Kırgızistan ve Tacikistan liderleri Qingdao’da bir araya geldi

Kırgızistan ve Tacikistan liderleri Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi’ne katılımları çerçevesinde ikili görüşme gerçekleştirdi.Çin’in başkenti Pekin’de üç günlük resmi ziyaretini tamamlayan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, bugün 9 Haziran’da Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi’ne katımak üzere Qingdao’ya geldi. ŞİÖ Devlet Başkanları Zirvesi kapsamında Kırgızistan lideri Ceenbekov Tacik mevkidaşı İmamali Rahman ile bir araya geldi.Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Ceenbekov ile Tacikistan Cumhurbaşkanı Rahman’ın Kırgız-Tacik sınır konularını görüştüğü bildirildi.Çin’e yaptığı resmi ziyaretini başarıyla tamamlaması dolayısıyla Ceenbekov’u tebrik eden Tacik lideri Rahman, “Tacikistan’a gerçekleştirdiğiniz resmi ziyaretiniz ardından ticari ve ekonomik dahil bütün alanlarda ikili ilişkilerin geliştiği gözlemleniyor.” dedi.Tacikistan Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmesi ve ülkeler arasındaki ikili iş birliğin güncel konularını ele alma fırsatından dolayı mutlu olduğunu dile getiren Ceenbekov, “Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan ile iyi komşuluk, dostluk ve karşılıklı iş birliği ilişkilerine özel önem veriyor. Kırgız-Tacik ilişkilerini görüşmeye her zaman hazırız.” şeklinde konuştu.ŞİÖ Devlet Başkanları Zirvesi kapsamında yaptıkları görüşmenin önemine vurgu yapan iki lider, bu gmrüşmenin ikili ilişkileri ve uluslararası gündemin güncel konularını ele almak için ek fırsat sağlayacağını kaydetti.Kırgız-Tacik sınır konularına değinen Ceenbekov ile Rahman, İki ülkenin başbakanları düzeyinde sınır meselelerine dair bir sonraki müzakerelerin bu yıl 20 Haziran’dan sonra Duşanbe'de gerçekleştirilmesi konusunda anlaştı.http://kabar.kg/tur/news/k-rg-zistan-ve-tacikistan-liderleri-qingdaoda-bir-araya-geldi/

KUR’AN’I ANLAMADA ‘’İLK ANLAM’’IN DİLBİLİMSEL ÇEVRENİ

‘’Dinleyenlere konuşmak, söylevde bulunmak, konuşmak’’ anlamına gelen hitâb, sülasi kalıbının ‘müfaâle’ babından mastardır.[1] Hitâb, bir hatib ve muhatab arasında geçen sözlü kelama karşılık gelir. Zerkeşi hitâbı, ‘’anlamaya hazır olan kimseye anlatmayı gaye edinen kelam’’, Amidi ‘’anlamaya hazır olan kimsenin anlaması murad edilen ve kendisi için konulmuş müsta’mel lafz’’, İbn Neccar ‘’dinleyenin kendisinden mutlak olarak faydalı/anlamlı bir şeyler anladığı kavl (söz)’’ şeklinde tanımlamaktadır. Üç usülcü alimin hitâb kelimesini ‘’kelam, lafz ve kavl’’ lafızlarıyla karşıladığı görülmektedir. Kur’an’ın hitâb şeklinde isimlendirilmesinin sebebi olarak da kelimedeki ‘’konuşma’’,’’zikretme’’, ’’yüz yüze gelme’’ ve ‘’karşılıklı konuşma’’ anlamını içermesidir.[2]Hitâb kavramını irdelediğimizde konuşan (hatib) ve dinleyen (muhatab) şeklinde, karşılıklı iletişim halinde tebarüz eden bir durum bilgisine ulaşırız. Konuşan ve dinleyen arasında cereyan eden sözü dilden ayıran bazı farklar vardır. Buna göre söz (söylem), zamanın en küçük birimi ânda gerçekleşir. Dilde ‘’Kim konuşuyor?’’ sorusunun cevabı yoktur, ancak sözde şahıs zamirleri aracılığıyla hatib ve muhatabı niteleyen özne faktörü vardır. Yine söz, her zaman bir şeyler hakkındadır.<!--[if !supportFootnotes]-->[3]<!--[endif]--> Dilin bağımlı iletkeni yazıyla söz arasında da durum aynıdır. Buna göre söz, yazıya göre daha canlıdır, şimdi ve buradaya dair izler taşır. Söz, hatibin muhataba iletmek istediği mesajı sadece işitsel duyuya aktarmakla kalmaz aynı zamanda jest, mimik ve hareketlerle diğer duyu yollarına da aktarır. Söz tüm dilbilimsel enstrümanlarıyla yazıya aktarılmaya çalışılsa bile, yazıya geçtiğinde anlam donar, hatib ve muhatab arasındaki canlılık alametleri sözün bağlamında kalır. Kitâb, sözlükte ‘’iki deri veya kumaş parçasını birbirine eklemek, inci tanelerini dizmek, su kırbasının ağzını sıkıca bağlamak’’ gibi anlamlara gelen ‘ketb’ kökünden mastar olup kök anlamlarından dolayı hem harfleri yazıyla birbirine ekleyip dizmeyi, hem de mastar-isim olarak bu şekilde oluşturulan yazılı metni ifade etmek üzere kullanılmıştır. Kur’an’da ‘’kitâb’’: Peygamberlerden her birine indirilen vahiylerin bütünü özel isimlerinin yanında kitab ile de anılır. İnsanların dünyadaki inançlarının ve fiillerinin kaydedildiği amel defteri. Bütün varlık ve olaylar hakkındaki ilahi bilgileri, hükümleri ve yasaları kapsayan levh-i mahfuz şeklinde üç anlam boyutunda kullanılmıştır.<!--[if !supportFootnotes]-->[4]<!--[endif]--> Nasr Hamid Ebu Zeyd’e göre Kur’an’a ‘’Kur’an’’ isminin verilişinin bazı sebepleri vardır. Vahyin alınışındaki ve okunuşundaki şifahilik sebebiyle Kur’an, kültürle örtüşmekte, fakat (metinsel) birimlerine işaret eden isimleri seçiş biçimiyle ondan ayrılmaktadır. Buna göre, Cahız’ın da belirttiği gibi Araplar metnin tamamına ‘’divan’’ ismini verirlerken Allah ‘Kur’an’ ismini vermiştir. Bununla beraber Kur’an’ın şekil itibariyle dönemin mevcut kültüründen farklı olduğunu ifade ettiğinden, o, söz konusu kültürde yaygın olan isimlendirmelerden tamamen ayrı bir isim kullanmış ve kendisini ‘kitâb’ olarak isimlendirmiştir. Bir diğer sebep, Kur’an’ın kendine has özellikleriyle Arap kültüründe ilk yazılı metin oluşudur. Kendine has özelliklerin başında, Kur’an’ın şifahi kültür ortamında hitâbi nitelikleri haiz ve orijinal olarak yazıya geçirilmesi gelmektedir. Bir başka sebep ise, İslam önce Arap Yarımadası’nın dini atmosferinde ehlu’l-kitâb ve ummiyyûn sıfatının birbirinin zıddı ve karşıtı olarak kullanılıyor oluşuydu. Zira Kur’an, bir ‘kitâb’ olması hasebiyle kendini ‘ümmiler’in kültüründen ayırıyor, diğer taraftan da ‘Arapça bir kitap’ ya da ‘Arap diliyle’ inmiş olması hasebiyle kendini Ehl-i Kitab’ın kültüründen ayırıyordu.<!--[if !supportFootnotes]-->[5]<!--[endif]--> Kur’an’ın ‘’Arapça bir kitap’’ oluşunu ileride el-Mübin sıfatı ekseninde ‘anlam’ı tahlil ederken inceleyeceğimiz için burada ‘’açıklık-kapalılık’’ mevzuuna girmiyoruz. Daha önce de vurguladığımız gibi yazı, sözün hitâbdan aldığı nitelikleri çeşitli şekil, imge, işaret ve göstergeler yardımıyla muhataba aktarma yöntemidir. Bu işlemin tam anlamıyla gerçekleşemeyeceği, hitâbın yapısını dikkate aldığımızda izahtan varestedir. Zira ‘hitâb’ esnasında ‘hâtib’in ifadeyi beş duyu yoluna yansıtacak şekilde hazırladığı bilinmektedir. Yazıda bu aksiyonu yakalamak bir ölçüde mümkünse de sarf edilen efor, yazıdaki anlamın bir başka ânda ve bir başka muhataba aktarılması, anlamın arketipinde olduğu gibi bütünlüklü, canlı ve otantik değildir. Kök anlamından hareketle, harfleri yazıyla birbirine ekleyip dizme olan ‘kitâb’, hitaba dair bazı belirteçleri yapısında barındırsa da bağımsız değişken olan belirteçlerin anlama katkısı bakımından eksiktir. En nihayetinde bu eksiklik yazının dayandığı dil ve kültür yardımıyla giderilmeye çalışılır. Sonuç olarak hitâb, sözün ifade bulduğu ilk bağlam dikkate alınarak incelendiğinde hâtibin kastını ve anlamın imkanını temin etmekle muhatabına kitâbdan bir şeyler söyler. Aksi ihtimali düşündüğümüzde sadece muhatab faktörünü değil aynı zamanda sözün kitâbdaki bağlamını da gözden çıkarmış oluruz. Bu ise daha en başında anlamı makus kaderine terk etmek olur ki kitâb her muhataba öznel, kendinden menkul şeyler söyleyen vasıta düzeyinde kalır. Hitâbın Lahutiliği ve Kelamın NasutiliğiKlasik Kur’an İlimlerine göre vahiy Allah kelamı olup, Hz.Peygamber’e vahyedilen, devamında muhatabı ve dünyasını şekillendiren nev-i şahsına münhasır bir hitâb yoludur. Hitâb vahyin Allah kelamı olması, Cebrail (a.s.) vasıtasıyla Hz.Peygamber’e vahyedilmesinden dolayı ilâhidir. Kitâb da vahiyle muhtevi olması hasebiyle ilahilik özelliği taşır. Burada dikkat çeken hitâbın hâtib ve muhatab arasındaki yönü, yani etkileşim boyutudur. Nassın olguya doğru tek yönlü ilişkisinden söz etmek mümkündür. Kur’an belli bir tarih diliminde, muayyen bir muhatap kitlesine Hz.Peygamber yoluyla iletilmiş bir hitaptır. Kur’an’ın arabi oluşu, Allah merkezli ve insan biçimli bir dille muhataplarına mesajı iletmesi, bazen bir soruya verilen cevap, ortaya çıkan bir soruna yönelik çözüm önerisi veya mevcut duruma yönelik siyasi bir tutumda vd. rahatlıkla görülür. Dahası Esbâb-ı Nüzul literatürü, tartışılır yanı olmakla beraber nassın olay-olgu ilişkisini göstermesi bakımından calib-i dikkattir. Diğer bir deyişle Kur’an’ın ‘’Arapça bir kitap’’ oluşu, Allah’ın mesajını iletirken muhatabın algı düzeyini önemsediğinin bariz göstergesidir. Kur’an’ın nazil olduğu Arap toplumunda kullanılan dil (Arapça), bu dilin beslendiği-geliştiği yerel-kültürel faktörleri, örf ve adetleri, deyimleri, birikimiyle dil (Arapça) olması hasebiyle hâtibin mesajını iletmesi ve muhatabın mesajı anlaması bakımından vahyin ‘anlam’a dair imkan ve sınırlarını belirlemektedir. Örneğin Kur’an, kadın ile erkeğin Allah katında değer bakımından eşitliğini çok açık bir biçimde ifade etmesine rağmen, melekleri ‘’Allah’ın kızları’’ olarak niteleyen müşrik Arapları, kendileri kız çocuk sahibi olmak istemedikleri halde bunu Allah’a layık görmeleri nedeniyle eleştirmektedir (Necm 53/21). Bu ayetin Arapların kadınlara verdikleri değerle sıkı ilişkisini görmezden geldiğimiz takdirde, kadınların/kızların erkeklere nispetle ikinciliğinin Kur’an tarafından benimsendiği gibi bir yanılgıya düşebiliriz. Oysa, esasen, söz konusu ayet, kadınların/kızların değerine ilişkin bir şey söylememekte; tam aksine kadını bir alt varlık türü olarak kabul eden Arapların kendi zihniyet dünyalarından hareketle, Allah’a karşı saygısızlıklarını eleştirmektedir.<!--[if !supportFootnotes]-->[6]<!--[endif]--> Tekrar bağlama dönecek olursak, Kur’an’ın Arabi, Allah merkezli ve insan biçimli bir dili tercih etmesi, bize teşekkül döneminde nassın olguyla tek yönlü değil, karşılıklı bir ilişki içinde olduğunu, teşkil döneminde ise nasstan olguya tek yönlü bir ilişkinin tezahür ettiğini göstermektedir.<!--[if !supportFootnotes]-->[7]<!--[endif]--> Örnekle beraber tezi açımlayacak olursak: melekleri ‘’Allah’ın kızları’’ olarak niteleyen müşrik Arapların kendileri kız çocuğu sahibi olmak istemedikleri halde bunu Allah’a layık görmeleri nedeniyle eleştirilmeleri, nass; Arapların kadınları/kızları değer bakımından erkeğin bir alt türü olarak telakki etmeleri, olgudur. Nassta, meleklerin ‘’Allah’ın kızları’’ olarak nitelenmesi ve bunu Allah’a layık görmeleri, Arapların kadın/kız telakkisi vurgulanarak eleştirilmektedir. Eleştirinin arka planında Arabın dünyasında örgülenmiş bir anlayışın yanlışlığına ve Allah’a da aynı değer tutumunu sergilemeleri vardır. Dolayısıyla bu ayet bir nass-olgu bütünlüğüne sahip olup, kadınların/kızların değer bakımından ikinci düzeyde olduğu anlayışını onaylamamakta ve dahi bizzat Allah tarafından eleştirilmektedir. Nass-olgu bağlamında teorize edilen bu tezin, hitâbın ilahiliğine gölge düşürdüğü akla gelebilir. Ancak bilinmelidir ki hitâbın ilahiliği gayba taalluk etmesi bakımından ontolojik düzlemde keyfiyetini korumaktadır. Bununla birlikte Allah’ın vahiy yoluyla ve Hz.Peygamber aracılığıyla mesajını iletirken insanın algı düzeyine –tabiri caizse- eğilerek anlayabileceği dilden hitâb etmesi bir zaaf ya da eksiklik değil bilakis insanın yaratılışından ötürü taşıdığı eksikliğini gözeterek tenezzül etmesidir. Kur’an’a baktığımızda Arapça’dan başka çevre kültür ve medeniyetlerin dili ve kültürüne dair kelimeler, göstergeler, vurgular da görürüz.<!--[if !supportFootnotes]-->[8]<!--[endif]--> Klasik Kur’an İlimleri literatüründe ‘’Kur’an’da yabancı kelime olmadığı’’ yönünde teorize edilen bir görüş bulunmakla birlikte, ‘Kur’an’da yabancı kelime olduğu’ yönündeki görüşü geçerli kılacak örnekler de mevcuttur.<!--[if !supportFootnotes]-->[9]<!--[endif]--> Şüphesiz bu durum, vahyin nazil oluş sürecinde çevre kültür ve medeniyetlerle kurulan ve gelişen sosyo-politik, kültürel ilişkiler ağında tebarüz etmektedir. Dolayısıyla Allah’ın olgu-nass diyalektiğinde nazil olan vahyinde, muhatap ve çevre kültürlerdeki algı kapasitesini ve anlam-yorum biçemlerini, kullanım dahilinde olan kelime ve kavramları kullanması hitâbın ilahiliğine gölge düşürmemekte bilakis muhatap açısından anlama ve yorumlama işleminde açıklığı temin edici bir işlev gördüğü pekala ifade edilebilir. Kur’an’ın nazil olduğu Arap toplumunda yazı, hemen hemen kullanıma sahip olan bir ifade yolu değildi. Sözlü kültürün hakim olduğu bu toplumda hitabet gündelik yaşamın bir parçası olmakla birlikte sanatsal bir değere de matuftu. Yine bu toplumun ‘ümmi’ olarak nitelendirilişi, yani ilahi kitaplara (yazılı metin) sahip ehl-i kitap kültürüne vakıf olmayışı Hicaz coğrafyasında sözlü kültürün hakim olduğu gerçeğine işaret etmektedir. Kur’an’ın hitâb formunda nazil oluşuyla beraber, vahyin çeşitli vesikalara yazım süreci Arabın dünyasında sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş anlamına gelmiştir. Nitekim Nasr Hamid Ebu Zeyd Kur’an’ı, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş sürecinin ilk örneği olarak nitelendirmiştir. Şüphesiz bu dönüşümün Arabın dünyasında büyük yankılar uyandırdığı izahtan varestedir. Toplumsal yaşamın artık yazılı kültürün enstrümanlarıyla tanışması ve gelişmesi, Hz.Peygamber sonrası Hulefa-i Raşidin döneminde Kur’an’ın toplanıp kitap haline getirilmesi ve çoğaltılmasıyla devam etmiştir. Birçok mütefekkirin de teslim ettiği gibi, sahabe Hz.Peygamberle aynı zaman ve mekan paydasında buluştuğu için vayhi anlama ve yorumlama hususunda gerek bizzat Hz.Peygamber’e başvuruyor gerekse de Hz.Peygamber kapalı olan ifade ve konuları bizzat açıklığa kavuşturuyordu. Tabiin dönemi ise ortak zaman ve mekan paydası sahabe-tabiin arası ilişkiler şeklinde tebarüz ederken vahyi anlama ve yorumlama uğraşı ağırlıklı olarak kitabi şeklinde tezahür ediyordu. Fetihlerle sınırları genişlemesi, farklı kültürlerle tanışma, ekonomik anlamda refah seviyesinin artması gibi sosyo-politik gelişmeler beraberinde toplumsal sorunları da getirmişti. Yeni düzende Müslümanlar karşılaşılan sorunlara Kur’an ve sünnetten çözüm bulmak/üretmekte zorlanıyorlardı. Bu yüzden nakilde çözümü bulunmayan konulara akıl yoluyla çözüm arayışına gidilmeye başlandı. İlk dönemlerde dini düşüncede aklın rolü vahyin bütünlüğüyle iç içeyken, sonraki dönemlerde ortaya çıkan toplumsal sorunlar akla daha çok pozitif işlevsellik kazandırmıştır. Lafız eksenli gelişen anlama ve yorumlama faaliyeti düşünceyi geliştirme, kategorize ve muhafaza etme bakımından Müslümanların kültürüne ivme kazandırırken, aklın içtihadi rolü beşeri olduğu için naklin ilahi oluşuna vurgu ihtiyacı hissedilmiştir. Bu ihtiyaç, Kur’an’ı ve sünneti salt lafzi anlayışla keyfe keder yorumlayan fikir akımlarının yarattığı polemik karşısında önemli bir boşluğu dolduruyorken Kur’an’ın ilahiliğinden yazılı kültürün enstrümanları, yani yorum tekniği de nasibini almıştır. İcma ve Kıyas gibi delalet yöntemleri ayet ve hadislerle temellendirilirken ‘’değişmezliği’’ vurgulanmış, ilahilikle paylanmıştır.Sonuç olarak Müslümanların düşünce mirası teşekkül ettiği dönemler itibariyle Kur’an ve sünneti doğru anlamayı zaman ve mekan birlikteliği açısından ele aldığımızda Hz.Peygamber ve Sahabe döneminde şifahi kültürün izleri görülmekle beraber Sahabe-Tabiin ve sonrası dönemlerde yazılı kültüre geçişin etkisi görülmektedir. Bir hakikati hitâbın canlı/otantik/dinamik sürecinde anlamakla metin üzerinden kritize ederek yazının donuk/statik sürecinde anlamak arasında fark vardır. Bu fark aynı zamanda mesajı algılamada açıklık-kapalılık hususunu doğrudan etkilemektedir. Diğer bir deyişle Kur’an’ın Mübin (apaçık) oluşu, öncelikle Allah’ın Araba anlayacağı dilden hitap etmesi ve böylece mesajını iletmesiyle ilgilidir. Kur’an’daki toplumsal hukuka ve ahlaka yön veren tarih üstü ilkeleri, vahye muhatab olan topluma en kolay ve anlaşılır dille ve yolla aktarma girişimidir. Ve bu tarih üstü ilkelerin diğer muhataplar açısından Mübin (apaçık) oluşu da bize göre öncelikle Hz.Peygamber’in sünnetini anlamakla doğru orantılıdır. Diğer bir deyişle olgu/nass (teşekkül), nass-olgu (teşkil) sürecini diğer muhataplar açısından anlamak, vahyin nazil olduğu ortamı ve şartları kavramakla, dolayısıyla Hz.Peygamber’in sünnetine başvurmakla imkan dahilinde olacaktır.Kaynaklar: <!--[endif]--> <!--[if !supportFootnotes]-->[1]<!--[endif]--> İbn Manzur, Lisanu’l-Arab, Daru’l-Marife, Beyrut ts., II, 1194; <!--[if !supportFootnotes]-->[2]<!--[endif]--> Ömer Kara, Vahiy-Vakıa İlişkisi –Metodolojik Bir Yaklaşım-, İstanbul 2009, s.49-50. <!--[if !supportFootnotes]-->[3]<!--[endif]--> Süleyman Gezer, Sözlü Kültürden Yazılı Kültüre Kur’an, Ankara 2015, s.35-36. <!--[if !supportFootnotes]-->[4]<!--[endif]--> İlyas Üzüm, ‘’Kitap’’, DİA, Ankara 2002, XXVI, 121-122. <!--[if !supportFootnotes]-->[5]<!--[endif]--> Nasr Hâmid Ebû Zeyd, İlahi Hitabın Tabiatı, Ankara 2013, s. 90-91. <!--[if !supportFootnotes]-->[6]<!--[endif]--> Ömer Özsoy, Kur’an ve Tarihsellik Yazıları, Ankara 2015, s.34. <!--[if !supportFootnotes]-->[7]<!--[endif]--> Özsoy, Kur’an ve Tarihsellik Yazıları, s. 47. <!--[if !supportFootnotes]-->[8]<!--[endif]--> M.Hayri Kırbaşoğlu, Sünni Paradigmanın Oluşumunda Şafi’i’nin Rolü, Ankara 2016, s. 215. <!--[if !supportFootnotes]-->[9]<!--[endif]-->M.Hayri Kırbaşoğlu, Sünni Paradigmanın Oluşumunda Şafi’i’nin Rolü, ‘Mustafa Öztürk, Kur’an’da Yabancı Kelime Bulunup Bulunmadığı Tartışması ve Şafi’i’nin Dogmatik Dil (Arapça) Tanımlaması Üzerine’, Ankara 2016, s. 211-218.Emre KOÇCity, Samsun 2018

TÜRKSOY iftarı, Türk Dünyası sevdalılarını buluşturdu

Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY Genel Sekreterliği tarafından her yıl geleneksel olarak verilen iftar yemeği, 6 Haziran 2018 tarihinde Ankara'da gerçekleştirildi.İftar programına, TÜRKSOY'un Türk Dünyası'nın kültürel entegrasyonunu sağlamak adına yaptığı çalışmalarına destek veren kişiler, kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.İftar yemeği sırasında konuşan Büyükelçi Kaseinov, bu yıl 25. kuruluş yıldönümünü kutladıkları TÜRKSOY'un kuruluş amaçları ve hedefleri doğrultusunda çalışmalarını artırarak devam ettirdiğini vurgulayarak, bu çalışmalara destek veren kişi, kurum ve kuruluşlara müteşekkir olduğunu belirtti.  Kaseinov konuşmasında, " Bu bir resmi yemek değil bir aile yemeğidir. Bu ramazan akşamında TÜRKSOY'un faaliyetlerine desteklerini esirgemeyen sizlerle birlikte aynı sofrayı paylaşmaktan memnuniyet duymaktayız. Sizlerin değerli katkıları TÜRKSOY'un gücüne güç katmaktadır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde düzenlediğimiz etkinliklerde sizlerin desteklerini her zaman yanımızda hissediyoruz. Önümüzdeki yıllarda da sizlerin değerli destekleriyle daha büyük işler yapacağımıza inanıyorum." şeklinde konuştu. İftar yemeğini onurlandırması nedeniyle, her zaman desteğini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu'ya da teşekkürlerini ileten Kaseinov, ramazanın Türk Dünyası başta olmak üzere bütün dünyaya barış, sağlık, hoşgörü ve huzur getirmesini diledi.Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu da, TÜRKSOY'un düzenlediği iftar sofrasında Türk Cumhuriyetleri ve Balkanların büyükelçileri, büyükelçilik temsilcileri, Türk Dünyasında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların temsilcileri ile birarada, samimi bir aile ortamında bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.Topçu, TÜRKSOY'u "Kahramanlıkları, ahlakları, merhametleri, düşenin elinden tutmaları ile bilinen Büyük Türk Ailesine mensup, dünya durdukça müstakil, güvenli, hür ve bağımsız olarak yaşayacak olan altı devletin işbirliği ile kurulmuş Türk Kültür Teşkilatı" şeklinde tanımlayarak, “Türk Dünyası’nın dünyamıza hediye ettiği ikinci bir UNESCO” olduğunu söyledi.On yıldır Genel Sekreterliğini yapan Düsen Kaseinov ile TÜRKSOY'un çok önemli çalışmalara imza attığına şahit olduğunu dile getiren Topçu, Türk Dünyası'nın "Dilde, işte, fikirde birlik" olmasını sağlayacak, Türk dilinin, kültür-sanat ve medeniyet değerlerinin korunması, canlandırılması ve araştırılması yönünde değerli çalışmalar yaptığını vurguladı.Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in TÜRKSOY faaliyetleri hakkında söylediği "Türksoy'un çalışmalarını etkin bir biçimde sürdürmesi birliğimizi güçlendiriyor ve kültürel bağlarımızı sağlamlaştırıyor" ifadelerini de hatırlatan Topçu, Türk-İslam dünyasında birliğin, dirliğin, barışın ve adaletin hakim olmasını diledi.

İstanbul'a gelen her 4 turistten biri Arap

TÜROB'un değerlendirmesine göre, İstanbul'a gelen turist sayısı bu yılın ilk 4 ayında 4 milyon 200 bine ulaşırken, turistlerin 967 binini Araplar oluşturdu.Türkiye Otelciler Birliği'nin (TÜROB) araştırmasına göre, bu yılın ilk 4 ayında İstanbul'a gelen her 4 turistten biri Arap oldu.TÜROB'un konuya ilişkin hazırladığı araştırmaya göre, Orta Doğu bölgesinden Türkiye'ye bu yıl gelecek turist sayısında çift haneli artış trendinin sürmesi bekleniyor. Arap turistlerin ilgisi Ramazan ayında da artarak sürüyor.Orta Doğu bölgesinden Türkiye'ye gelen turist sayısı 2017'de bir önceki yıla göre yüzde 44 artarak 3,6 milyona çıkarken, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 45 artışla 703 bine ulaştı. İstanbul’a gelen ziyaretçiler içinde Arap ülkelerinden gelen ziyaretçilerin payı istikrarlı artışını sürdürürken, kenti ziyaret eden her 4 turistten biri Arap oldu.İstanbul'da 2010'da toplam ziyaretçiler içinde yüzde 10 olan Arap turistlerin payı 2017'de tüm zamanların rekoru ile yüzde 24,3'e yükseldi. Geçen yıl kente gelen 10 milyon 840 bin turistten Arap olanların sayısı 2 milyon 630 bine ulaştı. Arap turistlerin toplam turistler içindeki payı yüzde 24,3 oldu. Yılın ilk 4 ayında İstanbul'a gelen turist sayısı 4 milyon 200 bine ulaşırken, bu turistlerin 967 bini Arap oldu.Lüks konaklama tesislerinin fazlalığı ve zengin Arap turistlere hitap eden lüks alışveriş imkanı nedeniyle İstanbul, Arap turistlerin ilk tercihi olurken, İstanbul'un yanı sıra Bursa, Bolu, Abant, Yalova, Giresun ve Trabzon gibi yerler de hem gezmek hem de yerleşmek için Arap turistlerin diğer favorileri arasında yer alıyor.En çok İstanbul arandı TUROB değerlendirmesinde, Orta Doğu'da online rezervasyonların dünya ortalamasının üzerinde seyrettiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:"Global Travel Insight raporuna göre, Orta Doğu'da yılın ilk çeyreğinde yapılan internet aramalarında en çok aranan destinasyonlar Amsterdam, Londra, İstanbul, Paris ve Manila oldu. Aramalar sonrasında yapılan rezervasyonlarda ise İstanbul ilk sırada yer alırken, onu Kahire, Dubai, Paris ve Mekke takip etti. Orta Doğu'da çok sayıda yabancı çalışan (expat) var. Orta Doğu'dan ülkemize gelen turistler arasında expat'ların yoğunluğu dikkate alınarak bölgede yapılacak tanıtım çalışmalarında bu hususun dikkate alınması gerekiyor."Değerlendirmeye göre, Arap turistlerin rotalarındaki en önemli ve en çok rağbet gören ülke olan Türkiye, rakip ülkeler karşısında her bakımdan avantajlı konumda yer aldı. Son zamanlarda Arap turistler yeşil ve serin destinasyon tercihlerinin yanı sıra Muğla, Antalya ve Marmaris gibi sıcak ve denize kıyısı olan destinasyonlara da ilgi göstermeye başladı. Türkiye'nin Orta Doğu'da yakaladığı en önemli avantajlar; din, ortak kültür, doğa, vizelerin kaldırılması, ulaşım seçeneklerinin fazla olması ve Türk dizi filmlerinin televizyonlarda sıkça gösterilmesi olarak sıralandı. Türkiye'ye bölgeden artan turizm talebi ile paralel yönde uçak seferleri de önemli oranda arttı.https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/istanbula-gelen-her-4-turistten-biri-arap-/1169216

Azərbaycan BMT Komitəsinə üzv seçilib

İyunun 7-də Nyu-York şəhərində BMT-nin Qadınlara qarşı ayrı-seçkiliyin bütün formalarının ləğv edilməsi haqqında Konvensiyaya tərəf dövlətlərin 20-ci iclası zamanı BMT-nin Qadınlara qarşı ayrı-seçkiliyin aradan qaldırılması üzrə Komitəsinin (CEDAW) üzvlüyünə seçkilər keçirilib.Azərbaycan Xarici İşlər Nazirliyi, Ailə, Qadın və Uşaq Problemləri üzrə Dövlət Komitəsi və Azərbaycan Respublikasının BMT yanında Daimi Nümayəndəliyinin apardığı təbliğat-təşviqat fəaliyyəti nəticəsində Azərbaycanın namizədi, Ailə, Qadın və Uşaq Problemləri üzrə Dövlət Komitəsinin nümayəndəsi 143 dövlətin səsini əldə edərək 2019-2022-ci illər üzrə Komitəyə üzv seçilib.Komitədə mövcud olan 12 vakant yerə 16 dövlətin nümayəndəsinin namizədliyi irəli sürülmüşdü (Azərbaycan, Peru, Yaponiya, Səudiyyə Ərəbistanı Krallığı, Bəhreyn Krallığı, Əlcəzair, Monteneqro, Misir, Gürcüstan, Mavriki Respublikası, İspaniya Krallığı, Trinidad və Tobaqo, Bolqarıstan, Toqo, Əfqanıstan və Burkina Faso).Quruma seçilmək üçün Konvensiyaya üzv dövlətlərin ən azı üçdə ikisinin, yəni 126 dövlətin səsi tələb olunduğu halda Azərbaycan Respublikasının namizədinə 143 dövlət səs verib. Komitənin üzvləri qadın hüquqları sahəsində ixtisaslaşan və Konvensiyanın tərəf dövlətləri tərəfindən gizli səsvermə yolu ilə 4 illik müddətə seçilən 23 müstəqil ekspertdən ibarətdir. “Azərbaycan Respublikasının namizədini dəstəkləyən bütün üzv dövlətlərə təşəkkürümüzü ifadə edirik. Azərbaycan Respublikasının namizədinin böyük səs çoxluğu ilə sözügedən komitəyə seçilməsi üzv dövlətlər tərəfindən ölkəmizə olan yüksək etimadın göstəricisidir. Komitəyə Azərbaycanla bərabər nümayəndələri seçilmiş Peru, Yaponiya, Səudiyyə Ərəbistanı Krallığı, Əlcəzair, Misir, Gürcüstan, Mavriki Respublikası, İspaniya Krallığı, Trinidad və Tobaqo, Bolqarıstan və Burkina Fasonu təbrik edirik”, - XİN və Ailə, Qadın və Uşaq Problemləri üzrə Dövlət Komitəsinin birgə bəyanatda qeyd olunub.Xatırladaq ki, BMT-nin Qadınlara qarşı ayrı-seçkiliyin aradan qaldırılması üzrə Komitəsi Qadınlara qarşı ayrı-seçkiliyin bütün formalarının aradan qaldırılması üzrə Konvensiyanın yerinə yetirilməsi vəziyyətinin monitorinqini həyata keçirir.https://oxu.az/politics/260863

Ramil Quliyev “Almaz Liqa”da qalib oldu

Türkiyə adından çıxış edən azərbaycanlı atlet Ramil Quliyev 14 mərhələdən ibarət olan “Almaz Liqası”nda (Diamond League) qalib olub.Oxu.Az xəbər verir ki, Norveçin paytaxtı Oslodo keçirilən budəfəki mərhələnin 200 metr qaçış kateqoriyasında Ramil 19.90 nəticə ilə çempion olub. Bu göstərici cari mövsüm Quliyevin ən yaxşı göstəricisidir.Kanadalı Aaron Braun 19.98 nəticə ilə II, trinidad və tobaqolu Cerim Riçards 20.19 ilə III yeri tutub.“Böyük stadion, mükəmməl tamaşaçı, gözəl hava – belə şəraitdə sən yalnız yaxşı qaça bilərsən. Ümid edirdim ki, bundan daha sürətli qaçaram. Ancaq bir az ləngidim. Avropa çempionatında 200 metrə qaçacağam və məqsədim Pyetro Menneanın Avropa rekordunu (italiyalı atlet 1979-cu ildə 19.72 nəticə ilə finişə çatıb – S.T.) qırmaq olacaq”, – deyə Ramil Quliyev qələbəsini şərh edərkən bildirib.Qeyd edək ki, ötən il Londonda dünya çempionu olmaqla Azərbaycan və Türkiyə atletikasının tarixinə düşmüş Ramil Quliyev bu liqanın Roma mərhələsində III yeri tutmuşdu. O ötən il Birmingem mərhələsində 200 metr qaçışda 20.17 nəticə ilə liqanın çempionu olmuşdu.https://oxu.az/sport/260833

Türk Konseyi Turizm Çalışma Grubu 12. Toplantısı 7 Haziran 2018 tarihinde Almatı’da Kazakistan Otel’de başlamıştır.

Türk Konseyi Turizm Çalışma Grubu 12. Toplantısı İpek Yolunda Turizmi daha da güçlendirmek temasıyla Almatı`da başlamıştır.İki gün sürecek söz konusu toplantının moderatörlüğünü Türk Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ömer Kocaman yapmaktadır. İlk gününde toplantıya Türkiye Cumhuriyeti’nin Almatı Başkonsolosu Rıza Kağan Yılmaz ile Türk Konseyi Üye Ülkelerinin ilgili Bakanlıklarından temsilciler ve Çalışma Grubu üyesi tur operatörleri iştirak etmiştir.Açılış konuşmasında Dr. Kocaman,  2014 yılında Türk Konseyi Bodrum Zirvesinde, Üye Ülkelerin Devlet Başkanlarının  talimatlarıyla hazırlanan  Modern İpek Yolu Ortak Tur Paketi projesinin hayata geçirilmesi ve geniş kitlelere tanıtılmasına ilişkin Sekretarya tarafından atılan adımlar hakkında katılımcılara bilgi aktarmıştır. Ortak Tur Paketi’nin tarihi bir proje olduğuna dikkat çeken Dr. Kocaman, bu konuda Üye Ülkelerin turizmle ilgili bakanlık ve makamlarına sağladıkları destek için teşekkür etmiştir.Programın devamında, “Dünya Değişmeden ve H.İ.S” ortaklığının Modern İpek Yolu Ortak Tur Paketi Konsorsiyumunda Türkiye’yi temsilen ve koordinatör sıfatıyla yer alması oybirliği ile onaylanmıştır. Türk Devletlerinin İpek Yolu üzerindeki zengin tarihi mirasının tanıtıldığı sözkonusu Ortak Tur Paketi’nin Türk coğrafyasında ve dünya pazarlarında tanıtımına ilişkin izlenecek yol haritası toplantının ilk gününde  etraflıca ele alınmıştır. Kazak ve Kazakistan’da yerleşik Türk basın mensupları toplantıya yakın ilgi göstermiş olup, Genel Sekreter Yardımcısı  Dr. Kocaman ve heyetlerin temsilcileriyle Ortak Tur Paketine yönelik röportaj yapmışlardır. Toplantının ilk günü aile fotoğrafıyla sona ermiştir.Detayları  www.modernsilkroadtour.com adresli websitesinde yer alan sözkonusu Ortak Tur Paketi içindeki Büyük Tur`da 15 günde 15 şehir ziyaret edilmekte ve turistlere adeta modern  Marco Polo olma fırsatı sunulmaktadır.http://www.turkkon.org/tr-TR/-turk-konseyi-turizm-calisma-grubu--12-toplantisi-7-haziran-2018-tarihinde-almati’da-kazakistan-otel’de-baslamistir/3/54/4761

Türkçe Yaz Okulu 125 ülkeden 1071 öğrenciyi ağırlayacak

Yunus Emre Enstitüsü'nün (YEE) bu yıl 9'uncusunu düzenleyeceği Türkçe Yaz Okulu, 125 ülkeden 1071 uluslararası öğrenciyi Türkiye’de ağırlayacak. Türkiye genelinde 28 ilde 30 üniversitenin ev sahipliğiyle yapılacak programda öğrenciler, Türkiye'yi il il gezecek ve Türkçe bilgilerini Anadolu'nun kültürü ile harmanlayacak.YEE'nin katılımcılara Türk kültürünü yakından tanıma ve Türkçelerini geliştirme fırsatı sunduğu Türkçe Yaz Okulu programı, bu yıl 16 Temmuz-12 Ağustos arasında 9. kez düzenlenecek. Geçen yıl Türkiye'nin 22 farklı şehrindeki üniversitelerin ev sahipliğinde 57 ülkeden 700 öğrenciyi bir araya getiren program için bu yıl misafir edilecek katılımcı sayısı 1071 olarak belirlendi.Program kapsamında öğrenciler, Erzurum, Rize, Balıkesir, Sivas, Afyonkarahisar, Isparta, Sakarya, Karabük, Kütahya, Edirne, Bursa, Denizli, Bolu, Ankara, Burdur, Gaziantep, Giresun, Samsun, Karaman, Kastamonu, Kırklareli, Konya, Malatya, Zonguldak, Manisa, Muğla, İzmir ve Nevşehir'de Türkçe eğitimin yanı sıra Türkçelerini pekiştirecekleri kültürel etkinliklere de katılacak.Öğrenciler bir ay boyunca tarihi, kültürel mekanları gezecek, düğün ve kına gecesi gibi geleneksel etkinliklere, ebru, çömlek, yemek, bağlama, halk oyunları gibi kurslara katılacak. Türkiye'de bulundukları 1 ay boyunca, Türk kültürünü gezerek ve yaşayarak daha yakından tanıma fırsatı bulacak öğrenciler, program sonunda da İstanbul'u gezecek.Kültürlerin buluşma noktası İstanbul'un tarihi ve manevi iklimini yaşayacak misafirler, Anadolu'nun binlerce yıllık medeniyeti, kültürü ve sanatıyla doğrudan tanışma imkanı bulacak. Bir haftalık İstanbul gezisinin sonunda yapılacak finalin ardından Türkçe Yaz Okulu öğrencileri ülkelerine uğurlanacak.100 bin başvuruBu yıl dünya genelinde 100 bin kişinin başvuru yaptığı Türkçe Yaz Okulu programına binin üzerinde başvuru yapılan ülke sayısı 11 oldu. 26 bini aşan başvuru ile Pakistan, en çok başvuruda bulunan ülkelerin arasında geliyor. Endonezya'dan 7 bin 142, Cezayir'den 3 bin 360, Mısır'dan 3 bin 103, Tunus'tan 1813, Bangladeş'ten 1486, Fas'tan 1236, Suudi Arabistan'dan 1194, Irak'tan 1115, Sudan'dan 1049 başvuru yapıldı.ABD'den 195, Ermenistan'dan 19, İsrail'den 52, Filistin'den 895, Suriye'den 569 başvurunun alındığı Türkçe Yaz Okulu'nda farklı kültürler birbirlerine karşı ön yargısız yaklaşabiliyor.Öte yandan, Türkiye'de yaşayan Suriyelilerden 1773 başvuru gerçekleşti.Ülkelerin diplomasi ile aşamadığı engelleri gençler kültürel diplomasi ile yıkabiliyor. Farklı kültür, din, dil ve ırktan binlerce genç Türkiye’yi gezmek, Türkçe öğrenmek ve Türk kültürünü, tarihini daha yakından tanımak için Türkçe Yaz Okuluna başvuruyor.Türkiye ve Türk kültürüne ilgi duyan binlerce genç bağ kurmak için Türkiye'ye geliyor. Angola, Barbados, Bolivya, Belize, İngiliz Hint Okyanusu Bölgesi, Doğu Timor, El Salvador, Gabon, Kosta Rika, Lesotho, Makau (Çin Makao özel yönetim bölgesi), Reunion Adası, Şeyseller, Karayipler'de yer alan ada ülkesi Saint Vincent ve Grenadinler ile Turks ve Caikos adalarından da programa ciddi sayıda başvuru yapıldı. Birçok Avrupa ülkesinden de programa yapılan başvurular şöyle:"Almanya 141, Avusturya 28, Belçika 9, İngiltere 102, Çekya 21, Danimarka 9, Estonya 12, Finlandiya 18, Fransa 83, Hollanda 36, İrlanda 3, İspanya 31, İsveç 17, İsviçre 3, İtalya 137, Letonya 5, Litvanya 8, Norveç 7, Polonya 46, Portekiz 16, Slovakya 15, Slovenya 13, Yunanistan 85, Hırvatistan 45, Arnavutluk 192, Rusya 505, Ukrayna 128."Sosyal medyada yarışacaklarTürkçe Yaz Okulu katılımcıları, Türk kültürü, sanatı, tarihi ve dili hakkında sahip oldukları deneyimleri paylaşmak ve Türkiye'nin doğal, tarihi, kültürel güzelliklerinin tanıtımını yapmak için sosyal medyada birbirleriyle yarışacak.Öğrencilerin gözünden Türkiye'nin konu edildiği yarışma, metin, fotoğraf ve video eser kategorilerinde yapılacak. Mısır'dan Avusturya'ya, Cezayir'den Kosova'ya pek çok ülkeden katılımcı, gözlemlerini sosyal medya hesapları üzerinden takipçileriyle paylaşma imkanı bulacak.Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl Türkçe Yaz Okulu'na müracaat şeklini değiştirdiklerini ve beklediklerinin çok üzerinde başvuru aldıklarını söyledi. "Program için yüz bin kişi başvuruda bulundu, 50 bin kişi de başvuru sürecini tamamlayamadı." diye konuşan Ateş, yüz bin kişi içinden de uzun emekler sonucu 1071 kişiyi seçtiklerini dile getirdi.Yaz okulunda 4 hafta boyunca 30 üniversitede faaliyet yapılacağını ve bu nedenle aylar öncesinden üniversiteler ile hazırlıklara başladıklarını vurgulayan Ateş, "Tüm şehirlerde aynı standart ve içerikte bir program hazırlandı." ifadelerini kullandı.Geleneksel hale gelen Türkçe Yaz Okulu Programı'nda öğrenciler iletişim dili olarak Türkçe'yi kullanılıyor. Türkiye'nin farklı illerinde misafir edilen öğrenciler, gittikleri illerin üniversitelerinde ders ve seminerlere katılarak Türkçelerini geliştirme ve pratik yapma imkanı buluyor.https://www.aa.com.tr/tr/egitim/turkce-yaz-okulu-125-ulkeden-1071-ogrenciyi-agirlayacak/1169105

900 genç girişimci Astana'da yeni startup'lar takdim edecek

Astana'da, Gençlik İş Projeleri Ulusal Yarışma'nın çeyrek final aşaması başladı.Etkinliğe, 16 ila 35 yaş arasındaki 900'den fazla genç start-up, 100 uzman, 50 danışman ve 20 bölgesel koordinatör katılıyor. 3 gün içinde yarışmada yarı finale gidecek 100 en iyi proje seçilecek. Startup'lar 10 tematik oturumlara ayrılmıştır: yeşil ekonomi, eğitim, ilaç ve sağlıklı yaşam, hizmetler, tarım ve kimya, akıllı teknolojiler ve akıllı eşyalar, nesillerin gelişimi, inşaat ve dekorasyon, turizm ve eğlence, yemek ve yiyecek gelişimi.Seçilen start-up'lar, Temmuz 2018'de düzenlenecek olan "SratupBolashak" Yaz Kupası çerçevesinde yarışmanın finaline giden bilet için yarışacak.

Kazakistan'ın yeni Sağlık Bakanı Yardımcısı atanmıştır

Kazak Hükümeti İcra Kararı ile, Olzhas Abishev Kazakistan Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Yardımcısı olarak atanmıştır.Olzhas Abishev, 1983 yılında Kyzylorda'da doğdu.Kyzylorda Devlet Üniversitesi'nden (2004), Aulie Ata Üniversitesi'nden (2005), Mühendislik Koleji'nden (2006), Güney Kore'de Andong Ulusal Üniversitesi'nden (2010) mezun oldu. Hesaplamalı bir ekonomist ve bir avukat olarak eğitilmiştir.Kariyerine 2000 yılında başladı.Olzhas Abishev Kazagromarketing JSC, Kazakistan Gharysh Sapary Ulusal Şirketi JSC, Ulusal Bilgi Teknolojileri JSC, Ulusal Tıp Holding JSC, Tıbbi Teknolojiler ve Bilgi Sistemleri Merkezi JSC, Askeri Stratejik Çalışmalar Merkezi JSC, Astana Yenilikler JSC, Turan Astana Üniversitesi'nde çalıştı. Eylül 2017'den bu yana, Kazak Sağlık Bakanlığı'nın bünyesinde bulunan Elektronik Sağlık Merkezi'nin Merkezi CEO'su olarak görev yapmaktadır.https://www.inform.kz/en/new-vice-minister-of-health-appointed_a3278652

Bakıda gediləcək 10 məkan

1. Muasir Bakınin simvolunu ziyarət etmək Heydər Əliyev Mərkəzi - parlaq memar Zaha Hadid tərəfindən 2007-ci ildə tikilmiş,dünyanın ən gözəl və orijinal binasıdır. Mərkəz böyük bir kompleksdən ibarət olmaqla özündə iri konqres zalı, Heydər Əliyev Muzeyi, sərgi salonları, adminstrativ ofisləri birləşdirir.2. Azərbaycanın emblemlərindən biri olan Qız qalasına baş çəkməkBakının, eləcə də Abşeronun ən möhtəşəm və sirli memarlıq abidəsidir. Qala 1964-cü ildən muzey kimi fəaliyyət göstərməyə başlamış, 2000-ci ildə UNESCO-nun Ümumdünya irsi siyahısına salınmışdır.P.S Qalanı ziyarət etdiknən sonra yaxınlıqında yerləşən kafedə, armudu stəkanda çay içib və dadlı mürrəbələrdən dad etmək məsləhətdi 3. Bir günlük qədim Bakininin abu-havasını yaşamaq“İçəri çərişəhər”, xalq arasında həm də “Qala” və ya sadəcə “Qədim şəhər” kimi tanınan tarixi məhəllə. Bakının ən qədim hissəsi, həmçinin tarixi-memarlıq qoruğudur. Bakının ən qədim hissəsi olan İçərişəhər, yaxşı qorunmuş qala divarları ilə əhatə olunub. 221 000 m² sahəyə malik olan qoruq ərazisində 1300-dən çox ailə yaşayır.P.S Burada turistlər üçün bir cox butik otellər inşa edilib, həmçinin şəhərinin qonaqları yerli sakinlərin evində də gecəliyə bilər və qədim Bakının yaşayışı haqqında sakinlərdən daha ətraflı örgənə bilərlər.4.  İçərişəhərin baş tacı: Şirvanşahlar sarayının gözəliyini seyr etməkOrta əsrlər Azərbaycan memarlığının incisi sayılan Şirvanşahlar sarayı İçərişəhərin ən hündür nöqtəsində qüdrətli Şirvan hökmdarı I Xəlilullah ibn Şeyx İbrahim tərəfindən ucaldılıb. Tarixi mənbələrin verdiyi məlumata görə, 1420-ci ildə inşasına başlanılan bu əzəmətli sənət abidəsi 30 il müddətinə hissə-hissə tikilib başa çatdırılıb.P.S İçəri şəhərdə Azərbaycan xalçasını almağı unutmayın 5. Miniatür Kitab Muzeyi                                                    Bakı şəhərinin mərkəzində -İçəri Şəhərdə dünyada yeganə Miniatür kitab muzeyi yerləşir. O, 2 aprel 2002-ci ildə öz fəaliyyətinə başlamışdır. 20 ildən artıqdır ki, Zərifə Salaxova, nadir kolleksiyasını toplayırdı. Bu toplam, 47 ölkədən 4000 kitablardan ibarətdir.6. Bakı bulvarında gəzməkDənizkənarı Milli Park Bakı sakinlərinin və qonaqların ən çox xoşladıqları gəzinti və istirahət yerlərindən biridir. Bu park Bakının əvəzsiz incisi olmaqla yanaşı, onun tarixi və müasir simasını təşkil edən xüsusi məkandır. Bakıda dənizkənarı bulvar salınması barədə qərar 1909-cu ildə Bakı şəhər Duması tərəfindən verilib.7. Axşam saatlarında “Flame Towers” binasının gözəliyini qiymətləndrimək“Alov qüllələri" kompleksi ( Flame Towers) — Bakı şəhərində ən hündür bina. Hündürlüyü 190 m-dir. Xarici görünüşü ilə bu tikinti alov dillərini xatırladır.P.S Burada şəkil çəkməyi unutmayın 8. Azərbaycan milli mətbəxinin nemətlərindən dadmaqAzərbaycan kulinariyası öz tarixinə və özünəməxsusluğuna görə digər qonşu xalqların mətbəxindən xeyli fərqlənir. Milli xörəklərimiz dadına və hazırlanma texnologiyasına, həmçinin ədviyyatdan geniş istifadə olunmasına görə daha çox Şərq mətbəxinə yaxındır. Milli mətbəximizdə 2000-ə yaxın xörək növü var. P.S İngilis səyyahı Entoni Cenkinsonun yazdığına görə Şamaxıda Abdulla xanın qonağı olarkən nahar vaxtı əvvəlcə süfrəyə 150 çeşiddə xörək gəlmiş, daha sonra ona 140 xörək növü də əlavə olunmuşdu.9. Nizami küçəsi “Tarqovı”mi küçəsi “Tarqovı”Bakının ən tanınmış və sevimli küçələrdən biri sayılır. Burada fərgli və gözəl kafelərdə, dadlı təamlardan yeyib, şəhərin gözəliyinə baxmaq olar.P.S burada tanınmış çətirli qız heykəli ilə şəkil çəkdirməyi unutmayın 10. Məhşur “Badımcan” taksisi ilə şəhəri gəzməkBadımcan taksiləri məhşur London keblerini xatırladır. Bakıda bu taksilər Londondan fərqli olarıq badımcan rənqindədi və yerli sakinlər arasında ona görə “Badımcan taksi”adı verilib.

Türkiye'den Azerbaycan'a 'Kardeş Desteği'

Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliği ve Türk Kurumları, Ermenistan- Azerbaycan cephe hattı yakınlarındaki Çocuk Mercanlı Köyülülerine istihdam desteği sağlayacak.Proje kapsamında arıcılık, hayvancılık, seracılık ve hediyelik eşya projeleri başlatıldı.Çocuk Mercanlı köyünde düzenlenen tanıtım programına Azerbaycan Ekonomi Bakan Yardımcısı Sahib Memmedov, Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral ile TİKA Bakü Program Koordinatörü Adem Urfa katıldı.Organizasyonla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral, proje ile birlikte Çocuk Mercanlı halkının geçimine bir nebze de olsa katkı sağlamayı amaçladıklarını söyledi.TİKA Bakü Program Koordinatörü Adem Urfa da, Çocuk Mercanlı’da başlatılan 4 projeden arıcılık ve seracılık projelerini TİKA'nın üstlendiğini ifade etti.https://www.turkyurduhaber.org/haber/32763/turkiyeden-azerbaycana-kardes-destegi.html

Azərbaycanda sel təhlükəsi gözlənilir

Yaxın günlər ərzində gözlənilən leysan yağışlarla əlaqədar ölkənin bəzi dağ çaylarından yenidən selin keçəcəyi gözlənilir.Oxu.Az-ın xəbərinə görə, bunu Trend-ə Ekologiya və Təbii Sərvətlər Nazirliyinin Hidrometeoroloji Proqnozlar Bürosunun baş hidroloqu Asif Verdiyev deyib.A.Verdiyevin sözlərinə görə, iyunun 7-si gündüzdən iyunun 11-dək ölkədə qeyri-sabit hava şəraiti müşahidə ediləcək. Bununla əlaqədar ölkənin əksər çaylarında sululuğun artımı, dağ çaylarından, xüsusilə Böyük və Kiçik Qafqazda çaylardan qısamüddətli selin keçəcəyi gözlənilir.O, qeyd edib ki, əsasən, Balakən, Şəki, Oğuz, Qəbələ və İsmayıllının bəzi çaylarından qısamüddətli sel keçəcək. Bir necə gün əvvəl selin keçdiyi Göyçay çayında da yenidən qısamüddətli selin keçəcəyi istisna edilmir.Baş hidroloq əlavə edib ki, selin əsasən iyunun 8-də axşam, iyunun 9-da gecə və səhər keçəcəyi gözlənilir.A.Verdiyev əlavə edib ki, 2018-ci il başlayandan indiyədək Azərbaycandakı çaylarda 9 daşqın və sel hadisəsi olub.Xatırladaq ki, iyunun əvvəlində Göyçayda sel suları nəticəsində avtomobil və piyada körpüləri dağılıb, İsmayıllıda isə güclü yağışlar evlərə və əkin sahələrinə ziyan vurub.

Orta Asya için ortak vize teklifi

Özbek liderin kızı ve Kazakistan meclisi uluslararası ilişkiler, savunma ve güvenlik komitesi başkanı görevini sürdüren Dariga Nazarbayev Orta Asya için ortak vize oluşturmayı önerdiÖzbekistan meclis milletvekilleri ile 4 Haziran tarihinde görüşen Kazakistan Devlet başkanın büyük kızı Dariga Nazarbayeva Orta Asya'da Avrupa ülkeleri arasında uygulanan Schengen tipi vize sistemini oluşturma teklifini önerdi.Kazakistan meclisi uluslararası ilişkiler, savunma ve güvenlik komitesi başkanı görevini sürdüren Dariga Nazarbayeva, Orta Asya'da vizesiz ve sınırları açık bölgelerin oluşturulmasının turizmin gelişmesinde önemli rol oynayacağını belirtti.Dariga Nazarbayeva yaptığı açıklamada, "Biz kardeş halklar olarak birbirimizi iyi tanımamız ve güven ortamını oluşturmamız için turizm potansiyelini geliştirmemiz çok önemlidir. Biz Kazakistan ve Özbekistan'da turizmi geliştirmek, yakın ve uzak devletlerden turist akımını artırmak hakkında konuştuk. Bölgeye gelen turistler aynı zamanda Orta Asyanın tüm devletlerindeki önemli yerleri görmek istiyorlar. Bu nedenden onlar için tek bir vize uygulamasını yola koymamız lazım” dedi.Dariga Nazarbayeva, önerdiği vizenin "Asya Shengeni" veya "Silk-visa" olarak adlandırılabileceğini ifade etti. Özbek milletvekillerinin bu öneriye nasıl tepki gösterdiğine dair bir açıklamaya henüz yapılmadı.http://kabar.kg/tur/news/orta-asya-icin-ortak-vize-teklifi/

Binəqədiyə yeni icra başçısı təyin olundu

Binəqədi rayonuna yeni icra başçısı təyin olunub.Oxu.Az xəbər verir ki, bu barədə prezident İlham Əliyev sərəncam imzalayıb.Sərəncama əsasən, Elxan Allahverdiyev Bakı şəhəri Binəqədi Rayon İcra Hakimiyyətinin başçısı təyin edilib.

Ceenbekov ile Jinping görüşmesi Pekin’de gerçekleştirildi

Çin’e devlet ziyareti gerçekleştiren Cumhurbaşakanı Ceenbekov, Çin Başkanı Jinping ile bir araya geldi.Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov ile Çin Başkanı Şi Jinping Çin’in başkenti Pekin’de görüşme gerçekleştirdi.İki ülkenin liderleri arasında yapılan görüşme, Ulusal Halk Kongresi önünde meydanda gerçekleşti. İki ülkenin milli marşları seslendirildikten sonra Ceenbekov ile Jinping medya temsilcilerine el sıkışarak poz verdi. Daha sonra liderler geniş toplantıya geçmek üzere toplantı odasına girdi.6-10 Haziran tarihleri arasında Çin’de bulunacak Devlet Başkanı Ceenbekov’un Çin Başkanı Şi Jinping, Çin Başbakanı Li Keçiyang ve Çin Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi Başkanı Li Zhanshu ile ikili görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.Taraflar, çeşitli alanlardaki ikili işbirliğini genişletme imkanlarını ve ayrıca diğer uluslararası ve bölgesel çıkarlar konusunu ele almayı planlıyorlar.Görüşmeler bitiminde 10 belgenin imzalanması bekleniyor.http://kabar.kg/tur/news/ceenbekov-ile-jinping-goru-mesi-pekinde-gercekle-tirildi/

FETİH, FATİH ve İŞGAL!

İstanbul’un Fethi!Yani, Türk-İslâm mefkûresinin kanına kan katan mukaddes bir ideâl, KIZIL ELMA ülküsünün en önemli günü.Delikanlı!Dünyanın hiç bir lügatinde olmayan bir kelime.Yazmak istersen kitaplar dolusu anlamı olan bir tefekkür cümlesi.Biri için `o nasıl biri?` diye sorulunca `Delikanlı` demesi yeter.Hatta kız almaya giden ailelere `benim oğlum çok delikanlıdır’ dense yeter…Zira delikanlı; haram yemez, kul hakkı yemez, ekmeğini taştan çıkarır, zalimin hasmı mazlumun dostu olur… Vatanperver olur, yiğit olur… Vatanı için kırk okla surlarda kurşunlanır ama canı yanmaz… Yani adamdır adam bu adamlıkla içerse ecel şerbetini ebedi hayatta hoş geldin diye karşılanır mutlakİşte bu kelime sadece Türkçe `de ve Türklerde vardır…Başka milletlerde de bu tür şeyler olabilir ama işte 1453 destanını sadece o delikanlı Türk`lerin ulvi gayesidir…Bu ulvî gâye uğruna Türkler Müslüman olman önce de, olduktan sonrada seve seve can verdiler ve şehadet mertebesine kavuştular.İstanbul, 1453 tarihine kadar bir çok defalarca çeşitli millet, devlet ve topluluklar tarafından kuşatılıp, işgal edildi.Peygamber efendimizin ;“İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdâr ve onun askerleri ne güzel askerlerdir.” hadîs-i şerîfi, bütün İslâm hükümdar ve kumandanlarının bu şehri fethetmek arzu ve gayretlerini harekete geçiriyordu.Ve birgün!-Yelkenler biçildi, yelkenler dikildi, dağlardan çektirilen, kalyonlar çekildi ve hatta kerpetenlerle surların dişleri söküldü!-Anandan, yardan, serden geçildi ve kanı Göç Destanından, Ergenekon’dan, Gılgamış’tan, Türeyiş `ten gelen kutlu bir bir destanlar yazıldı.-Yüzüne çarpıldı Bizans’ın acizliğini, kabardı sular, hor görmedik kimseyi…-Kırık âbideler yeniden yükseldi…-Kitaplar Fâtih dedi, Selim dedi, Süleyman dedi…Kısacası; TÜRK dedi, İslam dedi…Çok denemişti Konstantin’i İstanbul kılmak!Müslümanlar “Feth-i Mübîn”i gerçekleştirmek için pek çok teşebbüste bulundular.Ama nasip orayı fetih ederek ismine FATİH dedirten Mehmet Han`a düştü.Antik Yunan`dan, Roma`da Bizans’tan, Latin’den tapu Devlet-i Ali-yi Osmaniye`ye geçti…Ve o tapu onun devamı olan ve sonsuza kadar tarihe adını Türkiye Cumhuriyeti olarak yazdıran devlete şu an.Evet, Türk`ler için başlangıç işte 29 Mayıs`tır ve ebediyete kadar İstanbul’un kaderi Türkiye Cumhuriyeti`ne tapuludur.29 Mayıs'ta Fatih'in "Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul'u" diye başladığı macera I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlının topraklarını ve dolayısı ile İstanbul’u işgal edenlere karşı Mustafa Kemal'in "Geldikleri gibi giderler!" sözü ile düşman kovulmuş ve İstanbul'un Türk yurdu olması ebediyet kazanmıştır.İşte bütün bunlara FETİH denir.Bu sonuçları bize gösteren komutanlara da, millete de FATİH denir.Bu fetih Kavimler Göçünden sonraki Türker’in Çağ açıp çağ kapadığı en önemli gündür.Türkün gittiği her yer FETİH içindir.Mazlumlara adalet içindir.Göçten Malazgirt’e, Malazgirt’ten İstanbul’a bu hep böyle olmuştur.Bugün Türkiye’nin Afrin’de, Memriç’te yaptığı mücadelede bir FETİH mücadelesidir.Bugün İstanbul’un tadını en çok çıkaran bir zümre var.Onlar boğazda yudumladıkları rakılar ile hdp’ye oy veren ve AFRİN’e KIZIL ELMA sevdası ile giden Mehmetçiğe ‘işgalci’ diyen kesimdir.Eminim bu kesim Fatih’in İstanbul’a yaptığı sefer döneminde yaşasaydı Fatih’e ‘katil komutan’, Ulubatlı Hasan’a ‘işgalci’ asker diyeceklerdi.Evet Delikanlım!Fatih’in FETİH aşkını içimizde bu kadar Bizans kırıntısı varken asla yüreğinden silme.29 Mayıs Konstantin’eyi Ebedi Türk Yurdu kıldığımız, İSTANBUL yaptığımız gündür.Geldiğimiz gibi Fatih’le kaldık, geldikleri gibi Mustafa Kemal onları gönderdi.Onu yıpratma, onu çiğnetme.Fetih ruhunu hep içinde diri tut.Çünkü sen; FATİH olacak yaştasın.Çünkü sen; Atatürk olacak ruhtasın.

TÜRKSOY'un 25. kuruluş yıldönümü Bolu'da kutlandı

Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY'un kuruluşunun 25. yıldönümü, Bolu'da Geleneksel Ramazan Etkinlikleri kapsamında düzenlenen Türk Dünyası halk türküleri konseriyle kutlandı.TÜRKSOY'un 25. yılını kutlamak ve Geleneksel Ramazan etkinliklerine katılarak ramazan sevincini Türkiyeli kardeşleriyle paylaşmak için Türkiye'de bulunan Türk Dünyası sanatçıları ikinci konserini Bolu'da verdi.Türk Dünyası'nı temsilen Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan'dan gelen sanatçılar, Kazakistan'ın Tırmagambet Orkestrası eşliğinde icra ettikleri geleneksel ezgilerini, Bolu'lu sanatseverler için söyledi.Türk halklarının ortak değeri olan Köroğlu'nun diyarında sahne alan, Azerbaycan'dan Arzu Kurbani ve Muhsin Kurbani, Özbekistan'dan Zahid Yusupov, Kazakistan'dan Sımbat Tasbergenova, Mahat Makulbekov, Magjan Amanjolov, Alimjan Absadıkov, Kırgızistan'dan Janara Şaildabekova ve Türkiye'den Feryal Tüzün Başer'in Keulimjay Botabayev ve Mussilim Amze şefliğindeki Kızılorda Tırmagamed Orkestrası eşliğinde söylediği Türk Dünyası müzik örnekleri, Bolu'lular tarafından ilgiyle izlendi.Bolu'lular, sanatçıların söylediği popüler ezgilere tempo tutarak eşlik etti.Konserin sonunda sahneye çıkan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Emine Davarcıoğlu ve TÜRKSOY Kazakistan Ülke Temsilcisi Askar Turganbayev hediye takdiminin ardından Türk Dünyası sanatçılarıyla aile fotoğrafı çektirdi.Kaynak: www.turksoy.org

Türkiye’den Azerbaycan’a istihdam desteği

Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliği ve Türk kurumları tarfından Ermenistan-Azerbaycan cephe hattı yakınlarındaki Çocuk Mercanlı köyünde iskan eden ailelerin istihdamına katkı sağlamak amacıyla arıcılık, hayvancılık, hediyelik eşya ve seracılık projeleri başlatıldı.Anadolu Ajansı’nın haberine göre projelerin tanıtımı için Çocuk Mercanlı köyünde düzenlenen programa Türkiye'nin Bakü Büyükelçi Erkan Özoral, Azerbaycan Ekonomi Bakan Yardımcısı Sahib Memmedov, Cebrayıl Valisi Kemal Hasanov, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Türkiye ve Azerbaycan İşadamları ve Sanayiciler Birliği (TÜİB), ZiraatBank Azerbaycan yetkilileriyle köy halkı katıldı.Azerbaycan Ekonomi Bakan Yardımcısı Sahib Memmedov, programda yaptığı konuşmada, Türk kurumlarının Çocuk Mercanlı köyünde gerçekleştirdiği projelerin Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin göstergesi olduğunu söyledi. Memmedov, bölgenin kalkınmasına katkı sağlayacak projeleri üstlenen Türk kurumlarına teşekkürlerini iletti.“GERİ DÖNÜŞÜN BAŞLANGIÇ NOKTASI”Büyükelçi Özoral, Çocuk Mercanlı'nın sadece Azerbaycan için değil, tüm Türk dünyası için bir sembol, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in deyişiyle "geri dönüşün başlangıç noktası" olduğunu söyledi.Özoral, projelerdeki amaçlarının Çocuk Mercanlı halkının geçimine katkıda bulunmak, onların yaşam seviyesini biraz daha yukarı çekmek olduğunu vurguladı. Azerbaycan makamlarının burayı örnek bölge haline getirmek istediğini belirten Özoral, "Biz de Türkiyeli kardeşleri olarak bu çabalara destek vermek istiyoruz." dedi.TİKA Bakü Program Koordinatörü Adem Urfa da TİKA olarak, uzun yıllar sonra yerleşime açılan Çocuk Mercanlı köyünün kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla geliştirdikleri projeleri kısa sürede tamamlayacaklarını bildirdi.Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliğinin girişimleriyle Çocuk Mercanlı'da başlatılan 4 projeden arıcılık ve seracılık projelerini TİKA üstlendi.PROJELER NELER?Seracılık projesi kapsamında 15 aileye verilmek üzere her biri 160 metrekarelik seraların yapımına başlanıldı. Temmuz 2018'de tamamlanması öngörülen seralarda domates, salatalık ve yeşillik yetiştirilecek. Sebze fideleri ve gübre de TİKA tarafından temin edilecek. Arıcılık projesi kapsamında da TİKA 15 aileye onar arı kovanı verecek. Hayvancılık projesini ise ZiraatBank Azerbaycan üstlendi. Proje kapsamında köye 3 bin metrekarelik çiftlik kurulacak. İlk aşamada köy halkına 50 büyükbaş hayvan verilecek.TÜİB'nin üstlendiği hediyelik eşya projesi kapsamında köye 400 metrekarelik imalathane kurulacak. Türk kurumları projelerin başarıyla gerçekleştirilmesi için eğitim desteği de sağlayacak.Ermeni ordusunun 1993'te işgal ettiği, Azerbaycan ordusunun 1994'te kurtardığı Çocuk Mercanlı köyünün kaderi, 2016'nın nisan ayında Azerbaycan askerlerinin bölgeye hakim Leletepe'yi işgalden kurtarmasıyla bir kez daha değişmişti. Bölgeye hakim noktaların Azerbaycan ordusunun kontrolüne geçmesinin ardından Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Çocuk Mercanlı köyünün yeniden kurulması talimatını vermişti. Kısa zamanda 50 konut, okul ve cami inşa edilen köye daha önce buradan göç etmek zorunda kalan aileler geri dönmüştü. Çocuk Mercanlı köyünde 100 konut daha inşa ediliyor.QHA

Ukrayna'nın Türkiye Büyükelçiliği’nden “Kırım” hatırlatması

ANKARA (QHA) 4 HAZİRAN 2018 -Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği, Rus işgali altında bulunan Kırım’da işgalcilerin 5-6 Haziran tarihlerinde düzenlemeyi planladığı sözde 4.Uluslararası Livadya Forumu öncesi yarımadada Rusya tarafından organize edilen etkinliklere katılımın kabul edilemez olduğunu hatırlattı.Ukrayna Büyükelçiliğinin Twitter hesabı üzerinden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Kırım'ın işgalci yönetiminin sözde 4. Uluslararası Livadya Foromu'nu (5-6 Haziran, Yalta) düzenlemesi bağlamında, Rusya tarafından geçici olarak işgal edilen yarımadadaki etkinliklere katılımın kabul edilemez olduğunu hatırlatırız.” ifadesine yer verildi.Bilindiği gibi Rus işgalci yönetimi, yasa dışı olarak işgal edilen Kırım’a farklı ülkelerden politikacıları davet ederek ve burada farklı etkinlikler düzenleyerek yarımadanın işgalini meşrulaştırmaya çalışıyor.Ukrayna yasalarına göre ülkenin işgal edilen bölgelerine giriş ve çıkışların ancak Ukrayna devletinin denetimi altında olan kontrol noktaları üzerinden izin alınarak gerçekleştirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde buna uymayan yabancılar hakkında kişisel yaptırımlar uygulanarak, ülkeye girişleri yasaklanıyor.QHA

Çavuşoğlu ve Pompeo görüşmesi

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD'li mevkidaşı Mike Pompeo ile görüştü. Görüşme için ABD'nin başkenti Washington'a dün gelen Çavuşoğlu, bugün sabah saatlerinde ABD Dışişleri Bakanlığına geldi.Toplantının yapılacağı salona girişte basın mensuplarına poz veren iki bakan, herhangi bir açıklama yapmadı. Anadolu Ajansı’nın diplomatik kaynaklara dayandırdığı bilgiye göre Çavuşoğlu ile Pompeo arasındaki görüşme 1 saat sürdü.MÜNBİÇ VE FETÖ ELEBAŞININ İADESİGörüşmede ağırlıklı olarak Münbiç ile ilgili yol haritasının ele alındığı bildirildi.İki bakan arasındaki görüşmede ayrıca Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in iadesine yönelik sürecin gündeme geldiği belirtildi.Çavuşoğlu'nun, Pompeo görüşmesine ilişkin kısa süre içinde basın mensuplarına değerlendirme yapacağı kaydedildi. Bakan Çavuşoğlu, Pompeo görüşmesi için dün geldiği Washington'da Türk toplumu ile iftara katılmış, burada yaptığı açıklamada, "iki ülke arasında Münbiç konusunda varılacak bir mutabakatın, Pompeo görüşmesinin olumlu sonuçlanması halinde uygulamaya geçeceğini ve bunun iki ülke arasında bir dönüm noktası olabileceğini" belirtmişti.QHA

Kırım’a uçuş gerçekleştiren şirkete yaptırım!

Ukrayna Havacılık Servisi, Rusya Federasyonu tarafından işgal edilen Kırım’a yasa dışı olarak uçuş gerçekleştirdiğinden dolayı Suriye’nin Cham Wings Airlines havayolu şirketine para cezası kesecek. PROTOKOL DÜZENLENECEKKonuyla ilgili açıklama yapan Ukrayna Havacılık Servisi Hukuk Bölümü Başkanı Viktor Avdeyev, Ukrayna Dışişleri Bakanlığından Suriye hava yolu şirketi ile ilgili gereken bilgileri aldıktan sonra kuruma para cezası kesilmesi ile ilgili protokol düzenleyeceğini belirtti. ŞİRKET TEMSİLCİLERİ DAVET EDİLDİYabancı hava yolu şirketlerine para cezası kesilmesinin standart bir uygulama olduğunu ifade eden Viktor Avdeyev, “Havayolu şirketine, ihlal ile ilgili davanın incelenemesi ve para cezası kesilip kesilmeyeceğine karar verilecek duruşmaya katılması üzere Ukrayna Havacılık Servisine gelmesi için resmi davet gönderdik. Söz konusu para cezasının tutarı Kırım’a uçuş yasağımızı ihlal eden herhangi bir ihlalci için standarttır, 85 ila 136 bin grivna (3400-5440 dolar) arasında değişmektedir” diye kaydetti. Ukrayna Havacılık Servisinin verilerine göre Suriye’nin Cham Wings Airlines havayolu şirketi, Rusya’nın Soçi şehrinden Akmescit’e ve Akmescit’ten Soçi’ye olmak üzere Nisan ayında 2 sefer gerçekleştirdi.YAPTIRIM LİSTESİNE DAHİL EDİLDİAyrıca Viktor Avdeyev, Cumhurbaşkanının 14 Mayıs tarihli talimatı üzerine Cham Wings Airlines havayolu şirketinin yaptırım listesine dahil edildiğini de sözlerine ekledi.İŞGALCİLER YALTA’DA “FORUM” DÜZENLEDİBilindiği gibi sözde yönetim, 19-21 Nisan 2018 tarihleri arasında Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da sözde "4. Yalta Uluslararası Ekonomik Forumu"nu gerçekleştirdi. Bu yıl foruma, Avrupa, Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın 70 ülkesinden 3 bin politikacı ve iş adamı katıldığı iddia edildi.SURİYE HEYETİ KATILDIKatılımcılar arasında Suriye heyetinin de yer aldı. Yaklaşık 100 kişinin yer alacağı heyette iş adamları, bakanlar, farklı kurum başkanlarının bulundu savunuluyor. Heyetin, Suriye Başbakanı İmad Kamış’ın başkanlığında geleceği ileri sürüldü.QHA

Kerkük seçimlerindeki hilenin arkasında

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Erşat Salihi,yaptığı açıklamada, ”Seçimlere hile karışmasına rağmen hükümetin herhangi bir tepki vermemesi dolayısıyla Türkmenler gösterilerini üçüncü haftasında da sürdürüyor.”ifadesini kullandı.Türkmeneli Cephesi haber sitesine göre Irak’ın tamamında oy pusulalarının elle sayılması için tüm yasal ve hukuki yolları denemekten vazgeçmeyeceklerini aktaran Erşat Salihi, yasama, yargı ve yürütmeden herhangi bir olumlu yanıt gelmediği takdirde Türkmenlerin gösterilerini Bağdat’ta yapacaklarını söyledi. Özellikle hükümet kurma sürecinde Türkmenleri zor günlerin beklediğine dikkati çeken Salihi, şunları kaydetti: "Hükümet kurma sürecinde olası bir Kürt-Şii koalisyonu oluşturulduğu takdirde Kerkük’ün siyasi pazarlık haline gelmesinden endişeliyiz. Bu yüzden Türkmenlerin gösterilerine devam etmeleri gerekiyor." İRAN-KYB ORTAKLIĞI İDDİASIIrak'ta Kerkük'ün peşmergelerden kurtarılması sürecinde, İran'ın Kürdistan Yurtseverler Birliği ile anlaştığı iddiaları gündemde yer alıyordu. Bu seçimlerde yaşanan hilelerde de İran'ın parmağı olabileceği ifade ediliyor. KYB ve İran destekli bazı Şii grupların hükümette işbirliğine gideceği ise bugünlerde yer alan bir başka iddia.Seçimlerden birinci çıkan Mukteda es-Sadr ve hareketi ise Şii mezhebine bağlı olmasına rağmen İran'ın Irak'taki aşırı politik etkisine karşı çıkıyor. Sadr, seçimlerden sonra da İran'a yönelik çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Sadr, Irak'ın birlik içerisinde olmasını ve tüm mezheplere ve kimliklere saygılı olunmasını savunuyor.QHA

Güney Azerbaycan'da Türk dilinde yayın yapan yayınevi sahibi tutuklandı

İran yönetimi altında yaşayan Güney Azerbaycan Türklerinin sahip olduğu Türk dilindeki ender yayınevlerinden birinin sahibi tutuklandı.Araz News haberine göre "Yeni Fikir" yayınevinin sahibi Yusuf Ferzane adlı Güney Azerbaycan Türk'ü, Tahran'da güvenlik güçleri tarafından tutuklandı. Yusuf Ferzane'nin 40 yılı aşkın süredir Türk dili, tarihi ve kültürü üzerine çalıştığı ve bu alanda birçok eseri olduğu belirtildi.Yusuf Ferzane'nin tüm yayınlarının İran hükümetinden izinli olarak yapıldığı öğrenildi. Yusuf Ferzane'nin 100'den fazla Türkçe eseri Güney Azerbaycan Türk topluluğuna kazandırdığı biliniyor.Tutuklama sebebine dair bir bilgi henüz bulunmuyor.QHA