilmesinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Atınç Keskin, “Bugün ata yurt Kırgızistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda önemli bir köprü vaziyeti gören Temsilciliğimizin ata yurt Kırgızistan’daki faaliyetlerinin 12’inci yıl dönümünü kutlamanın da ayrıca haklı gururunu yaşamaktayız. Dile kolay tam 12 yıl önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’mizin Beşparmak Dağları ile ata yurt Kırgızistan’ımızın ulu Tanrı Dağları’nı bir araya getirdik. Başta turizmde nitelikli insan kaynağı ihtiyacı olmak üzere yüksek eğitim ve öğrenim alanlarında, sportif, sosyal ve kültürel faaliyetler çerçevesinde ata yurt Kırgızistan ile kurduğumuz ilişkilerimizin her geçen gün geliştiğini huzurlarınızda ifade etmek isterim.” sözlerini söyledi.Atınç Keskin, TRT AVAZ / MEDIAMANAS muhabirine verdiği röportajda da ülkenin kuruluş yıl dönümünü dostlarla birlikte kutlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, “Bugün 15 Kasım 1983’te kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 35. kuruluş yıl dönümü için burada bulunmaktayız. Temsilciliğimiz bugün bu konuyla ilgili resepsiyon verdi. Açıkçası çok da mutlu olduk. Dostlarımızı bir arada görmekten dolayı mutlu olduk. Kırgızistan’da bizi seven insanların bu anlamlı günde sevincimizi paylaşması bizi fevkalade onurlandırmıştır. Sizlerin aracılığıyla Cumhuriyetimizi tekrardan kutluyor, teşekkür ediyorum.” dedi.Resepsiyona katılanlar TRT AVAZ /MEDIAMANAS Muhabirine verdikleri röportajlarda duygularını dile getirdi:Türkiye Cumhuriyeti Bişkek Büyükelçiliği Üçüncü Kâtibi Ayşe Aydoğdu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasının yıl dönümünü kutlamak için burada bir araya geldik. Bunu Kıgızistan’da ata yurdumuzda yaptığımız için çok memnunuz. Biliyorsunuz Kırgızistan’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir temsilcisi var. Burada bir Büyükelçimiz var. İlk defa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Büyükelçisi bu güzel günü Kıgızistan’da kutluyor. Bu da ayrıca memnuniyet verici bir durum.” dedi.Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Bişkek Program Koordinatörü Ali Muslu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 35. yılını Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ve şahsım adına tebrik ediyorum. Malum, geçmişte çok acılar yaşandı. İnşallah bundan sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, dünya siyasetinde ve halklar arasındaki yerini alacaktır. Buna inancımız sonsuz. Bizim de Türkiye olarak, bir Türk vatandaşı olarak, bu konuda elimizden gelen gayreti göstereceğimizi ifade etmek istiyorum.” dedi.T.C. Bişkek Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri Doç. Dr. Nuri Şimşekler, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’mizin kuruluş yıl dönümünü bugün ata topraklarında, ata yurtta kutlamanın büyük sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Bu vesileyle gönlümüzde her zaman en önemli yere sahip olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni, kardeşlerimizi, vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasında emeği geçen vefat etmişlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Hep birlikte aynı gönülde, aynı güzelliklere hizmet etmek dileğiyle selamlıyor, herkese sağlık diliyorum.” dedi.Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Anvarbek Mokeyev, “Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bişkek Temsilciliği’nde hepimiz yavru vatanımız olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 35. yıl dönümünü kutlama törenine katılıyoruz. Ben çok gurur duyuyorum. Asırlar boyu bağımsızlık için mücadele eden Kuzey Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin uluslararası kurumların tarafsızlığıyla inşallah gelecekte bağımsızlığı uluslararası düzeyde tanınan bir devlet olacağına inanıyorum. Tabii Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin halkı bu yolda büyük kayıplar, şehitler verdi. Kırgızistan’ın Türkiye Büyükelçiliği’nde çalıştığım dönemde, Kırgızistan’ın Tahran Büyükelçiliği’nde müsteşar olarak çalıştığım dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en kuvvetli, en kararlı ve ilk Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş ile de birkaç defa görüşmüştük. Biz kendisinin bağımsızlık yolundaki mücadelesini ve kararlılığını biliyorduk. O da her zaman ‘İnşallah bir gün gelecek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olacaktır.’ diyordu. Biz de onun dilek ve temennilerini aynen destekliyorduk ve şimdi de desteklemeye devam ediyoruz. İnşallah rahmetli Cumhurbaşkanı’mızın dilekleri gerçekleşecek ve emellere ulaşılacak. Fırsattan yararlanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 35. yıl dönümünü kutluyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan kardeşlerimizi en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.” dedi.Program ikramlarla sona erdi.KKTC Bişkek Temsilcisi Atınç Keskin aynı gün MEDIAMANAS'ın canlı yayın konuğu olarak, KKTC'nin 35. kuruluş yıl dönümü ve ülke hakkında bilgi verdi.MEDIAMANAS

KKTC'nin 35. kuruluş yıl dönümü Bakü'de kutlandı

KKTC'nin Azerbaycan Temsilcisi Ufuk Turganer'in ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Milletvekilleri, Azerbaycan'da faaliyet gösteren Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı.İstiklal Marşı ve Azerbaycan Milli Marşı'nın okunduğu resepsiyonda konuşma yapan Turganer, 35 yıl önce kurulan demokratik, laik ve çağdaş bir hukuk devleti olan KKTC'nin uluslararası toplumun haksız baskı ve insanlık dışı ambargolarına rağmen Kıbrıs Türklerinin iradesi ve Türkiye'nin desteğiyle günden güne geliştiğini ve güçlendiğini söyledi.Türkiye'nin adadaki askeri varlığının Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında sürdürülebilir, adil ve kalıcı bir çözüm bulunana kadar Kıbrıs Türklerinin güvenliğini sağlayan en önemli unsur olduğunu vurgulayan Turganer, "Kıbrıs'ta iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı kalıcı bir anlaşmaya varmak için 50 yıldan bu yana BM himayesinde müzakereler yürütülmüştür. Kıbrıs Türk tarafının adada adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için gösterdiği iyi niyet ve yapıcı yaklaşımlar Kıbrıs Rum tarafından karşılık görmemiştir." ifadelerini kullandı.Kıbrıs Türklerinin yüce Türk ulusunun ayrılmaz bir parçası olmanın gururunu yaşadığını dile getiren Turganer, "Kıbrıs Türk halkı, diline, dinine, milletine, vatanına, bayrağına her zaman sahip çıkmıştır ve çıkmaya da devam edecektir." şeklinde konuştu.Azerbaycan Basın Konseyi Başkanı Milletvekili Eflatun Amaşov da KKTC'nin 35. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Kıbrıs Türklerini kutladı. Azerbaycanlıların KKTC ve Kıbrıs Türklerini çok sevdiğini vurgulayan Amaşov, KKTC'nin sağlık ve eğitim alanlarında çok önemli başarılar elde ettiğini kaydetti.Resepsiyonda, Türk Hava Yolları tarafından çekilişle katılımcılardan birine KKTC'ye uçak bileti hediye edildi.Resepsiyonda, konuklara Türk mutfağından lezzetler ikram edildi.TRT AVAZ 

Kazaklar Türkiye’de Türkler Kazakistan'da 90 Gün Vizesiz Kalabilir

Artık Kazak vatandaşları Türkiye’de vizesiz 90 gün kalabiliyorCumhurbaşkanlığın kararıyla, Kazak vatandaşlarının Türkiye’deö Türk vatandaşların da Kazakistan'da vizesiz kalış süresinin 90 güne çıkartıldığı bildirildi.Resmi Gazete’de yayınlanan 327 NO’lu kararda:“Kazakistan’ın Resmî ve Umuma Mahsus Pasaport Hamili Vatandaşları ile Özbekistan ve Tacikistan’ın Umuma Mahsus Pasaport Hamili Vatandaşlarının Türkiye’ye Yapacakları Seyahatlerinde, Her 180 Gün İçinde 90 Günü Aşmamak Kaydıyla 30 Gün Olan Vizesiz Kalış Sürelerinin 90 Güne Çıkarıldığı” belirtildi.http://www.kaztr.com/mobile/?page=haber&ID=98012 

Azerbaycan'dan Hakkari şehitleri için taziye

Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov, Hakkari'de üs bölgesinde mühimmat deposunda meydana gelen patlama nedeniyle Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler'e taziye mesajı gönderdi.Hasanov mesajında, kardeş Türkiye Cumhuriyeti'nin Hakkari bölgesinde bir mühimmat deposunda meydana gelen patlamanın ardından hayatını kaybeden ve yaralanan askerlerin olduğu bilgisini derin üzüntü içinde öğrendiklerini belirtti.Mesajında, "Sizin acınız bizim acımızdır." ifadelerini kullanan Hasanov, şehit askerler için Allah'tan rahmet, yaralı askerler için de şifa diledi.TRT AVAZ